Site icon Serbest Görüş

Bu da oldu; kümese horoz atandı!

Bu da oldu; kümese horoz atandı!


YORUM | BÜLENT KORUCU

Can Dündar’ın mesleğe yeni başladığı günlerde, çalıştığı gazetede “etlerin yenecek halde olmadığı” yönünde haber yapılması isteniyor. Önemsiz görünen haber ertesi gün sürmanşetten veriliyor, ardından kırmızı et fiyatlarının yükseldiği haberleri geliyor. Daha sonra ortaya çıkıyor ki gazetenin patronu Erol Simavi piliç sektörüne girmiş. Dündar bunu medya sahipliğinin haberleri nasıl etkileyebileceğine dair bir ders olarak anlatıyor.

Şimdi tersi bir durum söz konusu galiba; beyaz et üreticileri zan altında, hatta 13 şirkete kayyım bile atandı. Ve bu defa patron sadece bir gazeteye değil, ülkedeki her kuruma hükmeden ve her sektörden para kazanan biri.

İki gündür körlerin fil tarifi gibi bu operasyonun sebebi çözülmeye çalışılıyor. Organize biçimde rekabetin ortadan kaldırıldığı, fiyatların muvazaalı biçimde belirlendiği ve yükseltildiği iddiası var. Sektörü takip eden uzmanlar, tablonun tam tersi olduğunu hatta AKP içindeki kırmızı et lobisini öfkelendirecek kadar orantıyı bozan bir ucuzluk yaşandığını aktarıyor. Kaldı ki suçlama haklı olsa dahi bunu takip edip düzenleyen yetkili kurumlar mevcut. Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu ne güne duruyor?

Önümüzdeki fotografın korku duvarını yükseltmek ve ‘sıra bir gün bize de gelebilir’ endişesini bütün yüreklere salmak dışında bir izahı görünmüyor. Enflasyonda en önemli ve can yakıcı kalem olan gıda sektörüne, züccaciye dükkanındaki fil gibi dalmak başka nasıl açıklanabilir?

Kayyım atanan firmalardan bazıları yabancı sermaye ortaklığında. Anlamakta zorlanılan konuların başında bu geliyor. Çinli otomotiv üreticisi BYD çok ballı teşviklere rağmen kaçıp gitmişken ve ülkeye para girsin diye yeni varlık barışı çıkarılmışken, çökme operasyonlarına devam etmek de neyin nesi? Ya doğrudan yatırımdan tamamen umut kestiler ve illa da kirli para ya da tefeci borcu diyorlar veya iyice dengeyi kaybettiler.

Başsavcılık marifetiyle serbest piyasa ekonomisi korunmaz; yetkili kurumlar aracılığı ile takip edilir gerektiğinde müdahalede bulunulur. Topla tüfekle mücadele, mülkiyet ve girişim hakkını ortadan kaldırmakla kalmaz, sistemi de felç eder. Rekabet Kurumu’nu süs bitkisine dönüştürmüş olursunuz. RK zaten usulsüzlük gördüğünde milyarlık cezayı kesiyor. Ama amaç cezalandırmak değil, çökmek olunca devreye mahkeme koridorları giriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir soruya cevap verirken sehven doğruyu söylemiş ve ‘burası yargı devleti’ demişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı marifetiyle 13 büyük beyaz et üreticisi firmaya kayyım atanması onu bir kez daha haklı çıkardı.

Yargı ve yürütme, ‘yapıyorum çünkü yapabiliyorum’ havasında. Futboldan tavukçuluğa kadar her yere sirayet eden bir yönetim anlayışı bu. Hatırlayın, geçen sezon Süper Lig’de, TMSF’nin iki takımı birden oynadı. Ki bu da hukuka aykırıydı. Şimdi tavukçuluk sektörünün yüzde 80’inin kontrolü devlet denetimine geçti. Ana muhalefet partisine kayyım atayan yapı, kümese horoz atamış çok mu?

Normalde bankacılık sektörünü batışlara karşı güvence altına almak üzere kurulan Tasarruf Mevduatları Sigorta Fonu (TMSF), kayyım mantığının kurumsallaşmış haline dönüştü. Son 10 yılda el koyduğu ve yönetimini devraldığı firma sayısı 1.300’ün üzerinde. Aralarında küçük ilçelerdeki tek şubeli market ve pastaneler bile var. Satılan ve tasfiye edilenler çıktığında şu anda yaklaşık bin firma hala TMSF’nin kontrolünde.

Bırakın yabancı sermaye girişini, yerli yatırımcı da kaçmak için fırsat kolluyor. Haksızlar diyebilir miyiz? Yakında müşterek bahis sitelerinde ‘sıra kimde?’ bahisleri açılırsa şaşırmam.

Tavukçular şöyle diyordur herhalde: Soğan depoları terör yuvası gibi basıldığında sesimi çıkarmadım. ‘Üç harfli marketler’ hedef alındığında görmezden geldim. Patates terör örgütüne oralı olmadım. Ben bunu hak ettim.

Neyse PTÖ (piliç terör örgütü) vatana millete hayırlı olsun.

Sıradakiii!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version