Site icon Serbest Görüş

Beyaz Saray’da kafes dövüşü: Bir maç, iki Amerika!

Beyaz Saray’da kafes dövüşü: Bir maç, iki Amerika!


ADEM YAVUZ ARSLAN | YORUM

Dünya yanıyor. İran savaşı Orta Doğu’yu yeniden ateş çemberine çevirmiş durumda. Ukrayna-Rusya savaşı bitmek bilmiyor. Çin-Tayvan gerilimi her an patlayabilecek bir kriz olarak masada duruyor. Küresel ekonomi kırılgan. Amerikan seçmeni ise hayat pahalılığı ve dış politika krizlerinden bunalmış halde. Herkes İran savaşının bitişini ilan edecek bir anlaşma beklentisinde.

Böyle dönemlerde bir Amerikan başkanının gündeminde ne olur? Daha doğrusu ne olmalıdır? Normal şartlarda diplomasi olur, güvenlik olur, ekonomi olur. Ama Donald Trump’ın gündeminde başka bir şey var. Kafes dövüşü.

Evet, yanlış okumadınız. Amerika’nın İran’la savaşın maliyetini, Kongre’nin yeni askeri harcamaları ve Washington’un çıkış yollarını tartıştığı günlerde Beyaz Saray’ın öncelikli hazırlığı bir UFC (the Ultimate Fighting Championship) organizasyonu.

Üstelik bu sıradan bir spor etkinliği de değil. Beyaz Saray’ın bahçesine dev bir oktagon kuruldu. Binlerce seyirci gelecek. Milyonlarca kişi ekran başından izleyecek. Organizasyon Amerika’nın 250. kuruluş yılı kutlamalarının parçası. Aynı zamanda Trump’ın 80. yaş gününe de denk geliyor.

Bu yüzden mesele spor değil. Asıl mesele şu: Trump dünyaya ne anlatmak istiyor?

Yumrukların mesajı

Amerika’da kuruluş yıl dönümleri her zaman özel olmuştur. Mesela 1826’da Başkan John Quincy Adams geçit töreni izledi, Bağımsızlık Bildirgesi’nin okunmasına katıldı. 1876’da Başkan Grant Amerikalıları ülkenin başarıları için şükretmeye çağırdı. 1926’da Başkan Coolidge özgürlük ve demokrasi üzerine konuştu. 1976’da Başkan Ford Amerikan Devrimi’nin sembol şehirlerini dolaştı, ulusa seslendi.

Detaylar farklıydı ama ortak bir nokta vardı: Kutlamaların merkezinde başkan yoktu. Ülke vardı. Kurucu değerler vardı.

Trump’ın Beyaz Saray bahçesine kurdurduğu kafes ise bu geleneğin tam tersini temsil ediyor. Burada odak noktası Amerika’nın kuruluş hikâyesi değil. Gösterinin kendisi. Dahası, gösterinin başrolündeki kişi. Donald Trump.

Beyaz Saray kimin sahnesi?

Amerikan siyasetinde Beyaz Saray sadece bir bina değildir. Devletin devamlılığını temsil eder. Başkanlar gelir geçer. Beyaz Saray kalır. Bu yüzden geçmiş başkanlar Beyaz Saray’ın ağırlığından güç almaya çalışırdı. Trump ise tam tersini yapıyor. İkinci döneminde Beyaz Saray giderek daha fazla Trump markasının uzantısına dönüşüyor.

Yeni balo salonları… Sürekli televizyon gösterileri… Mimari müdahaleler… Şimdi de UFC gecesi… Trump, Beyaz Saray’ın prestijini kendi siyasi markasının bir parçası haline getiriyor. Bu yüzden bahçeye kurulan kafes sadece dövüşçülerin mücadele edeceği bir alan değil.

Aynı zamanda siyasi bir sahne.

Neden UFC?

Çünkü Trump ile UFC’nin hikâyesi yeni değil. 2000’li yılların başında UFC bugün olduğu kadar popüler değildi. Hatta birçok kişi tarafından marjinal ve kaba bir spor olarak görülüyordu. UFC başkanı Dana White’a ilk destek veren isimlerden biri Trump’tı. Aradan geçen yıllarda bu ilişki bir dostluğun ötesine geçti. Bugün UFC kitlesi ile Trump seçmeni arasında ciddi bir örtüşme var. Özellikle genç erkek seçmenler…

Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönüşünde kritik rol oynayan grup da buydu. Ancak son aylarda işler Trump açısından eskisi kadar kolay görünmüyor. İran savaşı uzuyor. Ekonomik sıkıntılar büyüyor. Kamuoyu desteği geriliyor. İşte tam da böyle bir dönemde Beyaz Saray’daki UFC gecesi sahneye çıkıyor.

Çünkü bu organizasyon aslında siyasi bir mesaj taşıyor: “Ben Washington elitlerinin değil, mücadele eden Amerikalıların lideriyim.”

UFC de bu hikâyenin en uygun sembolü. Güç. Mücadele. Dayanıklılık. Rakibi alt etme. Trump yıllardır kendi siyasi karakterini tam da bu kavramlar üzerine kuruyor.

İran savaşı sürerken!

İşte tartışmanın başladığı yer de burası. Amerikan askerleri Orta Doğu’da görev yapıyor. Washington’da İran krizi nedeniyle yoğun diplomasi trafiği yaşanıyor. Kongre savaşın maliyetini tartışıyor. Peki böyle bir dönemde Beyaz Saray neden haftalardır bir dövüş organizasyonuna hazırlanıyor?

Trump’ın destekçileri için cevap basit. Bu, Washington’un halktan kopmuş siyasi kültürüne karşı verilen bir mesaj.

Eleştirmenlere göre ise durum çok farklı. Onlara göre Beyaz Saray ilk kez bir devlet sembolü olmaktan çıkıp bir siyasi markanın dekoruna dönüşüyor. Aslında tartışma UFC üzerinden yürümüyor. Asıl soru şu: Beyaz Saray neyi temsil ediyor?

Gösteri çağının başkanı

Belki de bu hikâyenin en önemli tarafı burada. Trump’ın Beyaz Saray’da UFC düzenlemesi bir spor tercihi değil. Bir dönemin özeti.

Eskiden siyaset televizyon üzerinden yapılırdı. Sonra sosyal medya geldi. Şimdi ise siyaset ile eğlence arasındaki sınırlar neredeyse tamamen ortadan kalktı. Podcast yayıncıları… YouTube fenomenleri… Influencer’lar… UFC yıldızları… Hepsi artık siyasi hayatın bir parçası. Trump bu dönüşümü herkesten önce gördü ve herkesten daha iyi kullandı. Onun için görünürlük çoğu zaman politikanın kendisi kadar önemli.

Bazen daha da önemli. Bu yüzden Beyaz Saray’daki oktagon yalnızca bir spor alanı değil. Modern Amerikan siyasetinin geldiği noktayı gösteren bir sembol.

Bir maç, iki Amerika

Pazar gecesi kafesin içinde yalnızca iki dövüşçü olmayacak. Aslında iki farklı Amerika karşı karşıya gelecek. Bir tarafta kurumların, geleneklerin ve devlet ciddiyetinin temsil ettiği Amerika. Diğer tarafta siyaseti bir kültür savaşına, bir kimlik mücadelesine ve sürekli bir gösteriye dönüştüren Amerika. Trump hangi tarafta durduğunu çoktan gösterdi. Bugün Washington’daki mücadele sadece Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında yaşanmıyor. Asıl mücadele, siyasetin ne olduğu konusunda veriliyor. Donald Trump bu tartışmanın Kongre salonlarında değil, milyonların izlediği bir kafesin içinde yapılmasını tercih ediyor.

Belki de bu yüzden yıllar sonra insanlar bu UFC gecesini bir spor organizasyonu olarak değil, Trump döneminin ruhunu anlatan en güçlü siyasi sembollerden biri olarak hatırlayacak.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version