Site icon Serbest Görüş

Akademisyen Feyza Akınerdem: Barış herkese anlatılmalı


Barışın herkese anlatılması gerektiğini vurgulayan akademisyen Feyza Akınerdem, ‘Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Mersin’e herkese anlatılması, herkesin kendinden kendi ihtiyacından bir şey bulabilmesi, o hikâye ile özdeşleşebilmesi gerekiyor. Diğer türlü yeni kutuplaşmalara, yeni mikro çatışmalara dönüşebilir’ dedi

13-14 Haziran’da düzenlenen ‘İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ bağlamında Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krizler, muhalefete ve demokrasi alanına yönelik saldırılar, kadın haklarının gaspı, barış ve demokratikleşme üzerine birçok konuda tartışma yürütüldü.

Konferansın ilk gününde Akademisyen Feyza Akınerdem, “Kürt Meselesinin Yeni Anlatıları: Birlikte Yaşamanın Hikâyesi Nasıl Kurulur?” başlıklı bir sunum gerçekleştirerek, yeni sürecin 2015 Çözüm Süreci’nden farklılaştığı noktaları ve dinamikleri anlatarak, toplumsallığın öne çıkarılması vurgusu yaptı. Konferansa dair değerlendirmeler yapan Feyza Akınerdem, “Kürt Meselesinin Yeni Anlatıları”nı derken iki temel noktaya vurgu yapmak istediğini ve yeni süreçte karşılarında yeni kavram setleri olduğunu söyledi.

Feyza Akınerdem, “Bu son 20 yıllık iktidarın içerisinde ise ikinci çözüm sürecini şu anda yaşıyor. Birincisinde farklı anlatılar ve kavramlar öne çıktı.  Burada çok daha yerelden, demokrasi üzerine, insanların aktörleşmeleri ve kültürel hakları üzerine tartışma yürürken; bu dönemde daha makro, bölgesel ve dış politikaya bağlı bir hikâye kuruldu” diye belirtti.

‘Kapsayıcı bir güvenlik inşa edilmeli’

Gelecek kavramının önemli olduğuna vurgu yapan Feyza Akınerdem, “Bu süreçte bize en yeni olan kavram tam da gelecek kavramıdır. Bu gelecek kavramının da altında güvenlik kavramı var. Çünkü güvende olmak, güvende hissetmek ve güvenlik politikalarının revize edilmesi bütün dünyanın ihtiyacı. Sadece yerel bir ihtiyaç değil. Barış güvenlik ihtiyacı ile birlikte geliyor. Ya bunu olumlu da değerlendirebiliriz, olumsuz da. Mesela birinci çözüm sürecinde güvenlikçi anlayış çok eleştiriliyordu. Ama şimdi hem ulusal hem bölgesel hem uluslararası güvenlik meselesinin de ortak bir mesele olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla ortak gelecek kuracaksak bu ortak geleceğin aynı zamanda hepimiz için güvenli olması gerekiyor. Bu güvenlik sisteminin, rejiminin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yani bir ulusçu, ulusalcı bir güvenlik değil daha kapsayıcı bir güvenlik, güven duygusu, güvende hissetme duygusunun olması gerekiyor. Bence en önemli değişim burada” sözlerini kullandı.

‘Hiyerarşik bir ortak yaşam mümkün değil’

Birlikte yaşamın toplumların bir gerçekliği olduğunu söyleyen Feyza Akınerdem, şunları belirtti:

“Özellikle barış süreçleri yeni siyasi özneleşmeler için önemli. Dolayısıyla herkesin öznel yaşam alanının tanındığı, görüldüğü, birinin varlığının diğerinin yokluğuna koşul olmadığı bir ortamdır barış hali. Barış hali, artık bunun tartışılmadığı bir haldir. O hale geldiğimiz zaman ortak yaşamı inşa etmiş olacağız. Ortak yaşam var ama yaşamın koşulları eşit değilse o koşulları eşitlediğimiz zaman biz demokratik bir ortak yaşamdan bahsedebiliriz. Hiyerarşik bir ortak yaşam, ezme ezilme ilişkisi içerisinde bir ortak yaşam, yok sayılma içerisinde bir ortak yaşam tabii ki mümkün değil.”

‘Kadınların karar alma mekanizmalarına katılmadığı yerde barış mümkün değil’

Feyza Akınerdem, ortak yaşamda kadınların rolünün önemli olduğunu ifade etti. Feyza Akınerdem, “Cumhuriyet ilk yüzyılında, Türkiye’de kamusal hayatın içerisinde kadının varlığı, kadının eşit yurttaş olmasını sağlamadı. Bu önemli. Bu durum yaşam tarzından, inancından, etnisitesinden, mezhebinden bağımsız olarak ortaya çıktı. Oysa biz ortak bir kadınlık deneyimi yaşıyoruz. Bu ortak deneyim ise eşit olmama halimizdir. O eşit olmama halimizden eşit olma haline doğru bir kadın yurttaşlık hareketine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kadınların güçsüz olduğu bir ortamda demokrasi, demokrasinin olmadığı bir ortamda eşit yurttaşlığın olmadığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı bir yerde ise eşit yurttaşlık olmaz. Demokrasinin olmadığı bir ortamda da eşit yurttaşlık olmaz. Demokrasi eşit katılımı gerektirir. Kadınların siyasete, karar alma mekanizmalarına eşit katılmadığı, masalara eşit koşullarda oturmadığı siyaset, barış, müzakere ve güvenlik mümkün değil” diye konuştu.

‘Siyaset ve insan arasındaki yabancılaşma kalkmalıdır’

Süreç ve ortak barış inşası tartışılırken toplumun güvensizlik kaygısının hangi araçlarla giderilebileceği ve toplumun hangi ortak değerler etrafında inşaya katılabileceğine ilişkin gündelik yaşamla bütünleşmeye işaret eden Feyza Akınerdem şöyle devam etti:

“Daha güvenlikçi ve bölgesel, ulusal ve uluslararası ihtiyaçların ön plana çıktığı bir anlatı içerisinde aslında somut gündelik ihtiyaçların daha görünmez olduğu, sıradan vatandaşın anlamakta zorlandığı bir kavramsallaştırma, bir soyutlama, bir yabancılaşma yaşanıyor. Siyaset ve insan arasındaki bu yabancılaşmanın öncelikle ortadan kalkması lazım.

Barış siyasetinin toplumsallaşması ve insanların güvenmeleri için kendi gündeliklerine dokunuyor olması lazım. Ulusal, bölgesel ve uluslararası güvenlik insanların gündelik hayattaki güven duygusuna eğer dokunmazsa, onunla ilişkilenemezse, onunla özdeşleşemezse insanlar çok daha fazla endişe içinde yaşarlar. Kendilerinin yok sayılacaklarına, görülmeyeceklerine inanırlar ve bu Türkler, Kürtler Aleviler, Sünniler, kadınlar, erkekler, herkes için geçerli. Bütün gençler, Kürt ve Türk gençleri artık ortak bir şekilde geleceğe yönelik kaygı ve endişe taşıyorlar. Eğer onların gündelik ihtiyaçlarına dokunmazsa siz istediğiniz kadar küresel sistem, küresel gereklilikler, bölgesel dönüşümler anlatın, o insanlar bu sürece güvenmezler.”

‘Herkese anlatılabilmeli’

“Barış herkese anlatılmalı. Barış çok soyut bir kavram. İnsanların kolay kolay anlayacağı bir kavram değil” diye devam eden Feyza Akınerdem, “Herkese;  Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Mersin’e herkese anlatılması, herkesin kendinden kendi ihtiyacından bir şey bulabilmesi, o hikâye ile özdeşleşebilmesi gerekiyor. Diğer türlü yeni kutuplaşmalara, yeni mikro çatışmalara dönüşebilir. Yani siz ‘Barış inşa ediyorum’ derken aslında kullandığınız, anlattığınız kavramlar yeni çatışmaları ortaya çıkarabilir. Nitekim biz 2015’te sürecin kesilmesi ile birlikte çok hızlı bir geri dönüş yaşadık toplumda. Bunu tekrar yaşamak istemeyiz. O yüzden herkesi kapsaması ve herkesi anlatılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Haber: Melek Avcı \ JINNEWS

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version