Süreçte en önemli adımın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün belirlenmesi olduğunu ifade eden DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal, ‘Sürecin ertelenemeyecek konularının başında umut hakkı geliyor’ dedi
Uzun yıllar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapan DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, umut hakkı ve Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu
‘Öcalan’ın koşulları çok belirleyici oldu’
Abdullah Öcalan’ınsürecin baş müzakerecisi olduğunu vurgulayan Newroz Uysal, İmralı’daki mevcut koşulların sürecin ilerlemesini zorlaştırdığını dile getirerek sözlerine şöyle devam etti:
“Sayın Öcalan’ın koşulları, geçmiş dönemde de şu anki süreçte de sürecin kendisinde çok belirleyici ve etkili oldu. Çünkü Sayın Öcalan, Kürt halkının lideri olarak kabul ettiği, tarif ettiği siyasal irade olarak işaret ettiği ve bu sürecin de baş müzakerecisi. Bulunduğu konum ve süreci yürütme biçimiyle dar, kontrollü, sınırlı, bazen belirsiz zaman aralıklarındaki temas halinin süreci büyütmeyeceği; aksine, gerilimleri artıracağı, süreçte sadece güven üzerinden değil, sağlıklı ilerlemesi konusunda da zarar vereceği çokça işaret edildi.
Sayın Öcalan’ın doğrudan kendisinin hitap edemeyeceği, cevap veremeyeceği algı manipülasyonları, saldırılar oldu ve maalesef ki Sayın Öcalan’ın bu baş müzakereci pozisyonuna dönük yoğun bir saldırı gerçekleşti. Sürecin geldiği aşama itibarıyla sürecin kendisinin yasal güvencesi, aynı zamanda süreci yürütenlerin de güvencesi ile paralel işler.”
‘Tartışılan hukuksal statü’
Abdullah Öcalan’ın özgür çalışabileceği, iletişim kurabileceği koşulların yaratılması gerektiğini belirten Newroz Uysal, tartışılan durumun hukuksal statü olduğunu ifade ederek şunları ifade etti:
“Sayın Öcalan’ın statüsü derken, biz Sayın Öcalan’ın siyasal, politik olarak bir statüsünden bahsetmiyoruz. Sayın Öcalan’ın Kürt halkının lideri olduğu, Ortadoğu’da yaratılan değişimlerde demokratik toplumun öncüsü ve fikir babası olduğu, dünyada bugün en çok konuşulan, tartışılan ve öncülük pozisyonu yürütülen kişilerden biri olduğu zaten politik ve siyasal olarak tartışmasız.
Bizim statüden kastımız ve son aylarda tartışılan mesele, geçmiş dönemlerde de ifade edildiği gibi siyasal statü değil, hukuksal statüdür. Yani Sayın Öcalan’ın şu an ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası var, öte yandan bir süreç yürütülüyor. Bu süreç sadece Türkiye’nin değil, bölgenin ve dünyanın da barış atmosferine etki edebilecek kadar önemli bir dönemeçte gerçekleşiyor. Ve bu dönemeçte Sayın Öcalan’ın hukuksal durumu çok çok önemlidir. DEM Parti olarak bizlerin, Sayın Öcalan’ın özgürlüğü dışında bir statü tarif etmesi mümkün değil.”
‘Umut hakkı ertelenemez’
Abdullah Öcalan’ın “Umut hakkı”na ve Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye bu hakkın uygulanması için verdiği süreye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Newroz Uysal, şunları dile getirdi:
“Bu sürecin ya da bizlerin ertelenmeyecek konularının başında umut hakkı geliyor. Umut hakkı meselesi sadece şu an için değil, belki hukuksal olarak 12 yıldır; ama Sayın Öcalan’ın özgürlük koşulları ya da tutukluluk koşulları 27 yıldır aralıksız bir biçimde bizlerin gündeminde. AİHM kararının içeriği, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının karakteri ve infaz rejimi itibarıyla bir değerlendirme mekanizmasını şart koşuyor ve işkence olarak tarifliyor. Türkiye’de de Anayasa’nın 90. maddesi çok açık; AİHM kararlarının Türkiye’deki yasal ve var olan mevzuatların da üstünde olduğu ve uygulanması gerektiğini tarifliyor.
Ancak 12 yılın sonunda, yakın zamana gelirsem, 17 Mayıs 2025 tarihli Bakanlar Komitesi kararında en son umut hakkı gündeme gelmişti ve belki de komitenin en şeffaf, sürecin siyasallığına atıf yapan bir ara karar vermişti komite. Hem yasal mekanizmanın olması gerektiğini, Türkiye’nin bu konuda bir çerçeve çizmesi ve hem kendilerine hem de kamuoyuna açıklaması gerektiğini ifade etmiş; süreçle bağlantılı olarak açıkçası süreç komisyonuna da bir atıf ve işarette bulunmuştu. Ve yine Haziran 2026’da yapılacak toplantıda, İnsan Hakları Komitesi toplantısında tekrar gündeme alacağını ifade etmişti.”
’12 yıldır yasal düzenleme yok’
Bakanlar Komitesi ve AİHM kararlarına rağmen hâlâ Türkiye tarafından yıllardır bir hukuksal adım atılmadığını söyleyen Newroz Uysal, “Aradan o kadar zaman geçti. Komisyon raporu çıktı. Ama umut hakkı meselesine girmedi, girmeyi tercih etmedi. Yasal hiçbir öneride bulunmadı. Bizlerin bu süreçte vermiş olduğu birçok kanun teklifi ne Adalet Komisyonu’nda ne de Meclis Genel Kurulu işleyişinde gündeme alındı.
Bu süre aralığında Bakanlar Komitesi, Türkiye’de ne oldu ne bitti, neden anayasa değişikliği için yasal değişiklik yapılmadı konusunda Türkiye’ye herhangi bir soru ya da bir baskı da oluşturmadı. Ve bu süreç içerisinde halen Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbetin gözden geçirilebilir bir mekanizması yok. Sayın Öcalan’ın umut hakkı meselesi çözülmeden bugün bir hukuksal sözleşme tartışması çok tali kalır, yani bir ara formül olarak kalabilir” diye konuştu.
‘Komite bağlayıcı tutum almalı’
Haziran 2026’da yapılacak toplantıya dikkat çeken Newroz Uysal, komitenin artık Türkiye’ye karşı bağlayıcı bir tutum alması gerektiğini vurgulayarak, şunları belirtti:
“Bakanlar Komitesi maalesef politik davranarak yine topu Türkiye’nin ayağına attı ve haziran ayına doğru gidiyoruz. Halen Türkiye’nin bir değişiklik formülasyonu ve önerisi bulunmuş değil. Komite’den bu haziran ayında yapılacak toplantıda bir ihlal prosedürünün çıkması gerekir. Bugün kendilerini barış, demokrasi timsali sayan ve bunun için mücadele eden kurumların Türkiye’deki demokrasi mücadelesine, barış mücadelesine de aynı zamanda bir katkı sorumluluğudur.
O nedenle Komit’enin alacağı tutum kadar bizlerin burada yürüteceği mücadele de devam ediyor. Çünkü Sayın Öcalan’ın özgürlük koşulları, bir yönüyle umut hakkı, halen bizlerin en temel gündemi. Sokakta, eylemlerde, Meclis’te bunun gerçekleşmesi için her boyutta gerekliliğini, zorunluluğunu ve olmazsa olmaz yönünü açıklamaya, işaret etmeye çalışıyoruz.”
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

