Serbest Görüş

Komün için Mardin pilot bölge olabilir


Artuklu Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Ali Amak, yerel yönetimler ve merkezi tahakküm sistemine, komünlere, anadil projelerine dair gazetemizin sorularını yanıtladı

  • 1980 Anayasası’nda bile kayyum yokken şu anda ana muhalefet partisinin merkezine bile kayyum atanıyor. Mevcut iktidardan bir umut bekleme durumu söz konusu değil. Ancak mücadeleyle Türkiye’yi demokratikleştirebiliriz
  • Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Mardin’i pilot bölge olarak seçebilir. Komisyonlarımız var. Doğru temelde komünlerin yürütülmesine yetecek kadrolarımız var mı? Vardır. Halka aktarımlarımız eksik kalıyor
  • Çalışmalarımız Kürtçe, Arapça, Süryanice, Türkçe yürüyor. Çok dilli kreşimiz 2-3 ay içinde hazırlanıyor. Eğitim kurumlarımızın içinde Kürtçe, Arapça, Süryanice dil öğretmenlerinin kurs vereceği ortamlar oluşturuyoruz

Mehmet Ali Çelebi

Dicle Nehri ile Fırat Nehri arasında yer alan, insanlık tarihinde devrimsel sıçramaların olduğu Kutsal Hilal, Kutsal Yay, Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölgede yer alan Mêrdîn (Mardin) kentindeyiz. Merkez ilçesi Artûklû (Artuklu), Kartal Yuvası diye addedilen Mêrdîn Kalesi’ye göz göze. Dünyada şehirlerin ilk temelini oluşturacak köylerin ilk kez ortaya çıktığı, buğday gibi ürünlerin ilk ekiminin yapıldığı, komünlerin oluştuğu silsilenin kuzey kapısı Mêrdîn ve Artûklû, Mezopotamya’nın otokton halkların beşiği ve uygarlık taşıyıcısı olmuş. M.Ö. 4500’lerden itibaren Subariler, Hurriler, Mitannilerin forma kavuşturup ilk medeniyetlerini oluşturduğu Mêrdîn, masalsı bir tarih yolculuğu. Sırtınızı Mêrdîn Kalesi’ne verdiğinizde Qamişlo sınırındaki Nisêbîn ve Rojava’nın Dirbêsiyê, Amûde kentleri sizi selamlıyor. Subari, Hurri, Mitanni, Sümer, Akad, Asur, Hitit, İskit, Babil, Pers, Makedonya, Abgar, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu’ların egemen olduğu Mêrdîn; İdris-i Bitlisi’nin Kürt mirliklerinden ordu toplayıp Yavuz Sultan Selim’e bağlamasıyla 1517’de Osmanlı yönetimine geçmiş. Ardından cumhuriyet devralmış ve bu son iki dönem kent, inkârla, asimilasyonla, polis-ordu-yargı marifetiyle halkların zindanına dönüştürülmüş. Çok dilli, çok kültürlü kent iktidarlar kışkırtmadıkça ve saldırmadıkça Süryani, Keldani, Ermeni, Kürt, Ezîdi, Arap, Musevi, Şemsiler (Güneşi kutsal sayanlar) Türklerin iç içe yaşadığı, herkesin diline, inancına saygı gösterdiği kentte yerel yönetimlere mercek tutacağız. Soluk soluğa bırakan şiir gibi açık hava müzesi görkemiyle, Dara Antik Kenti, Dayrulzafaran Manastırı, Kırklar Kilisesi, Kasımiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Mêrdîn Kalesi gibi sayısız uygarlığın hafızasının inşa ettiği mirasları taşıyan merkezdeki tarihi ilçede Artuklu Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Ali Amak, yerel yönetimler ve merkezi tahakküm sistemine, komünlere, anadil projelerine dair sorularımızı yanıtladı.

  • Tarihi bir kentin kalbindesiniz. Hem Mêrdîn hem Artûklû olarak bunu söylemek mümkün. Çok dilli, çok kültürlü bir coğrafyanın yerle yöneticisisiniz. Ancak hala Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi’nde kayyum söz konusu. Hakeza kayyumların azledilip yeniden seçilmişlerin göreve getirilmesi beklenirken ‘mutlak butlan’ ile CHP’ye de kayyum atandı. Polisler kapıları kırarak CHP Genel Merkezi’ne girdiler. Bu durumu nasıl izah edersiniz?

Mezopotamya’nın kalbinde olan Mardin’in tarihi kalesinin altında sizi karşılamaktan gurur duyuyoruz, hoşgeldiniz. Evet gerçekten de kentin sorunlarından bir tanesi, öncelikli sorunlarından bir tanesi halkın iradesiyle seçilmiş yerel yönetimlerin, belediyelerin, büyükşehir belediyesinin, halkın yüzde 60-65’inin oyuyla seçilmiş olan belediyelerin bir gece ansızın ’80 darbesi yöntemleriyle, yani belediyelerin etrafına zırhlı araçlar konularaktan askeriyle polisiyle bir bütün olarak gasp edilmesidir. Bu gaspın sonucunda da halkın iradesi hiçleştiriliyor. Halkın iradesinin hiçleştirilmesi halka hizmet değildir. Halka hizmet adı altında yapılan sözde çalışmalar maalesef kişilere yapılan çalışmalardır. Planlarını oluşturmaya dair bir pratiktir. Bunun sonucunu da alamadılar, yani 2016’dan 2026’ya 10 yıldır bu kenti kayyumlar yönetiyor. Dört yılda beş yılda bir seçimler yapılıp halkın iradesi gelse de çok kısa süre zarfında tekrar aynı sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz. Maalesef böyle bir durumla karşı karşıyayız. Sistem, devlet bunu sistematik hale getirmiş. İnsanların seçme ve seçilme hakkının elinden alındığı bir dönemde demokrasiden bahsetmek mümkün değil. Son süreçte 4 Kasım 2024’te Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne tekrardan kayyum atandı. Bu kayyum atamasıyla beraber yaklaşık bir buçuk yıldır kayyumlar devam ediyor. Kayyumun yönetmesi sonucunda halkın ihtiyaçlarına cevap olacak bir çalışma var mı? Maalesef ki hiçbir çalışma yok? Bu kayyumlar sadece iktidara yarıyor. Halkın ihtiyacına cevap verme söz konusu değil. Mevcut durumda gördüğümüz Midyat, Ömerli, Savur, Yeşilli gibi ilçelerde AKP elinde olan belediyelerde kayyumun hizmetlerini görüyoruz. DEM belediyelerinin bulunduğu ilçelerde Mêrdîn Büyükşehiri görmek sözkonusu değil. Açık açık halkı cezalandırmaya dönük. Özellikle Mardin Artuklu’da halkı cezalandırmaya dönük bir pratik içerisindeler.

  • Mahallelere, köylere göre bariz bir ayrımcılık mı söz konusu?

Sadece mahalle ve köylerde değil bir bütün kentin tamamında. Artuklu 2014 yılında ilçe belediyesi olarak oluştu. O dönem Mardin’in nüfusu 800 binken, ilçe olduğunda 150 bindi. Şu anda 200 bin, Kürdüyle, Arabıyla, Süryanisiyle, Keldanisiyle farklı halkların, inançların yaşadığı kentten bahsediyoruz. Uzun yıllardır iktidarın yönettiği bir kentten bahsediyoruz. Ne zaman ki 2024 yılında büyük oy farkıyla bizler bu belediyeleri halkın belediyesi olarak aldıktan sonra kayyumun gelmesiyle ambargo uygulandı. Halk cezalandırılmaya başlandı. Şu anda kentin dört bir tarafında kazılar yapılmış, bu kazıların üst kaplaması yapılmıyor. Kentin caddelerinde, kent sokaklarında, içme sularında, turizmde, inşaat alanında, tarımında belediyeyi göremiyoruz. Yapması gereken çalışmaları merkez ilçe Artuklu’da göremiyoruz. Bu sistem yerelden başlıyor. Beldelerde, ilçelerde, illerde kayyumlar atandı. Kayyumların atanmasıyla maalesef Türkiye’deki muhalefet de net olarak tutumunu sergilemediğinden kaynaklı, şu anda ana muhalefet partisi konumunda olan CHP’nin de genel merkezine kayyum zihniyetiyle bir atama yapılmış. Yargı eliyle oraya kayyum atanmış. Her ne kadar geçmiş genel başkanları olsa bile halkın gözünde, bizim gözümüzde bir kayyumdur.

  • Koalisyon ortağı Bahçeli ‘Ahmetler göreve, Öcalan umuda kavuşana kadar’ gibi bir cümle kullanmıştı. AKP-MHP koalisyonu sadece Ahmet Türk ve Ahmet Özer için mi bir tutum alıyor, kayyum atanan bütün belediyelerde seçilmişlerin getirilmesini engellemeye mi çalışıyor?

İktidarlar, siyasiler seçime dönük pratik içinde olurlar. Ona göre stratejilerini, hamlelerini seçimlere dönük yaparlar. Devlet Bahçeli birebir devletin ve Sayın Abdullah Öcalan’ın söylemleri çerçevesinde olması gerekenleri söylüyor. Ama bir diğer taraftan iktidar ortağı AKP bunu kendine göre farklı yorumluyor ve seçime dönük yatırım yapmak istiyor. Ve süreci zamana yayıyor. Büyük iktidar ortağı AKP’nin seçime dönük zamana yayma noktasında ipe un serme gibi bir pratik içerisinde olduğunu görüyoruz.

  • Mardin’de yaşayan halkları saydınız. Cumhuriyet 103 yaşına geldi, demokratik, özgürlükçü adımlar atmıyor. Yerel yönetimler yasası, yerel yönetimlerin önemi tartışılıyor. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı yeniden gündemleşiyor. Yerel yönetimlerin işlevsel kılınması, halklarla daha sağlıklı zeminlerde buluşabilmesi için nasıl bir yasal düzenleme istersiniz?
Foto: Sefa Teker

Demokratik bir cumhuriyette yaşamadığımızı somut olarak söyleyebiliriz. Demokratik bir bölgede yaşamadığımızı da söyleyebiliriz. Kendi hükümdarlıklarını, kendi iktidarlarını korumak üzere cumhuriyetlerini, devletlerini oluşturmuşlar. 103 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasalarını on yılda bir askeri darbelerle değiştirilmesinin sonucunda 2026’da halen aynı yasalarla, Anayasalarla yönetiliyoruz. Mevcut iktidarın geldiği dönemden beri de 1980 Anayasası’nı bile arar hale geldik. 1980 Anayasası’nda bile kayyum yokken şu anda halkın iradesinin, ana muhalefet partisinin merkezine bile kayyum atanıyor. Birinci olmuş, yaklaşık 1400 belediyenin 800 küsur belediyesini almış bir partiden bahsediyoruz. Farklı gerekçelerle ya da kayyumla dizayn edilmeye çalışılıyor. Mevcut iktidardan bir umut bekleme durumu söz konusu değil. Bizler bir mücadeleyle, halkla beraber mücadele ederek ancak Türkiye’yi demokratikleştirebiliriz, demokratik yerel yönetim anlayışımızı hakim kılabiliriz. Belediye eşbaşkanlarının, belediye başkanlarının, muhtarların, belediye meclislerinin hiçleştirildiği bir dönemden geçiyoruz. Sadece güvenlik odaklı olduğundan kaymakamların, valilerin daha fazla ön planda olduğu bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Tarihte hiçbir zaman için bu kadar rol ve misyon sahibi olmayan devletin yöneticileri şu anda mevcut kayyumla yönetilen yerlerde en üst noktada çalışmalarını yürütüyorlar. Halk bunu kabul etmiyor. İki gündür binlerce insanla yüz yüze sohbetlerimizde bu açık şekilde deklare de edildi. Artık kayyumların kalkması gerekiyor. Artık ülkenin demokratikleşmesi gerekiyor. Artık halkın iradesinin tecelli etmesi gerekiyor. Mardin’de CHP kazandı, Doğru Yol Partisi kazandı, Anavatan Partisi kazandı… DEM Parti’nin kazanmasına niye tahammül edemiyorlar? Çünkü DEM Parti Kürtlerin, Arapların, Arapların, Süryanilerin, Keldanilerin partisidir. Hepsinin partisidir ve hepsinin ortak düşüncesi olan bir siyasi parti olduğundan dolayı maalesef ki iktidarın kabul edemediği bir yer. Ve Artuklu stratejik bir kale. Şu anda Mezopotamya’nın kalesi olduğundan dolayı sistem ve AKP tarafından ciddi şekilde zorlamalar yaşanıyor. Ama biz kesinlikle bunları gerekçe görmedik.

  • İdari, bütçesel, kültürel ve eğitimsel olarak merkezden hangi anlamda yerele yetki devri söz konusu olabilir?

Her şeye ekonomik olarak bakılmaması gerekiyor. İçme suyunu büyükşehir yapıyor, kanalizasyonu büyükşehir yapıyor, parkını ilçe belediyesi yapıyor. Muhtarlıklar kaymakama bağlı. Belediye Meclis üyeleri belediye eşbaşkanlarına, belediye başkanlarına bağlı. Çok başlılıkla beraber ortaklaşmamaktan kaynaklı istediği zaman yetkiyi kendisinde görebilen anlayış var. Örneğin şu anda birinci caddedeyiz, çöp toplama araçlarımız şehir merkezine alınmıyor. Temel ihtiyaç olan mahallenin çöplerini almak için araçlarımız içeri alınmıyor. Bunun kararını veren kim? Kaymakam ve vali. İtfaiyeden tutalım da zabıta arabasına, ambulansa araçların rahatlıkla giriş çıkışı yapılıyorken belediyenin araçlarının şehir merkezine girişinin yasaklanmasının -trafiği engellediği gerekçesiyle- amacı kentin kirli görünmesi, on binlerce insanın şehir merkezine akın ettiği dönemde belediye hizmetlerinin görünür kılınmaması. Kültür müdürlerinin böyle bir alanda üç gün önce yanımızda oturduğundan dolayı soruşturmaya tabi tutulduğu bir dönemden geçiyoruz.

Şu anda tek bir kurum müdürünün selam vermekten korktuğu bir dönemden geliyoruz.

  • İki yıl iki ay oldu göreve geldiğinizden bu yana. Bu süreçte sistem partilerinden farklı olarak ne tür projeler ortaya koydunuz?

Artuklu’da yeşil alanlar yık. Sürekli rant odaklı pratik içerisinde olduklarından dolayı son 30 yıldır çarpık kentleşmenin içerisinden geliyoruz. Çocukların, ailelerin, kadınların, gençlerin, öğrencilerin sosyal yaşam alanlarının olmadığı bir kent. Hızlı şekilde sosyal yaşam alanlarının çoğaltılmasına dönük proje çalışmaları yürüttük. Şehrin göbeğinde yaklaşık olarak 35 bin metrekarelik yeşil alanlar oluşturduk. Geçmiş dönemde 5 yıl içerisinde 3 bin metrekarelik yeşil alan oluşturmuşken biz iki yıl içerisinde oluşturduk. 560 bin metrekarelik kent ormanı dediğimiz alan Artuklu Belediyesi’ne tahsis edilmişken mazbatamızı almadan tahsis iptaline gittiler. Biz mücadele sonucunda kiralama usulüyle orayı halka kazandırdık Artuklu Belediyesi olarak. Sosyal etkinliklerin yapılabileceği bir ortak oluşturuyoruz. Hemen kalenin arkasında Kasımiye Kent Ormanı’nda Hassıt Merene Şenlikleri düzenliyoruz. Süryanisiyle, Kürdüyle, Arabıyla mahalli sanatçılarımız Merene Şenliklerini devam ettirecek. Ekmeğin fiyatı 15 Lira’yken şu anda dört dezavantajlı mahallemizde Halk Ekmeği dağıtımı yapıyoruz.

  • Kentlerin kültürel dokusu yerel yönetimlerde ön plana çıkar. Artûklû gibi yerlerde kültürel mirasın yeni nesillere taşınmasında da dil önemli faktör. Yerel yönetimlere dil ve halkla ilişkiler bağlamında eleştiriler söz konusu. Örneğin bu bölgede Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Arapça gibi diller söz konusu. Dillerin kaybolmaması için yerel yönetimler ne yaptı bundan sonra ne yapabilir?

Biz geldiğimiz zaman Türkçe’nin dışında tabela yoktu. Benim Kürtçe ve Arapça’yı çok iyi bilmemden ötürü bütün çalışmalarımız Kürtçe, Arapça, Süryanice, Türkçe yürüyor. Yeterli midir? Hayır yeterli değildir. Bizler son süreçte eğitim kurslarını hazırlıyoruz.

 

  • Örneğin Kürtçe, Süryanice kreşler var mı?

Maalesef tasarruf tedbirlerinden kaynaklı yer kiralama noktasında ciddi engellemelerle karşı karşıyayız. Şu anda çok dilli kreşimiz 2-3 ay içinde hazırlanıyor. Eğitim kurumlarımızın içinde Kürtçe, Arapça, Süryanice dil öğretmenlerinin kurs vereceği ortamlar oluşturuyoruz. Artuklu Belediyesi olarak ücretsiz vermeye başlayacağız.

  • İlçenizin karşısında Suriye’de Rojava’da Kürtçe tabelaları kaldırıyorlar, okulların adlarını değiştiriyorlar…

Zihniyet aynı zihniyet. Baas rejimi zihniyeti de şu anki el-Şara zihniyeti de Türkiye’deki zihniyetle aynı zihniyet. İran’daki zihniyet de aynı. Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Dış güçler zihniyeti değiştirmekten çok iktidarı değiştirmeye çalışıyor. O da topluma zarar veriyor.

  • Dillerin sürekli filizlenmesi için ekonomi alanında kullanılması önemli. Kapitalist moderniteyi aşacak toplumsal ekonomi, komün çalışmaları var mı? Komünal ekonomi konusunda Artuklu ne yapabilir?
Foto: Sefa Teker

Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Mardin’i pilot bölge olarak seçebilir. Önerim Artuklu’nun pilot olarak seçilmesiyle beraber tüm örgütlü yapılarımızın bize güç katması, bu temelde komünleri oluşturması. Komisyonlarımız var. Komisyon eşittir komündür. Doğru temelde komünlerin yürütülmesine yetecek kadrolarımız var mı? Vardır. Halka aktarımlarımız eksik kalıyor. Adımları atılıyor, ama istediğimiz seviyede değil. Hem kırsal mahallelerimizde hem merkezde çalışmalar sürdürülüyor. Bireysel kaygıları kenara bırakıp toplumsal kaygıları ön planda tutacağımız bir döneme geçmemiz gerekiyor. Stratejik hamlelerle bunu başaracağımıza inanıyorum.

16 kırsal bölgemiz var, 60 da ova bölgesinde olan köylerimiz var. Kırsal bölgede yoğun meyvelerin olduğu bölgedeyiz. Buğday, arpa, pamuk, mısır üretimi yapılmakta. Üzüm, badem, ceviz, zeytin ağaçlarının yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Geçmişte imece usulüyle çalışmalar yapılırdı. Şu anda bireyler kendine mülk olarak gördüğü bir anlayışın içerisinde. Bunu dönüştürmek gerekiyor.

  • Üreticiden düşük fiyatta alınırken şehirde  fahiş fiyata satılıyor. Üretici emeğin karşılığını alamadığından zaman zaman tarlada çürüyor. Yerel yönetimler, komünler alım garantisi gibi bir formül öngörüyor mu?

Açıkçası devlet yasaları üreticinin önünü tıkayıcı pratik içerisinde. Özellikle tarım ve hayvancılık noktasında. Buğday, süt fiyatının devlet tarafından belirlendiği, ama yem fiyatının serbest olduğu, benzinin serbest piyasada olduğu bir sistemin içerisindeyiz. Üretici temel ihtiyacın ya karşılar ya karşılamaz. Birçoğu da iflasın eşiğinde. Yerel yönetimlerin satış garantisi verebildiği alanlar oluşturmamız gerekiyor. Kırsal Hizmetler Müdürlüğü’müzle bu çalışmaların startını vermişiz.

  • Artuklu’da kadınlara gençliğe dönük çalışmalar var mı? Rojava’daki Jinwar örneği verilir. Bu tarz bir çalışma var mı?

Mardin kadınları gerçekten çok ileri seviyede, ön planda çalışmalar yürütüyorlar. Birinci caddede 40’a yakın Kadın kooperatifi var. Kadın Politikaları Müdürlüğü oluşturmamızla beraber çalışmalar yürütüyoruz. Eksikliklerimiz var.

  • Çeteleşmenin arttığı, uyuşturucunun okullara kadar yaygınlaştığı söyleniyor. Mardin için ne söylenebilir? Nasıl önlenebilir?

Öğrenciler, gençler siyasetten, eğitimden, teknolojiden, bilimden uzaklaştırıldı. Gençler kendini gereksiz görüyor. İş imkanı yok, olanak yok. Devlet, yerel yönetimler el uzatmıyor. Gençler çıkış noktası arıyor. Uyuşturucuya, fuhuşa kendini bağlıyor. Özellikle Kürdistan illerinde 2016 yılından sonra bu peak noktasına geldi. 2016’da özyönetim sürecindeki operasyonlarla beraber insanların siyasetten uzaklaştırılmasına dönük pratik içerisine girildi. Sistem tarafından siyasete yapılan müdahale uyuşturucu ve fuhuşa yapılmış olsaydı şu anda bu konuşmayı yapmayacaktık. Ne hikmetse fuhuş ve uyuşturucunun önü açılırken siyasetin önü, gençlerin önü tıkandı. Teknolojide, iletişimde, eğitimde gençlerin önü tıkandı. Bulaşmış olan birçok insanı tanıyoruz, birçoğu üniversite mezunu. Okuyabildiği kadar okumuş maalesef yerleşemediğinden dolayı bunalıma giriyor. Psikolog, sosyologlarla saha çalışmalarımız devam etmektedir.

  • Son yıllarda Kürt kentlerinde peşpeşe petrol ruhsatları, HES, JES, altın madenleri için yerli ve yabancı şirketlere ruhsatlar verildi. Mêrdîn çevresinde ekolojik tahribat söz konusu mu?

Bölgenin birçok alanında olduğu gibi Artuklu’da da GES projeleri almış başını gidiyor. Her ne kadar kıraç bölge denilse bile meralar. 400-500 bin metrekarelik alanların GES projeleriyle donatıldı.

  • Son olarak unuttum dediğiniz mesaj varsa…

Memleketin ciddi sorunları var. Ekonomik, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim noktasında ciddi sorunlar var. Sebebi elbette yerel yönetimlerdir. Biz sorunları çözmeye dönük arkadaşlarımızla, belediye meclis üyelerimizle çalışmaları tamamlıyoruz. Ama elimizdeki olanaklar yetmiyor. 21. yüzyıldayız halen insanlar çamurlu yollarda gidip geliyorlar. Hala insanlar içme suyu bulamıyor, çarşıya çıkamıyorlar. Ulaşım sorunu yaşıyorlar. Kısırlaşmış olan sorunlar, sistemsel sorunlar var. Bunları kısa süre zarfında çözmek gibi de bir durum söz konusu olmadığından açıkla özeleştirisini veriyoruz. Bazı noktalarda yetersiz kaldığımızı da söyleyebiliriz.

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version