Serbest Görüş

Kirmancki’ye soluk oluyorlar: Geçmişin hafızasını klamlarla koruyoruz


Müzisyen Zeynep Kılıç, ‘Klamların hepsinin bir geçmişi ve hikayesi var. Örneğin 38’den (Dêrsim Tertelesi) bu yana var olan o hafızayı bu klamlarla koruyoruz’ dedi. Sanatçı Musa Baki ise, ‘Dil kökümüzdür. Kökümüzden koparılırsak kayboluruz’ diye belirtti

Asimilasyon ve otoasimilasyon kıskacındaki Kürtçenin Kirmanckî lehçesinin yaşatılmasında kültür ve sanat önemli bir rol oynuyor. Sanatçılar Zeynep Kılıç ve Musa Baki, hem yazarak hem söyleyerek hem de çocuklara öğreterek Kirmanckî’yi ileriye taşımaya çabalıyor.

Zeynep Kılıç, müzik hayatına İstanbul’da başladı ve Arif Sağ Müzik Eğitim Merkezi’nde ders aldı. Sonrasında Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇAKM) bünyesinde kurulan grupta yer alan Zeynep Kılıç, uzun bir süre politik müzik yaptı ve birçok yerde sahne aldı.

Kirmanckî’nin yok olmaya yüz tuttuğunu farkına vardığında ise kendi dilinde şarkılar söylemeye başladı. İlk albümü de kendi dilinde oldu. 14 yıldır Dêrsim’de yaşıyor ve çocuklara Kirmançkî öğretiyor.

Dil insanın kendisidir

Zeynep Kılıç, Kirmançkînin kentte yeteri kadar konuşulmamasından dert yanarak, “Devlet dairelerine, resmi kurumlara gittiklerinde lazım olmamış. İşe girdiklerinde, işe gittiklerinde lazım olmamış. Ne yapacaklar bu dili öğrenmekle! Böyle düşünüyorlar. Ama şunun da farkında değiller; bu dil insanın her şeyidir. Dil insanın kendisidir. Dil kaybolduğunda sen de kayboluyorsun. Dilin yoksa kendini nasıl tanımlayacaksın? İnsan yaşamını dil üzerinden yürütür. Kültürün, kimliğin… Her şey o dilin içindedir. O kaybolup gittiğinde sen kendini nasıl tanımlayacaksın? Bu bizim için acı bir durumdur. Uzaklaşmışız dilimizden” diye konuştu.

Kayyım kültüre dair bir şey bırakmadı

“Bu konuda neler yapabiliriz?” sorusu üzerine bazı sanatçılarla birlikte Dêrsim Belediyesi’nde çocuk korosu kurduklarını belirten Zeynep Kılıç, yaklaşık 100 çocuğun koroya katıldığını aktardı. Çocuklara Kirmançkî klam söylemeyi ve saz çalmayı öğrettiklerini ifade eden Zeynep Kılıç, aynı zamanda tiyatro ve dil kursları da verdiklerini dile getirdi. Belediye kayyım atanmasıyla bu çalışmaların tamamının son bulduğuna dikkati çeken Zeynep Kılıç, “Benim 150 öğrencim vardı. Kayyım geldi görevden aldı. Topluma, bu kültüre saygıları yoktu. Kayyım gelir gelmez kültüre dair ne varsa hepsini durdurdu. Hiçbir şey bırakmadı” diye konuştu.

‘Kendi dilimizle cem bağlıyoruz’

Kirmanckî’nin evde konuşulmasının önemine değinen Zeynep Kılıç, klamların aynı zamanda dile ve kültüre dair hafızayı da koruduğunu vurguladı. Zeynep Kılıç, “Dil insanın hafızasıdır. O hafızayı unuttun mu her şeyi unutuyorsun. Mesela sabahları uyandığımızda minnetimizi (yakarış/dua) kendi dilimizle yapıyoruz. Kendi dilimizle cem bağlıyoruz. Ayrıca kendi insanlarınla yaşanmış olaylar üzerine, hikaye ve masallar üzerine konuşunca anadilinle o hafıza üzerinden konuşabiliyorsun. Şakalaşmaları, birbirine takılmaları, ağlamaları, doğuş ve varoluşları bu dilin ruhuyla oluyor” diye konuştu.

Müzik hayatına İstanbul’da başlayan sanatçı Musa Baki de Kirmanckî besteler yapıyor. 3 yıl önce Dêrsim’e yerleşen Baki, en son Metin Kemal Kahraman ile birlikte Pülümür yöresine ait olan “Mele” şarkısını seslendirdi.

Anlayıp konuşamamak!

“Kendimizi dilimizde buluyoruz” diyen Musa Baki, Kirmanckî’nin kaybolmakla karşı karşıya olduğunun altını çiziyor. İstanbul’dan Dêrsim’e geldiğinde Kirmanckî’nin çok konuşulmadığını gördüğünü belirten Musa Baki, “Özellikle gençlere ‘neden konuşmuyorsunuz’ diye sorduğumda bilmediklerini söylüyorlar. ‘Ben İstanbul’da konuşuyorum siz nasıl burada bilmiyorsunuz’ diyorum ama anladıklarını fakat konuşamadıklarını söylüyorlar” dedi.

‘Hafızayı klamlarla bugüne taşıyoruz’

Musa Baki, “Dilimize ve kültürümüze çok önem vermiyoruz. Başkaları Kirmanckî şarkılara bayılıyor ama biz önem vermiyoruz ya da farkında değiliz” diye kaydetti. Seslendirdikleri klamlarla bir hafızayı da taşıdıklarının altını çizen Musa Baki, “Klamların hepsinin bir geçmişi ve hikayesi var. Örneğin 38’den (Dêrsim Tertelesi) bu yana var olan o hafızayı bu klamlarla koruyoruz. Küçükken dinlediğimiz klamlar hala kulağımızda. Geçmişteki hafızayı klamlarla bugüne taşıyoruz” şeklinde konuştu.

Kirmanckî’nin konuşulması gerekiyor

Musa Baki, Kirmanckînin sadece şarkılarla korunamayacağının da altını çiziyor. Dilin eğitim dili olması gerektiğini belirten Musa Baki, bu noktada özellikle ailelere çok iş düştüğüne dikkati çekiyor. Musa Baki, “Anne ve babalar çocukları ile konuşmalı, öğretmeliler. Çocuklar öğrendiği zaman unutmazlar. Okullardaki seçmeli derslere çocuklarını yazmalı ve göndermeli. Yani Kirmanckî’nin konuşulması gerekiyor. Gerekirse bu konuda kampanyalar yapılabilir” dedi.

“Dil kökümüzdür. Kökümüzden koparılırsak kayboluruz” diyen Musa Baki, “Elimden geldiğince üretmeye devam edeceğim” dedi.

Haber: Diren Yurtsever / MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version