Dargeçit JİTEM Davası’nda mahkemenin verdiği beraat kararlarının ardından mağdur avukatlarının yaptığı temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, dosyanın 30 yıllık ‘zamanaşımı’ süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında 3’ü çocuk 7 sivilin gözaltına alındıktan sonra öldürülmesi ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın kaybedilmesine ilişkin olan “Dargeçit JİTEM Davası” ile ilgili “zamanaşımı” kararı vererek, dosyayı düşürdü.
Kerboran JİTEM Davası’nda 18 sanık hakkında 4 Temmuz 2022’de Adıyaman 1’inci Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildi. Bunun üzerine mağdurların avukatları, aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz’ın da olduğu 18 sanık hakkındaki beraat kararını Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını “yerinde” görerek, istinaf talebini reddetti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) adına dosyayı takip eden Avukat Erdal Kuzu, istinaf kararının ardından dosyayı Yargıtay’a taşıyarak, yerel mahkemenin kararının bozulmasını istedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi incelediği dosyada 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin 8 Mart 2026 tarihi itibari ile dolduğunu savunarak, dosyanın “zamanaşımı” gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi.
Yargıtay oy birliğiyle davayı düşürdü
Yargıtay; dava devam ederken hayatını kaybeden 3 sanık ile beraber 15 sanık hakkında “(…) yargılama konusu eylemleri için dava zamanaşımı süresi yönünden lehe olan 765 sayılı Kanun’un 450/4-6. maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı 765 sayılı Kanunun 102/1. maddesi uyarınca 20 yıllık olağan ve 104/2. maddesi uyarınca 30 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin bulunduğu, buna göre eylem tarihlerinin esas alınması suretiyle temyiz incelemesi tarihine kadar olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu tespit edildiğinden, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir” ifadelerini kullandı. Yargıtay, kararın devamında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesinin, 18 Nisan 2024 tarihinde verdiği beraat kararının da bozulmasına ve ilgili maddeler kapsamında “gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle” dosyanın düşmesine oy birliğiyle karar verdiğini belirtti.
Dava sürecinde neler yaşandı?
Mêrdîn’in Kerboran ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedildi. Söz konusu kaybedilmelerle ilgili dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin ile Faruk Çatak, Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik, Osman Demir, Bahattin Ergel hakkında, “Taammüden öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. 30 Ekim 2014 tarihinde söz konusu soruşturmanın davaya dönüşmesi sonucu Mîdyad’ta (Midyat) yargılama başladı. Daha sonra “güvenlik” gerekçesiyle Semsûr’a (Adıyaman) taşınan davanın 13 Mart 2017 tarihinde görülen 7’nci duruşmasında, dava dosyası bu kez Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara’daki mahkemenin davayı kabul etmemesi üzerine Yargıtay dava duruşmalarının tekrardan Semsûr’da görülmesine karar verdi.
JİTEM itirafı yapıldı
Dargeçit JİTEM Davası’nda bugüne kadar yaşanan gelişmelere ve itiraflara rağmen sanıkların tutuksuz yargılanmasına devam edilirken, dosyada yaşanan çarpıcı gelişmelerin başında dönemin Mardin İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Muhammet Demirel’in şüpheli sıfatı ile verdiği ifade geldi. Demirel, 6 Haziran 2013’te JİTEM’in varlığını itiraf ettiği ifadesinde, “O dönem Mardin İl Jandarma Komutanlığı içerisinde ayrı bir binada ‘JİT’ dedikleri jandarma istihbarat timinin olduğunu, bunların hiyerarşik olarak Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na değil, Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na bağlı olduklarını, bu timin toplam 5-6 rütbeli personelden oluştuğunu, ayrıca bunların kullandığı sivil elemanların da olduğunu, bu rütbelilerin kendilerine bağlı çalışmadığını ve genelde kod isim kullandıkları için isimlerini ve faaliyetlerini bilmediğini” belirtti.
Savcıya hiç ulaşılamadı
Mahkeme heyetinin dinlenmesi yönünde müzakere kararı aldığı dönemin savcısı Adem Kul’a ise yıllardır ulaşılmadı. Mart 2017’de “adresine ulaşılamadığı” iddia edilen Kul’un, 21 Temmuz 2016’da Samsun’daki Fethullah Gülen Cemaati soruşturması kapsamında tutuklandığı ortaya çıktı. 18 Ocak 2018 tarihine kadar tutuklu olmasına rağmen “adresine ulaşılamadığı” gerekçesiyle dinlenmeyen Kul, “etkin pişmanlık yasasından” yararlanarak, tahliye edilmiş ancak buna rağmen halen adresine ulaşılamadığı ileri sürüldü.
Cinayetin koordinatları
Dosyaya eklenen 2 Kasım 1995 tarihli tutanakla davanın seyri de değişti. Söz konusu tutanakta silah deposu olduğu bildirilen Dilan (Ulaş) köyü doğusundaki (50-51) koordinatlarından bahsedilirken, Mardin İl Jandarma Komutanlığı söz konusu koordinatların 2 Kasım 1995’teki tutanakta geçen “50-51 koordinatları” ile Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu 2015 tarihli tutanaktaki Dîlan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatlarının aynı olduğunu bildirdi.
Kemikler bulundu
Beraat kararının gerekçeli kararında ise, 7 kişiye ait kemiklerin bulunmasına rağmen tanık beyanlarının “yalnızca duyuma dayandığı” iddia edildi. Resmi makamlar tarafından mahkemeye gönderilen cevap yazıların sanıklar aleyhine olduğu iddiasında bulunan mahkeme, resmi yazıların “tanık beyanlarını doğrular nitelikte olmadığını” öne sürdü. Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2015’te dosyaya gönderilen ve “cinayetlerin resmi koordinatları” olarak tanımlanan yazıya ise değinilmedi. Söz konusu kararda, Mehmet Tire’nin yaralandığı güne ait tutanaklara dikkat çekilerek, olayın yaşandığı Dîlan köyünün doğusundaki (50-51) koordinatların Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu Dîlan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatları ile aynı olduğu belirtildi.
Beraat kararı
Katledilen ve kemikleri kuyularda bulunan 7 kişinin kemiklerinin delil olarak görülmediği gerekçeli kararda, Hayat Altınkaynak ile gözaltına alınarak annesinin gözü önünde işkence edilen Davut Altınkaynak hakkında “resmi kayıtlarda herhangi bir gözaltı işlemine rastlanmadığı” iddialarına yer verildi. Mahkeme kararının gerekçesinde, “somut delil olmadığı” iddiasında bulunulurken, şunlar öne sürüldü: “Yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında soyut isnat ve iddialar haricinde, sanıkların atılı suçları kanunî tanıma uygun şekilde işlediklerini tereddütsüz ortaya koyabilecek nitelikte, ceza hükmü kurabilmeye elverişli, her türlü kuşkudan arınmış, somut, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmiştir.”
İstinaf kararı yerinde buldu
Ardından Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınarak istinaf edilen dosyada Bölge Adliye Mahkemesi de kararların “yerinde” olduğunu savunarak, “Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre ilk derece mahkemesinin kararlarında düzeltme nedenleri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından; istinaf edenlerin istinaf nedenlerinin reddine” diye karar verdi. Mahkeme ayrıca hayatını kaybeden sanık korucular; Fethullah Çelik’in Naif Çelik ve Ramazan Savcı’nın da ölümleri dolayısıyla haklarındaki yargılama düşürüldü.
Haber: Ahmet Kanbal / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

