Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün hayati önemde olduğunu belirten Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Jeff Miley, fikirlerinin halklara umut olduğunu söyledi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri dünya çapında merakla takip edilirken toplumlara sunduğu çözüm modelleri akademi dünyasında da ilgiyle karşılanıyor. Çalışmalarında demokratik konfederalizm gibi devlet dışı radikal demokratik modelleri inceleyen Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Jeff Miley, Medya Haber’den Erem Kansoy’a konuştu.
Liberal demokrasilerde büyük ölçüde cehalet durumu yaşandığını belirten Miley, “Bunun sebebi insanların fiilen kendilerini yönetmeye alışık olmamalarıdır. İnsanlar kendi yönetimlerinden çok yabancılaşmış durumdalar. Bu yüzden doğrudan demokrasiye dayanan demokratik konfederal modelin en büyük avantajlarından ve erdemlerinden birinin, katılımcı bir demokratik model olması olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu modele katılırlar ve böylece yurttaşlık erdemlerini geliştirebilirler. Dolayısıyla yurttaşlık krizi bir meseledir ve yurttaşların yabancılaşması da başka bir meseledir. Ayrıca demokratik konfederalizm belediyelerin egemenliğini sürdürdüğü için, büyük şirketlerin demokratik süreçler üzerindeki oligarşik kontrolünü de ortadan kaldırabilir; en azından prensipte bunu yapabilir. Bu nedenle mevcut demokrasilerde ekonomik eşitsizliklerle bağlantılı sorunları da ciddi biçimde ele alabileceğini düşünüyorum. Ayrıca yurttaşların güçlendirilmesi sayesinde, dış politika mekanizmasını kontrol eden hesap vermez oligarşiler ve klikler de halk karşısında hesap vermek zorunda kalabilirler. Bu nedenle bütün bu alanlarda, demokratik konfederal model gibi doğrudan demokratik bir modelin, mevcut liberal demokratik statükoya kıyasla çok büyük ilerlemeler sağlayabileceğini düşünüyorum” diye belirtti.
Komünal ekonominin önemi
Komünal ekonomiler inşa etme çabalarına değinen Miley, “Rojava’daki deneyim, radikal demokrasi düzeyi ve kadın özgürlüğü açısından çok daha gelişmişti. Ancak devrimin ekonomik boyutu, diğer devrimci boyutlara kıyasla görece daha az gelişmiş kaldı. Aynı şekilde ekolojik yaşam boyutu da daha çok bir hedef ve ideal olarak kaldı. Bence bunun bir kısmı savaş ekonomisinin zorunluluklarından kaynaklanıyordu. Ancak devletsizlik meselesi, devlet olmadan radikal bir alternatifin, özellikle de radikal bir ekonomik alternatifin kurulabilmesi açısından ilginç bir soru ortaya koyuyor.
Ben komünlerin ve kooperatiflerin gelişmesinin bu yönde ciddi bir katkı sağlayabileceğine inanıyorum ve bunun gelişmemesi için hiçbir neden görmüyorum. Ancak savaş koşullarında bunu gerçekleştirmenin zor olduğunu düşünüyorum. Ayrıca demokratik konfederal deneyin ortaya çıkabilmesinin nedenlerinden birinin de savaş ve devlet otoritesinin çöküşü olduğuna dair güçlü nedenler var” dedi.
Komünal yaşamın önemi
Abdullah Öcalan’ın son yazdığı manisfesto ve demokratik komünal toplum inşası yaklaşımını değerlendiren Miley, “Evet, bence o haklı. Her şey aşağıdan yukarıya, komünal yaşamla ve komünler meselesiyle başlamak zorunda. Ve bunun PKK’nin silahsızlanma süreciyle el ele gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda PKK kadrolarının siyasal sürece ve sivil topluma aşağıdan yukarıya entegrasyonu da komünlerin inşası üzerinden gerçekleşebilir. Bence Rojava deneyimi, radikal doğrudan demokrasinin nasıl bir alternatif sunabileceğine dair çok büyük bir ışık tuttu. Ancak sürekli savaş koşulları içerisinde var olmak zorundaydı. Bu da toplumun devrimci dönüşümünü ilerletmek açısından çok ciddi zorluklar yarattı. Öcalan’ın şu anda ortaya koyduğu asıl büyük umut ise, barışın ve sivil toplum özgürlüklerinin kurulabileceği koşullarda komünal toplumun aşağıdan yukarıya inşa edilebilmesidir” diye konuştu.
Demokratik entegrasyon
Demokratik entegrasyonu nasıl anlaşılması gerektiğine dair konuşan Miley şu ifadeleri kullandı: Ben Kaliforniya’dan geliyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde siyah radikal hareket içinde entegrasyon meselesi üzerine çok sayıda tartışma vardır. Entegrasyonun arzu edilir olup olmadığı ya da Afro-Amerikan toplum için milliyetçi bir alternatifin daha mı uygun olduğu tartışılır. Dolayısıyla ‘entegrasyon’ sözü kulağıma hoş gelen kavram değil. Ancak yine de bunun yok oluşu önleyebilecek bir adım olduğunu görebiliyorum. Çünkü Kuzey Doğu Suriye’de Kürtlerin yok edilmesi yönünde gerçek bir tehlike vardı. Türkiye’de Kürtler için de vardı, İran’daki Kürtler için de vardı; gerçek bir imha tehlikesi söz konusuydu. Demokratik entegrasyon süreci, bir barış sürecinin parçasıdır. Bu süreç, aşağıdan yukarıya demokratik komünalizm ve demokratik konfederalizm gibi daha kapsamlı alternatiflerin kurulabilmesi için gerekli siyasal alanı açan ilk adımdır.”
Batı’nın devrime yaklaşımı
Batı’nın Rojava deneyiminden bu yana Kürt hareketine ilham duyan, dayanışma göstermeye çalışan çok sayıda insan olduğunu belirten Miley, “Gerçek anlamda iyi uluslararası dayanışma örnekleri olduğunu düşünüyorum. Ben Kürt siyasetiyle ilk kez 2014 Aralık ayında Rojava’ya giden akademik bir delegasyonda tanıştım. David Graeber da o delegasyondaydı. Ve bence onun orada olanlara karşı gerçek bir ilgisi vardı. Gerçek zamanlı bir devrimin yaşandığını düşünüyor ve devrimci siyasetin zorluklarını gerçek bir devrim üzerinden anlamaya çalışıyordu.
Janet Biehl de oradaydı. Hepimiz bir anlamda gerçek bir devrimin var olduğu düşüncesinden etkilenmiş durumdaydık. Dolayısıyla bir miktar romantikleştirme de vardı diyebilirim. Ama bunun bizi eleştirel bir bakış açısı geliştirmekten alıkoyduğunu düşünmüyorum. Eleştirel dayanışma geliştirebildik. Fakat eleştirel dayanışma gerçekten çok zor bir şeydir. Çünkü ya romantikleştiren insanlar olur ya da hiçbir şeyi derinlemesine düşünmeden alaycı ve küçümseyici yaklaşan insanlar olur. Eleştirel dayanışma pozisyonu almak herkes için zordur. Ama özellikle küresel kuzeyden insanların, küresel güneydeki devrimci bir süreçle dayanışma kurması dekolonyal hassasiyetler gerektirir” dedi.
Kürt hareketinin etkisi
“Kürt hareketinin Batı’daki toplumsal hareketler arasında devrimci hayal gücünü yeniden canlandırmada çok önemli bir rol oynadığını düşünüyorum” diyen Miley Şu ifadeleri kullandı: “Özellikle anarşist çevrelerde ama daha genel olarak da bu devrimci sürece büyük bir ilgi oluştu. Öcalan’ın fikirlerinin yayılmasıyla birlikte insanlar Murray Bookchin’in fikirlerini de yeniden keşfettiler. Liberter sosyalist fikirler, liberter belediyecilik fikirleri ve demokratik konfederalist fikirler biraz daha kök salmaya başladı. İnsanlar bu alternatifin gerçekten var olduğunu anlamaya başladılar. Bu sadece Batı’daki toplumsal hareketlerle sınırlı değil. Ben Nairobi’deki gecekondu mahallelerinde çok zaman geçirdim ve demokratik konfederalizm fikirleri orada da büyük bir ilgi ve tutkuyla karşılandı. Her zaman tartışmasız değildi elbette ama hareket içinde yeni imkanların var olduğuna dair ciddi bir anlayış yarattı. Aslında Batı’daki toplumsal hareketlerin, Rojava gibi gerçek yaşam örneklerinden ve Kürt hareketiyle kurdukları organik ağlardan güç kazandığını düşünüyorum. Ama bence Kürt hareketi, devletin zayıf olduğu dünyanın başka bölgelerinde çok daha etkili olma potansiyeline sahip.
‘Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü hayati önemdedir’
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlaması konusunda çağrıda bulunan Miley şu ifadeleri kullandı: “Gerçek müzakerelerin yürüyebilmesi için Öcalan’ın özgürlüğü hayati önemdedir. Çünkü o, milyonlarca Kürt insanı için bir lider ve ilham kaynağıdır. Ayrıca öz belirlenim anlayışını dünya tarihsel ölçekte yeniden tanımlamış bir figürdür. Öz belirlenimin illa bir ulus-devlet kurmak anlamına gelmediğini; bunun yerine aşağıdan yukarıya radikal doğrudan demokrasi ve devlet dışı bir paradigma anlamına gelebileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle onun dünya tarihsel bir figür olduğunu düşünüyorum. Ama aynı zamanda Nelson Mandela gibi, hareket içinde barışı sağlayabilecek ve güvence altına alabilecek otoriteye ve meşruiyete sahip bir figürdür. Aynı şekilde PKK’nin parçası olmuş ve şimdi barışçıl bir siyasi hareket ile sivil toplum içinde yer almak isteyen insanlar için de gerçek hukuki güvenceler sağlanmalıdır. Kürt kimliği ve Kürt dili konusunda anayasal tanınmaların da çok olumlu olacağını düşünüyorum. Ancak şu anda en önemli mesele, gerillanın sivil topluma barışçıl ve demokratik entegrasyonu için gerekli koşulların güvence altına alınmasıdır.
Özgürlük hareketlerinin öncüsü
Miley, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Hareketin, demokratik konfederal ideallerin kapsamı konusunda yaratıcı ve iddialı düşünmesi çok önemlidir. Bu fikirlerin dünya çapında ne kadar çekici olduğunun farkında olunmalı. Özellikle dediğim gibi Nairobi’de bu fikirler büyük bir tutkuyla sahiplenildi. Bence Afrika’nın başka bölgelerinde de demokratik konfederalizm üzerine ciddi tartışma alanları var. Sadece Afrika’da değil, devletlerin ciddi krizler ve baskılar yaşadığı her yerde insanlar kendi kaderlerini kendi ellerine alma ve aşağıdan yukarıya öz yönetimci, radikal doğrudan demokratik alternatifler yaratma fırsatı buluyorlar. Kürt hareketi çok büyük bir deneyime sahip ve bence kendisini dünya çapındaki özgürlük hareketlerinin öncüsü konumuna yerleştirebilir.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

