Dêrsim’deki Düzgün Baba ziyareti ardından Bazarcix’taki (Pazarcık) Elif Ana Türbesi’nin saldırıya uğramasına tepki gösteren DAD Eşbaşkanı Zeynel Kete, ‘Planlı bir saldırı. Yüz yıllık projenin ürünüdür. Yüz yıl önce geliştirilen katliamlardan hiç farkı yok’ dedi
Dêrsim’in Nazımiye ilçesinde bulunan ve Alevi inancı için en önemli merkezlerden biri olarak kabul edilen Düzgün Baba Mekanı, 15 Mayıs’ta kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıya uğradı. Mekanda, “Ayak İzleri” olarak bilinen kutsal nişaneler kazınarak tahrip edildi. Bir gün sonra ise Maraş Bazarcix’taki (Pazarcık) Elif Ana Türbesi yerleşkesindeki Mehmet Baba heykeli sabah saatlerinde saldırıya uğradı. Başlatılan soruşturma kapsamında Adıyaman’dan Pazarcık’a geldiği belirtilen M.S.Ç. isimli şahıs gözaltına alındı.
Alevi inanç merkezlerine yönelik peş peşe gelen saldırılara tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Zeynel Kete, değerlendirmelerde bulundu.
Alevi kutsallarına yönelik bu tip saldırıların yeni olmadığını belirten Zeynel Kete, “Cumhuriyet döneminde bölgeye yapılan ziyaretlerde, Alevilerin kutsal mekanlarına, ocaklarına, pirlerine yönelik planlı programlı bir katliamın yapılması için raporlar hazırlandı. Hem Nazmi Sevgen’in raporlarında hem de o dönem bölgede askeri yetkili olanların raporlarında bu katliamlara yer verildi. Özetle, bu yeni bir konsept değil. Yüz yıllık projenin ürünüdür. Bu saldırının da yüz yıl önce geliştirilen saldırılardan, katliamlardan hiç farkı yok. Bu saldırı Alevilerin diline, kimliğine, inancına yönelik bir saldırıdır. Münferit bir saldırı asla değildir” diye konuştu.
Saldırıyı yapan muhtar
Tunceli Valiliği tarafından yapılan açıklamada saldırıyı yapan kişinin Çevreci köyü muhtarı olduğu belirtildi. Bu kişinin vali, kaymakamla diyaloglarının güçlü olduğuna dikkat çeken Zeynel Kete şunları aktardı: “Düzgün Baba Cem Evi’nin arsasının ve o Cem Evi’nin tahliyesiyle ilgili dava açan muhtar da aynı kişidir. Bu saldırılar, barış görüşmelerinin yapıldığı bu dönemde, barış sürecine en fazla katkı sunma potansiyeline sahip Alevi kesimi için de bir tehdittir. Bu saldırıyla toplumda ayrıştırmayı derinleştirmek; toplumu bölmek, ikiye ayırmak, birbirlerine olan güvenini bitirmek, birbirine karşı sürekli şüpheyle yaklaşılması amaçlanıyor. Toplumun bir araya gelmesini, cem û civat bağlamasını, kom olmasını engellemek istiyorlar. Toplumdaki herkesin birbirinden şüphe duyar hale gelmesi isteniyor. Bu saldırı ciddi bir toplumsal mühendislik projesidir.”
Mesele definecilik değildir
Saldırıyı meşrulaştırmak için bölgede ‘definecilik yapılıyor’ denildiğini ve gerçekte böyle bir şeyin olmadığını vurgulayan Zeynel Kete devamında şunları söyledi: ”O bölge yüzlerce defa gittiğimiz kutsal bir mekanımızdır. Yani defineyle hiç alakası olmayan bir yerdir. Kayadır, mağaradır, taştır. Ne kazılır, ne de kırılır, ne de oranın altına bir şey gömülü. Yumuşak toprak bile yok. Hemen işi definecilik üzerinden götürüp bireyselleştiriyorlar, öyle değil. Bu saldırıları yapanlar tek bir kişi değil. Örgütlü bir yapıdan söz ediyoruz. Bu muhtar gücü birilerinden alıyor. Alevilere saldırı yapanlar korkmuyor. Çünkü korunacaklarını biliyorlar.”
Akıl sağlığı kılıfı

Elif Ana’ya yönelik saldırıya da dikkat çeken Zeynel Kete, yetkililerin bu saldırıyı da ‘akıl sağlığı yerinde olmayan bir kişinin münferit eylemi’ olarak göstermeye çalıştığını belirterek şunları ifade etti: “Saldırı yapan kişinin önce Adıyaman’dan yola çıktığı, Elif Ana Türbesi’ne geldiği, sonra Antep’e geri döndüğü, oradan Urfa’ya, ardından tekrar Adıyaman üzerinden Elif Ana’ya geldiği söyleniyor. Ardından da Elif Ana heykeline yönelmiş. Orada saldırıyı gerçekleştiremeyince Mehmet Baba heykelini ateşe vermiş. Sivas’ta da milletin gözü önünde canlı yayında bir soykırım yapıldı, insanlar diri diri yakıldı. Ve sonra mahkeme zabıtlarına nasıl geçti: ‘Kendini bilmeyen bir grup, meczup.’ Yani biz görmesek, tarihi okumasak 100 yıl sonra bir inceleme yapıldığında Sivas Katliamı’nı bir grup deli yapmıştır denilecek. Alevilere katliamlar yapılınca saldırganlar hep zabıtlara, polis kayıtlarına, tutanaklara bir grup meczup, deli, kendini bilmeyen biri olarak geçer. İşte uyuşturucu almış, alkol almış, sarhoş. Artık biz bunu biliyoruz. Bu aklın nereden imal edildiğini biliyoruz. Şimdi bu saldırganı da mahkemeye çıkaracaklar ve ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diyecekler. Bunu yaparken de dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bazı söylemlerde bulunduktan sonra cezada iyi hal indirimi uygulayacaklar. Bu saldırılar da basit saldırılar değildir. Planlı programlı saldırılardır, bir merkezden yönetiliyor. Bunları yapanlar yakalanmalı. Arkasında kimler var, açığa çıkarılmalıdır. Mahkemede gerekli cezayı almalılar ki Aleviler de ruhsal olarak rahatlasınlar.”
Kaynak: Yeni Özgür Politika Gazetesi
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***