Site icon Serbest Görüş

Dêrsim’de Kürt Dil Bayramı paneli: Siyasete de sorumluluk düşüyor


DEM Parti ve DBP Dêrsim İl Örgütleri tarafından düzenlenen Kürt Dil Bayramı panelinde konuşan Devrim Demir, ‘Bize gelen en büyük eleştirilerden biri de siyasetimizin Kürtçe olmaması ya da az olması. Bu anlamda siyasete de sorumluluk düşüyor’ dedi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dêrsim İl Örgütleri, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı dolayısıyla bir kafede panel düzenledi. Panelin düzenlendiği salona “Zonê ma sitera ma wa” pankartı asıldı.

Panelin moderatörlüğünü Gazeteci Nuray Atmaca yaparken DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve yerine kayyım atanan Mêrdin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Devrim Demir panele konuşmacı olarak katıldı. Panele, siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcileri yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Panelde ilk olarak söz alan Çiğdem Kılıçgün Uçar, dil ve kimliğin birbirini tamamladığını vurgulayarak “Bazen okulların olmadığını söylüyorlar ama önceden evlerimiz okullarımızdı. Bu şekilde hem dil kaybolmuyordu hem de çocuklarımız dilimizi öğreniyordu. 1935’te Şark ve Islahat planında ‘Kürtler kendi dilini konuşmasın’ dediler. O zaman anadilini konuşana ya para cezası veriliyordu ya da içeri atıyorlardı. Dünya üzerinde buna benzer bir olay yaşanmamıştır. Şimdi öyle bir durum yok ama biz de günümüzde dilimizden çok uzaklaştık. Diyoruz ki ‘dilimizde siyaset yapılmaz, hikaye anlatılmaz, bir şey yapılmaz.’ Bu böyle değil. Ben 3 senedir kendi dilimde siyaset yapıyorum. Bu hem özgürlük harektine hem de Dêrsim’e bağlı.  Ben Dêrsim’de bir yaşlıyla veya başka biriyle Türkçe konuştuğum zaman utandım” dedi.

‘Siyasete de Kürtçe konusunda sorumluluk düşüyor’

Anadillerin yasaklama ve baskılama politikalarından çok çektiğini dile getiren Devrim Demir de insanların kendi kimlik ve diğer aidiyetlerinin koruması ile dillerini de savunacaklarını belirtti. Göçertme politikalarının dil üzerindeki etkilerini anlatan Devrim Demir, şu şekilde devam etti:

” Varlığımızı korumamız için dilimizi korumamız lazım. Sadece ev içinde değil yaşamın her yerinde anadilin konuşması lazım. Artık yeni bir statüye ihtiyaç var. Dilimizin artık eğitim ve ticaret dili olması lazım. Ancak bu şekilde dil gelişebilir. Kürtçe’nin farklı farklı şekilde konuşulmasının sebeplerinden biri de Kürtçe’nin resmi dil olmaması. Dil ve kültür üzerindeki baskılar Lozan’la başladı ve bu yasaklar ile baskılar halen devam ediyor. Ancak tüm bunlara rağmen Kürtçe kendini korudu. Burada önemli olan bir diğer konuda bize gelen en büyük eleştirilerden biri de siyasetimizin Kürtçe olmaması ya da az olması. Bu anlamda siyasete de sorumluluk düşüyor.”

Anadilin gelişmesi için verilen çabaların yeterli olmadığını belirten Devrim Demir, birçok alanda dil alanında yapılan çalışmaların kayyım eliyle engellendiğini söyledi. Devrim Demir, “Dil akademileri yaşamda önemi çok büyük. Ancak bu çalışmaları bütün Kürdistan’a yayamadık. Her ne kadar amacımız bu çalışmaları bütün Kürdistan’a yaymak olsa da bunu yapamadık. Basında bize yönelik eleştiriler oldu, bu eleştirileri çok önemli ve yerindeydi. Biz de bu eleştirileri dikkate alarak bütün belediyelerde çok dillilik olsun. Örneğin Mardin çok dilli ve kültürlü bir yer. Bu gibi yerlerde çok dilli hizmetin verilmesi lazım” diye konuştu.

Panel, soru-cevap ile sona erdi.

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version