Dêrsim’de Kirmanckî bilmeyen bir nesil yetişirken, tek dil derneği 3-4 ay kursla dilinin kaybolmasının engellenemeyeceğini belirterek ‘Eğitim, yaşam ve ekonomi dili olmalı’ dedi
Yok olma tehdidi altında olan Kürtçenin Kirmanckî lehçesine dair çalışma yürüten yerlerin başında dil dernekleri geliyor. Dernekler, atölyelerin yanı sıra eğitim materyalleri ve farklı alanlarda kitaplar da yayımlıyor. Amed’de 2017’de kurulan Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) de bu yerlerden biri. Dernek, Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinde hem araştırma hem de atölye çalışması yürütüyor. Aynı zamanda dernek bünyesinde “Kirmanckî Meclisi” bulunuyor. Meclis “Dilimin Kaybolmasını İstemiyorum” adıyla bir kampanya başlatarak, Kirmanckîye dair taleplerini Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Cumhurbaşkanlığı ve UNESCO gibi yerlerde iletti.
‘Kirmanckîye yönelik duyarlılık çalışması yürütüyoruz’

MED-DER Eşbaşkanı Remzi Azizoğlu, her yıl 4 dönem kurslar açtıklarını, her bir kursun 3 ay sürdüğünü, Kirmanckîye başvuruların Kurmanciye oranla daha az olduğunu belirtti. Remzi Azizoğlu, yılda aldıkları 450-500 başvurunun 10’da birinin sadece Kirmanckî için olduğunu aktardı. Remzi Azizoğlu, “Kirmanckîye yönelik duyarlılık çalışması da yürütüyoruz. Açıklamalarımızı her iki lehçede yapıyoruz. Çevirilerimizi iki lehçede yapıyoruz” dedi.
‘Çocukların konuşma oranı yüzde 8’e düştü’
Kirmanckînin büyük bir risk altında olduğunu vurgulayan Remzi Azizoğlu, çocuklarda konuşma oranının yüzde 8’e kadar düştüğünü kaydetti. Remzi Azizoğlu, “Bir dili çocuklar konuşmuyorsa kaybolma riski vardır. Kirmanckîye dair halk arasında ne kadar konuşulduğuna dair bir çalışma yapılmamış. Kurmancî için söyleyebilirim; çocukların konuşma oranı yüzde 8’e düştü” diye kaydetti.
‘Konferans yapılamalı’
Remzi Azizoğlu, Kirmanckî için bir konferansın yapılması, yol ve yöntemlerin tartışılması gerektiğini vurguladı. Kirmanckî üzerindeki tehlikenin eğitim dili olmasıyla kalkabileceğinin altını çizen Remzi Azizoğlu, bu konuda yürütülen çalışmalarda yaşanan sorunlara dair şunları söyledi:
“Kirmanckî henüz tam bir standartta ulaşmamıştır. Bölge bölge farklılaşıyor. Tüm diller böyledir. Bir standartta ulaştığında daha da gelişiyor. Ancak Kirmanckîde bu azdır. Bu konuda girişimlerimiz oldu ancak tam başaramadık. Kirmanckînin de standartazisazyonun yapılması lazım.”
Kirmanckî çalışması yürüten tek dernek: Dêrsim Dili Edebiyat Derneği
Dêrsim’de yaklaşık 4 yıldır faaliyet yürüten Dêrsim Dili Edebiyat Derneği de Kirmanckî çalışması yürüten derneklerden. Dernek Başkanı Ümit Karabulut, dernekte Kirmanckî öğretiyor. Karabulut, hem yeteri bir başvurunun olmaması hem de kendi yoğunluğundan kaynaklı bu yıl kurs açamadıklarını belirtti.
‘Zazacanın yaşam alanlarında itibarı olmadığı için yararlı bir şey olarak görmüyor’
Ümit Karabulut, Kirmackîye ilginin az olmasının nedenlerine dair şunları söyledi:
“Marks diyor ki ‘Bir şey eğer iktisattın içinde değilse, yaşamın içinde de yeri yoktur.’ Şimdi bizim dilimizin durumu da böyledir. Ekonomik açıdan yolun dibine atılmış. Birileri ekonomik olarak kendisini bir aşamaya getirdiğinde dilini konuşmaktan kaçınıyor, Türkçe konuşuyor. Bu bir sistem olayıdır. Ekonomik olarak her şey Türkçeye bağlı gelişiyor. Toplumumuz da ‘Çocuk dilimizi öğrense ne olur, neye yarar?’ Çünkü bir karşılığı yok. Diyelim ki İngilizce öğrendi, işe girdiğinde, yurt dışına çıktığında o dil yarar. Ama Zazacanın ekonomi, siyaset, yaşam alanlarında bir itibarı olmadığı için çocuğuna yarar bir şey olarak görmüyor. Böyle olunca da dert etmiyor.”
‘3 ay, 4 ay kurs ile olacak şey değil’
Ümit Karabulut’a göre bir dilde eğitim verilmediği ya da iktisat alanında kullanılmadı sürece o dil tehlikededir. Sadece atölye çalışmalarıyla Kirmanckî üzerindeki tehlikenin bertaraf edilemeyeceğini vurgulayan Ümit Karabulut, “Bazı insanlar dilini seviyor, değer veriyor. Çocukları dilini öğrensin istiyorlar. Ancak 3 ay, 4 ay kurs ile olacak şey değil. Dünyada 3-4 ayda bir dili öğrenecek insan bulamazsın. Çünkü dil sistematik bir şeydir. Çok derindir. Kelimeler çoktur” diye kaydetti.
‘Dil, kültür, inanç hepsi iç içedir’
Ümit Karabulut, şunları söyledi:
“Dil, kültür, inanç hepsi iç içedir. Zazacada ‘ya Xizir to eke est a, est a’ denir. Bunu bir de Türkçe söyleyeyim: Hızır sen varsın ki, varsın). Hiçbir anlamı yok. Kalbi olarak bir ağırlığı kalmıyor. Onun için dil bu yönüyle önemlidir. Köylerde küçük bir çukurun, büyük ağacın bile ismi var. Türkçeye çevirirsen o isimlerin anlamı kayboluyor. Dil gitti mi başka bir şeye dönüşürsün. Kimliğin ve kişiliğin gider. Başka bir şey olursun. Sen olmaktan çıkarsın.”
‘Dilin hayat alanı elimizden gitti’
Dêrsim’de yeni nesilin dilini bilmediğini ve yaşı 30-40’ın üzerinde olanların biraz konuştuğunu aktaran Ümit Karabulut, “Dilin konuşulduğu köylerin hepsi boşalmış. Şehirde ise her şey devletin elinde. Eskiden okullarda Türkçe eğitim veriliyordu, ama köyler elimizdeydi. Dilimiz konuşuluyordu. Köyler doluydu, dil konuşuluyordu. Dil sürekliliğini koruyordu. Ama ne yaptı devlet? Köyleri boşaltı. Şimdi sadece yaşlılar yazın belli bir süre için kalıyor o köylerde. Dilin hayat alanı elimizden gitti. Buranın adı Dêrsim’dir ama kontrol devletin elindedir. Asimilasyon eksenli bir sistem oturtmuş ve bu devamlı kendisini ileriye doğru sürdürüyor. Asimilasyon Dêrsim’de öyle bir aşamaya gelmiş ki insanlar konuşma yeteneklerini yitirmişler” ifadelerini kullandı.
‘Eğitim dili, yaşam ve ekonomi dili olmalı’
Ümit Karabulut, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
“Okuma işidir, okul işidir, eğitim işidir. Seçmeli derslerle olmaz. Seçmeli ders siyasettir, kandırmaktır. Seçmeli ders ile matematik karşı karşıya getiriliyor ve anne baba matematik öğrensin diyor. Bu toplumsal bir olaydır. Böyle bir yol ile toplumun dilini kurtaramazsın. Onun için eğitim dili, yaşam ve ekonomi dili olmalı diyoruz.”
Haber: Diren Yurtsever \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***