Cumartesi Anneleri, 1105’inci hafta eyleminde onlarca yıldır bayram yaşayamadıklarını belirterek, ‘Nereye koyduysanız çıkarın, sevdiklerimizin sadece bir mezar taşını, kalan parçalarını istiyoruz. Failleri korumaktan vazgeçin’ dedi
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1105’incisinde Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde bu hafta basın metnini, Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.
‘Bizim gidecek bir mezarımız yok’
Bayramların ailelerin buluştuğu, özlemlerin giderildiği günler iken kayıp yakınları için başka bir anlam ifade ettiğini belirten Maside Ocak, “Her bayramda soframızda bir kişinin eksikliği büyüyor; kapının çalınışında kaybedilen evladımızı, eşimizi, kardeşimizi arıyoruz. Çünkü bizim sevdiklerimiz aramızdan doğal yollarla ayrılmadı. Onlar gözaltında kaybedildi, devletin koruması altında yok edildi. Bayramlar mezarsızlığın en ağır hissedildiği zamanlardan biridir. İnsanlar sevdiklerinin mezarı başında buluşurken bizim gidecek bir mezarımız yok. Bu yüzden bayram bizim için yalnızca özlem değil; aynı zamanda adaletsizliğin yeniden hissedildiği zamandır” şeklinde konuştu.
’60 bayramdır hâlâ kardeşimizi arıyoruz’
Açıklamanın ardından söz alan Cumartesi Anneleri, onlarca yıldır bayram yaşayamadıklarını belirterek faillerin korunmasına tepki gösterdi. Gözaltında kaybedilen Mahmut Ertak’ın yakını Sevim Erişli, dönemin yetkililerine seslenerek, “Biz 60 bayramdır hâlâ kardeşimizi arıyoruz, göremedik. Mehmet Ağar’a sesleniyoruz; babam yanına girmişti ve onun yüzüne gülmüştün. Anlat artık, bizim de bir mezarımız olsun. Senin çocuğun da öldü ama onun en azından bir mezarı var, bizimkinin yok” ifadelerini kullandı.
‘Bu koşullarda bayram benim neyime’
1980 yılında gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da kardeşinin hâlâ mezarının bulunmadığını dile getirerek, “46 yıldır, tam 92 bayramı anlamsızca geçirdik. Nasıl ki İbrahim Peygamber oğlu İsmail’i inancı uğruna kurban ediyorsa; İsmail’in oğlu Cemil de düşüncesi uğruna devletin güvenlik güçlerinin elleri arasında ölümü kucakladı. Cemil’in bugün bir mezarı yok. Biz bu imhaya, bu inkâra karşı faillerin yargılanması için buradayız. Eğer bir gün o gizlenen mezarı bize teslim ederlerse, belki biz de bayramı hissedebiliriz. Bu koşullarda bayram benim neyime” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
‘Devleti işledikleri suçlarla yüzleştiriyoruz’
1995 yılında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, devlete seslenerek cezasızlık politikalarıyla faillerin korunmasından vazgeçilmesi çağrısında bulundu. İkbal Eren, “31 yıl önce anne ve babalarımız bu meydanda oturduklarında, ülkeyi yönetenler ‘oturur oturur giderler’ demişlerdi. Ama gitmedik, buradayız. Onlardan daha haklı nedenlerimiz var. O gün doğan çocuklar bugün 31 yaşında ve biz iyi ki kalkmadık; devleti işlediği suçlarla yüzleştiriyoruz. 31 yıl önce kayıplarımız için burada oturmasaydık, devlet bu suçları en azından bu kadar rahat işleyemezdi diye de buradayız. 46 yıldır, 92 bayramdır bayram yaşamıyoruz. Sadece bir yeri olsun, toprağı, taşı olsun istiyoruz; bu çok mu zor? Nereye koyduysanız çıkarın, kalan parçalarını istiyoruz. Annelerimiz sadece bir mezar taşı hasretiyle bu dünyadan gittiler. İstediğiniz zaman her şeyi buluyorsunuz; failleri korumaktan vazgeçin, sevdiklerimizi bize emanet edin” diye belirtti.
Eylem, abluka altındaki Galatasaray Meydanı’na karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.
Kaynak: JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

