Site icon Serbest Görüş

Çiğdem Kılıçgün Uçar: Parçalanma zamanı değil, komün zamanı


1 Mayıs mitinginde Amed’de konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘Demokratik toplum süreci diyor ki; parçalanma zamanı değil, komün olma zaman, kendi hayatımızla ilgili tartışmaları kendi hayatımızla ilgili yol haritasını inşa etme zamanıdır’ dedi

Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde, İstasyon Meydanı’nda “Demokratik toplum için emekle özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla düzenlenen miting, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın konuşmasıyla devam etti.

Polisin saygı duruşuna açtığı şarkıyla müdahale etmesine tepki gösteren Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Saygı duruşuna tahammül edemediler. İşçiler, emekçiler, Kürt halkı mücadelesini yarım bırakır mı? Şehitlerimizi unutur muyuz? Unutmayacağız. Barış ve demokratik toplumu konuştuğumuz bu süreçte yitirdiklerimizi anmamıza tahammül edemeyenlere tek sözümüz var: Kürt halkını kriminal hale getirdiniz, kriminal olan sizsiniz. Kürt halkın emeğinden rahatsız olamazsınız. Farkında değilsiniz ama siz de emekçisiniz, sizde bu sömürü çarkının içinde debelenenlerdensiniz” diye konuştu.

Kürdistan’ın doğasını yabancı şirketlere peşkeş çekiyorsunuz

Türkiye’de bir ekonominin olmadığını sözlerine ekleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Varsa da adı yıkım ekonomisidir. Yıllarca emek vermiş emekliler çalışmak zorunda bırakılıyorsa ve hayatlarını iş cinayetlerinde kaybediyorsa bu bir yıkım politikasıdır. Ülkede halklar açlık ve yoksullukla baş başa bırakıldıysa bu bir yıkım ekonomisidir. Biz diyoruz ki; bu ülkenin hak ettiği şey bir yıkım ekonomisi değil, toplumsal ekonomidir. Bütün değerleri üreten, emekçinin ücretini belirleyen mekanizmanın topluma bu kadar yabancılaşan devlet ve patronların olmaması gerekirdi. Sayın Öcalan, ‘Dünya üzerinde tek bir karınca bile aç, işsiz kalmıyorken; insanlar nasıl işsiz kalır, aç kalır?’ diyor. Bu sistemle mücadele etmek için çok basit ama çok kritik bir cümle. Değerlerimiz çalınıyor. Yıkım politikası dedik ama aynı zamanda çok büyük bir hırsızlık var. Asgari ücret 28 bin ama yoksulluk sınırı 112 bin TL. Daha ceplerine girmeden çalınıyor. Bu sistemi el pençe koruyanlara soruyoruz; emekçilerden çaldıklarınızı nereye harcıyorsunuz? En yoksulu vergiyle baş başa bırakıyorsunuz ya onlarla ne yapıyorsunuz? Kürdistan’ın doğasını yabancı şirketlere peşkeş çekiyorsunuz ya onlarla ne yapıyorsunuz? Hiçbirinin cevabını vermiyorlar, çünkü kendileri yiyorlar” şeklinde konuştu.

Toplum karar vermeli

Madencilerin, işçilerin gerçekleştirdiği eylemleri hatırlatan Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklar 23 Nisan’da babalarıyla birlikte greve oturdular. Yani bize dayatılan sistem nasıl emeklileri ve çocukları çalışmaya dayatıyorsa, 8 yaşındaki çocukları da grevle baş başa bırakıyor. Bu sisteme dur demenin, bu sistemi değiştirmek için daha güçlü bir birlik kurmanın zamanı gelmedi mi? Hırsızın politikasıyla bu iş yürümedi, yürümeyecek. Bizler ne yapacağız? Kim karar vermeli bizim hangi maaşı alacağımıza? Toplum karar vermeli. O yüzden toplum özne olmalı, komün olmalı. Ankara’dan İstanbul’dan konforlu alanlardan buralar görülmüyor. ‘Ne kadar çok çalarsak o kadar ayakta dururuz’ diyorlar. Ama komün dediğimiz şey halkın kendi adına düşünebilmesidir. Halkın hep birlikte emek vermesidir. Emek mücadelesinin toplumsallaşmasıdır. Hiç kimsenin sözüne bakmadığımız ekonomik düzlem demektir. En güzel, gerçek emek komünleri kurarken göstereceğimiz emektir. Bugün bizleri ayakta tutan, mücadele ışığını dipdiri taşıtan emek mücadelesi artık aynı zamanda komün mücadelesidir. Kadının görünmeyen emeğini komünle inşa ederek inşa edeceğiz. Çocukların çalıştırılmasına komün olarak hep birlikte engel olacağız. Bu halkın açlıkla terbiye edilmesine komünlerle dur diyeceğiz. Yani geleceğimizi hep birlikte kendi ellerimizle kuracağız. Bunun önünde hiçbir engel yok.”

‘Parçalanma zamanı değil, komün zamanı’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir hukuka bağlanması sadece Kürt halkını ilgilendiren bir mesele değil. Ortadoğu’da halklara dayatılan yıkım ve savaş sadece bizden mi alıyor? Tüm halklara büyük şiddet kasırgası olarak gelebilecek bir yıkım olarak duruyor önümüzde. Devletin ‘Terörsüz Türkiye’ söylemi Kürt mahallesinde bırakıyor bu süreci. Artık merminin, bombanın kaç fiyat olduğunu soran politikacılara değil, barışın hukukun nasıl olacağına kafa yoran politikacılara ihtiyaç var. Biliyoruz ki emekçiler, kadınlar, gençler olmadan bu süreç tamamlanamaz. Devletlerin ve iktidarların elindeki en büyük amaç parçalayarak yönetmektir. Demokratik toplum süreci diyor ki; parçalanma zamanı değil, komün olma zaman, kendi hayatımızla ilgili tartışmaları kendi hayatımızla ilgili yol haritasını inşa etme zamanıdır” ifadelerini kullandı.

Miting, Koma Çiya ve Kemence ekibinin stranlarıyla devam ediyor.

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version