Site icon Serbest Görüş

CHP’yi ‘Böcek’ korkusu sardı; siyaset alev alev!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Özgür Özel’in Akın Gürlek hakkındaki ‘iddiaları’ çok az konuşuldu. Oysa ne tapularını sildirme girişimi ne de Erdoğan’la telefon görüşmelerini kayda aldığı ve bir bankanın kasasında sakladığı iddiaları yenilir yutulur değildi.

Akın Gürlek iddialara cevap veremedi. “Yalan…! Tapu kayıtlarını sildirmek istemedim.” diyemedi. Kriptolu telefon için ‘milli güvenlik’ gerekçesine sığındı.

AKP’nin medyadaki ağırlığı müthiş… Muhalif medya yok gibi… Medya toplumu yönlendirmekten çok uzak… Manşetlerle çarpışarak siyaset yol almanın mümkün olduğunu bizzat Erdoğan ispatladı. Ece Ayhan boşuna “Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim…!” dememiş.

Akın Gürlek hakkındaki iddia ve söylentiler havada asılı kaldı. Açıklaması kamuoyu ve toplumu ikna etmekten çok uzaktı. Ve fakat savaşı CHP’nin sahasına taşımayı başardı. Burada başarı bir maharet değil. Çünkü elinin altında devletin tüm imkanları var. Özgür Özel’in ‘zayıf karnını’ biliyordu.

“Günü gelince konuşacak!” demişti. Kastettiği Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’ti. Böcek aile boyu tutuklandı. Oğuldan, geline kadar… Böcek’le çalışmış kim varsa içeride… Her mahpus için ‘etkin pişmanlık ve itirafçılık’ bir çıkış anahtarıdır.

AKP yargısı son 10 yılda bu yöntemle iş gördü. Çok az kişi vicdanının sesine kulak verdi ve bildiği her şeyi anlattı. Mahpusluğun ağır şartları altında ezilen çok kişi kendisinden ne istendiğini tahmin ediyordu, yalan yanlış isim ve bilgilerle yeni operasyonlara zemin hazırladı. Kimi için isim vermesine bile gerek yoktu, önüne konan kağıdın altına imza atması kafiydi.

Peki isimler? “Onları biz yazarız!” dendi.

CHP yaşanan bu rezilliklere kulağını kapadı. Toplum görmezden geldi.

Hayır, “Oh olsun!” demiyorum ama CHP dün sessiz kaldığı AKP yargısı gerçeğiyle bugün yüzleşmekte… Hem de çok acı bir şekilde… Böcek ailesinin itirafçılığa zorlandığını bilmeyen var mı?

Özel hayat rezillikleri… Şantaj… Ve aile boyu mahpus…

Yanlış anlaşılmasın Muhittin Böcek’in masum olduğunu falan söylemek istemiyorum, rezillik diz boyu… Fakat AKP yargısının karakterini de anlamak ve darasını düşmek lazım.

Gürlek, kendinden emin biçimde “Konuşacak…” dedi. Nereden biliyordu? Elinde ‘şantaj dosyaları’ vardı çünkü. Ayrıntı verdi; ‘Manisa’ dedi, ‘Petrol istasyonu’ dedi. Dayanmak da bir yere kadar… Anahtarın yerini bilen bir mahpusun ona ulaşmak için yapmayacağı şey yoktur.

Son 10 yılda çok örneği yaşandı. Bakan da ‘çıkış anahtarını’ gösterdi. Muhittin Böcek pek oralı olmadı. Sert tepki de gösterdi. Duruşunu kamuoyuna yazdığı mektuplarla ortaya koydu.

1 kuruş para verdiysem şerefsizim!

Şu ifadelere bakın… Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu gibi… Mart ayında yazdığı mektuptan; “Bir saniyesine bile hakim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz, dik duracağız. Allah’ın izniyle hep böyle gittim, bundan sonra da böyle gideceğim…”

Sadece partisine değil hemen herkese ‘asil duruş’ dedirtti.

Bir başka mektubundan daha somut ifadeler kullandı. Hakkında rüşvet karşılığı adaylık iddiası söz konusuydu. Hiç lafı eğip bükmeden, herkesin anlayacağı biçimde şu cümleyi kullandı; “6 kez adaylık süreci yaşadım, adaylık için 1 kuruş para verdiysem şerefsizim. Ama bana iftira atmak karalamak için sizlere, Sayın Akın Gürlek Bakanımıza, kamuoyuna sosyal medya dahil yazan çizen, yanlış bilgi verenler ispatlamazsa alçaktır, şerefsizdir, namussuzdur…” 

Bu satırların daha mürekkebi kurumadı.

Çok değil 1 ay önceki sözü bu… Şerefini ortaya koyduğu için doğrusu  inandırıcıydı. Bir saniyesine bile hükmedemediğini söylediği şu hayatta şerefini beş paralık etmeyeceği düşünüldü.

Ama ah mahpusluk… Ve oğlanın rezillikleri… Gürlek’in bildiği fakat kamuoyunun bilmediği başka belki daha da ağır rezaletler… Günün sonunda ne şeref kaldı, ne de asil duruş… Önce oğlu Gökhan Böcek itirafçı oldu. CHP yöneticisi Veli Ağababa’nın adını karıştırdı. Sırt çantası içinde CHP Genel Merkezi’ne ‘1 milyon euro’ götürdüğünü söyledi.

Kime verdiğini söylemedi.

Ardından baba Muhittin Böcek… Hapishane yönetimine iki defa ‘etkin pişmanlık’ dilekçesi verdi. Akın Gürlek de, AKP’de bu anı bekliyordu zaten. Savcı çağırdı. Muhittin Böcek tam 8,5 saat konuştu. İfadesinin gece yarısı 3’ü geçerek bittiği medyaya yansıdı.

Neler söyledi? Gürlek’in istediğini verdi mi? Rüşvet trafiğini ayrıntılarıyla anlattı mı? Vicdanı mı dile geldi başka siyasi hesapların aparatı mı oldu? Ondan beklenen Özgür Özel ve CHP’yi zan altında bırakmasaydı. Yoksa Antalya’yı soyup soğana çevirmiş olsa da kimse o tarafıyla ilgili değildi.

Böcek oğlunu doğruladı. Başka detaylar da verdi. Özel’in belediye başkanlarına seçim için maddi yardım talebinde bulunduğunu söyledi. O kapsamda oğluna talimat verdiğini anlattı. Ben siyasette bu baba – oğul ilişkilerini anlamakta zorlanıyorum. İnsan kendi evladını bu işlere bulaştırır mı?

Muhittin Böcek yalnız değil maalesef. Türk siyasetinde örneği çok. Oğlu ve yakınlarını işlerinden uzak tutanlar istisna sayılır.

Erdoğan, yargıyı devreye soktu

Rüşvet ‘1 milyon euro’ ile sınırlı değil. Özgür Özel’e Antalya’da poşet içinde verildiği söylenen ‘200 bin dolar’ daha var. Sırt çantası, euro, dolar, CHP Genel Merkezi ve Özgür Özel… ‘Seçim yardımı’ adı altında adaylık garantisi…

İtiraf tek başına delil olamaz. Söyleyenin hangi şartlar altında konuştuğuna, maksadına da bakılır. Normal hukuk sistemlerinde tabii… Burada hukuk, yargı falan yok… Ne var? Siyaset…

Seçim sürecinin tezahürleri bütün bunlar… AKP tarzı seçim stratejisi bu… Erdoğan normal şartlarda CHP ile yarışamayacağını anladı, yargıyı devreye soktu. CHP de Erdoğan’ın istediği zemini hazırladı. Yoksa maksat, rüşvet veya yolsuzluklar mücadele değil. Temiz eller operasyonu değil. Kirli ellerle temizlik operasyonu yapılamaz. Yolsuzluk ve rüşvet söz konusu olduğunda en son konuşacak parti AKP’dir. Bakanları suçüstü yakalandı.

Ankara gergindi. Böcek’in itiraflarından sonra siyaset alev aldı. Kim bilir 8,5 saatlik itiraflardan ortaya daha ne tür pislikler saçılacak?

Evet, bu süreç CHP’yi yıpratır. Ama kesinlikle AKP bu işten kazançlı çıkmaz. Toplum bu konularda AKP’nin daha kirli olduğunu biliyor. Eğer kriter yolsuzluk ve rüşvet olacaksa kimse AKP’nin eline su dökemez. Bu gerçeğin herkes farkında.

Tansu Çiller’in DYP’si ile Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı birbirlerine yolsuzlukla suçladı, günün sonunda her iki partide seçim barajının altında kaldı ve çok geçmeden tarihe karıştı. Benzer durum AKP ve CHP için de geçerli… Birlikte kaybetmeleri mukadder…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version