Site icon Serbest Görüş

Bayram ama kime?

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

AKP bayramı da zehir etti. Kime mi? Bir avuç mutlu azınlık dışında herkese… Emekli ve dar gelirli kesimin kurban alacak parası yok. Bayram ikramiyesi 4 bin liracık… En ucuz kurban 25-30 bin lira… Kurban pazarlarına ilginin azalması bu yüzden. Toplumun nicedir ağzının tadı bozuldu. Et gibi pahalı gıdalara ulaşmak bayramda bile zorlaştı. AKP’nin 24 yılın sonunda ülkeyi getirdiği yer işte burası.

Hayaller neydi, gerçek ne oldu? Bir muhasebe yapsa keşke AKP… Erdoğan keşke başını iki elinin arasına alıp, “Nerede hata yaptım?” dese, diyebilse?

Dini ve özel günlerde kalpler yumuşar. Ve fakat AKP’nin lügatında ‘merhamete’ yer yok. Kimi Arap ülkelerinde bayramın hatırına binlerce siyasi mahkumlar affedildiğini biliyorum. Merhamet ve af gibi insani duygular Erdoğan’ın ne dini bayramlarda aklına geldi ne de milli bayramlarda… Hapishaneler ağzına kadar dolu. Büyük çoğunluğu da siyasi mahpus… Konjonktürel tutuklu… Normal şartlarda bırakın hapsi, özür dilenip gönderilecek insanlar dört duvar arasında güneşe hasret…

Yaşı 80’inin üzerinde mahpus sayısı hiç bu kadar çok olmamıştı. Hasta ve kendi ihtiyaçlarını gideremeyecek mahpuslar var içeride. Nur yüzlü ihtiyarlar, başörtülü bacılar… Bebekler, çocuklar ve hastalığı son evreye ulaşmış, ölümün eşiğinde mahpusların sosyal medyaya yansıyan haberleri Saray’ın duvarından geri dönüyor.

Devasa hapishane inşa etmek AKP’nin en önemli icraatlarından… Yeni hapishane yapmakla övünen bir iktidarı ülke ilk kez gördü. Hapishaneler zulmün simgesidir. Bizzat Erdoğan, Beşar Esad sonrası, “Zulmü görmek isteyenler hapishanelere baksın!” demişti.

Yazıya otururken son dakika diye duyurulan bir operasyon haberi okudum.  Jandarma Arefe günü, sabahın köründe İzmir Güzelbahçe Belediye’sinin kapısına dayanmış. CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Günay ve 5 belediye çalışanı gözaltına almış. Tam da Özgür Özel’in İzmir’de miting düzenleyeceği gün… Ona mı cevap acaba?

Yargının ‘zaman ayarlı’ operasyonları tesadüf olamaz. Zamanlama gerçekten manidar. AKP’nin kast-ı mahsusayla ‘bayramı zehir etmek’ gibi bir politikası ve tavrı olduğuna hiç şüphem yok. Erdoğan’ın ve AKP’nin zihniyeti bu… İnsanları gülerken değil ağlarken görmekten zevk alan hastalıklı bir anlayış…

“Şu kadını ağlarken görmek istiyorum!” cümlesi henüz unutulmadı. Yoksa ‘mutlak butlan’ kararı bayramın hemen öncesinde çıkar mıydı? Tatilin başlamasına bir gün kalmıştı. Kararın ileri bir tarihe ertelendiği söyleniyordu. Mahkeme, “Henüz müzakere etmedik!” derken bir anda kararını verdi. Özgür Özel ve ekibini kapının önüne koydu, Kemal Kılıçdaroğlu’nu göreve geri çağırdı.

CHP’ye de bayram zehir oldu. Şimdi iki CHP var… ‘Zehir oldu’ derken Özel ve çoğunluğu oluşturan CHP tabanını kastediyorum. Kılıçdaroğlu’nun da halinden memnun olduğunu sanmam.

Nitekim yaşananlardan Özgür Özel’i sorumlu tuttu. Polis, CHP Genel Merkezi’ni zor kullanarak tahliye etti. Biber gazı, balyoz, kırılan kapılar ve yaşanan arbede… CHP gibi kadim ve iktidar adayı bir partinin maruz kaldığı muamele… Ama bu AKP zihniyetinin klasik politikası…

Özgür Özel yine ‘geri adım’ attı!

O balyoz ve biber gazı ilk kez kullanılmıyor. İş yerlerine, belediye ve medya binalarına böyle girildi. ‘Balyoz’ AKP’nin iktidarının simgesi oldu adeta… Ampulden daha fazla yakışacağı da aşikar!

Özel kendisine ulaşan ‘tahliye talebini’ kameraların önünde yırttı attı. Tarihe geçen bir görüntüydü. Ama gereğini de yaptı.

Ne yapabilirdi? Madem ki ‘direniş’ dedi sonuna kadar direnebilirdi. Erken pes etti. Önder Sav gibi yaşlı kurt bile, “Binadan çıkmayalım!” diye görüş belirtmiş. İmamoğlu da sonuna kadar direnmekten yanaymış. Biber gazı, balyoz ve cop Özel’i korkutmuş olmalı.

İki günde çok geri adım attı. Kılıçdaroğlu’nu, “Aramayacağım! Arayıp ne konuşacağım.” dedi; duramadı ve aradı.

Partiden çıktı, Meclis’e yürüdü. Yağmurun altında… Beyaz gömleği sırılsıklam ıslandı. Bir sel gibi akabilirdi. Etrafında çok az insan vardı. Oysa sadece parti örgütünü değil, demokrasi ve adalet yanlısı kitleleri yanına çekebilirdi. Ne yazık ki bir ‘demokrasi ve adalet’ cephesi açamadı. Demokrasi talebini de adalet arayışını da CHP ile sınırlı tuttu. “Demokrasiden ve adaletten yana sıkıntısı olanlar toplanın, düşün peşime!” diyemedi. Cepheyi genişletemedi.

Neredeyse yalnız yürüdü, cılız bir grup… Yetmez. Davasında haklıydı. Toplumda ‘mutlak butlan kararını’ içine sindirebilen yok denecek kadar az. Kılıçdaroğlu ve AKP ile sınırlı. AKP’nin içinde de ‘ciddi itirazlar’ var. Kızılay’da TOMA’nın üzerine çıktı. Sol yumruğunu kaldırdı. Bu da tarihi bir fotoğraf… Yeltsin’i çağrıştırdı. Özel’den Yeltsin çıkar mı? Aslında şartlar ve siyasi iklim büyük hareketler ve siyasetçiler doğurmaya çok elverişli… Fakat Özel’in o isim olması zor. İmamoğlu olsaydı, farklı şeyler söylenebilirdi. Yeterli değil ama Özel’in yürüdüğü yol doğru…

Şu sözler Özel’e ait; “Bizim bayram görecek halimiz yok. Bize bayram gelmedi!” 

Ne zaman mı söylemiş… Geçen yıl. Neden böyle dediği de ortada… CHP’li belediyelere peş peşe operasyonlar yaşanmış. Başta İmamoğlu olmak üzere arkadaşları içeride… CHP partiler arası ‘bayramlaşmaya’ da katılmadı.

Haksız değildi. Bırakın CHP’yi ülkenin bayram yapacak hali mi vardı? Özel ve arkadaşları için bu yıl tablo çok daha ağır. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si AKP ile bayramlaşacak. Eğer son dakikada programda bir değişiklik olmazsa… Heyet bile belirlendi.

Merhametini yitirmiş bir iktidar… Kalbi taşlaşmış bir Erdoğan… Bayram gibi özel bir günün bile yumuşatamadığı bir zihniyet… Suçsuz ve masumlarla dolu hapishaneler… Yaşlı ve hasta mahpuslar… Dört duvar arasında bebek ve çocukların çığlıkları…

Zulmün karanlığına gömülmüş bir ülke… Coğrafyayı terk etmiş adalet ve huzur… Arefe günü yapılan operasyon ve gözaltına alınan başkan… Ve yargının bayram üzeri mutlak butlan kararı… İçi boşalmış, anlamını ve önemini yitirmiş dini günler…

Bu tablo karşısında bayram kutlanabilir mi? Böyle bir ülkeye bayram gelir mi? O bayram, gerçek anlamda bayram olur mu?

Bu ülkenin gözleri hiç bu kadar nemli olmadı. Anadolu hiç bu kadar bayramın ruhundan uzaklaşmadı. AKP bayramları da zehir etmeyi başardı. Böyle bir bayrama ‘kutlu veya mübarek olsun’ denir mi usta?

Ruhunu ve anlamını tekrar kazanmış gerçek bayramlara ulaşma dileğiyle…

 

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version