Site icon Serbest Görüş

Amed Barosu’ndan ‘faili meçhul’ başvurusu: Zamanaşımı düzenlemesi talebi


Amed Barosu, faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerin zamanaşımına uğramaması için Adalet Bakanlığı ve Meclis dahil ilgili kurumlara başvuruda bulundu. Başvuruda 1990’lı yıllardaki ağır insan hakları ihlallerinin ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında değerlendirilmesi ve kapsamlı yasal düzenleme yapılması talep edildi

Amed Barosu, Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Mecliste bulunan siyasi partiler başta olmak üzere ilgili kurumlara; faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve ağır insan hakları ihlalleri, cezasızlıkla mücadele kapsamında zamanaşımına ilişkin yasal düzenleme talebiyle başvuruda bulundu.

Başvuruda, 1990’lı yıllarda özellikle Kürtlerin yaşadığı illerde yoğun biçimde yaşanan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, gözaltında kayıplar ve diğer ağır yaşam hakkı ihlallerinin; Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer aldığına dikkat çekilen başvuruda, gazeteciler, siyasetçiler, insan hakları savunucuları, avukatlar, aydınlar, köylüler ve siviller hedef alınmış; çok sayıda kişi gözaltında kaybedilmiş, işkenceye maruz bırakılmış veya faili meçhul saldırılar sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi.

‘Yüzleşme ve adalet’ 

Başvuruda, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) 2012 tarihli “Adalet Vakti: Türkiye’de Doksanlarda Gerçekleşen Faili Meçhul Cinayetler ve Kayıplar İçin Cezasızlığın Sona Erdirilmesi” başlıklı raporunda; 1990’lı yıllarda devlet görevlilerinin karıştığı ağır insan hakları ihlallerinin sistematik biçimde cezasız bırakıldığının açık biçimde ortaya konulduğuna dikkat çekildi.

Başvuruda şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin Kürtlerin yoğun yaşadığı illerinde işlenen faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve diğer ağır ihlallerin kapsamı, yaygınlığı ve sistematik niteliği nedeniyle insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanamayacağı ise uluslararası hukukun temel ilkelerindendir. Türkiye’nin önünde geçmişiyle yüzleşmek ve 1980’li ile 1990’lı yıllarda devlet şiddetine maruz kalan mağdurların yakınlarına adalet sağlamak bakımından tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için zamanaşımı hükümlerinin ağır insan hakları ihlallerinin soruşturulması ve yargılanmasının önünde engel olarak kullanılmaması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

Talepler

Başvurunun devamında şu talepler sıralandı:

  • Faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, işkence ve diğer ağır yaşam hakkı ihlallerinde zamanaşımının uygulanmamasına yönelik gerekli anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılmasını,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları doğrultusunda yaşam hakkı ihlallerinde etkili soruşturma yükümlülüğünün eksiksiz biçimde yerine getirilmesini,
  • 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin; yaygın ve sistematik niteliği dikkate alınarak insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesine ilişkin gerekli hukuki ve kurumsal çalışmaların başlatılmasını,
  • Zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmış veya düşürülmüş faili meçhul cinayet ve zorla kaybetme dosyalarının yeniden incelenmesine yönelik özel yasal mekanizmaların oluşturulmasını,
  • Başta savcılıklar olmak üzere ilgili tüm yargı makamlarının, geçmişte devlet görevlilerinin karıştığı ağır insan hakları ihlallerine ilişkin soruşturmaları özel olarak görevlendirilmiş savcılar aracılığıyla yürütmesini,
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve diğer ağır insan hakları ihlallerini araştıracak bağımsız ve tam yetkili bir hakikat ve araştırma komisyonu kurulmasını,
  • Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Herkesin Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’nin hiçbir çekince konulmaksızın kabul edilmesini ve sözleşme kapsamındaki komitenin yetkilerinin tanınmasını,
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne taraf olunmasını ve mahkemenin yargı yetkisinin tanınmasını,
  • Toplu mezarların açılması süreçlerinde Minnesota Otopsi Protokolü’nün uygulanmasını ve tüm süreçlerin kayıp yakınları ile insan hakları örgütlerinin denetimine açık biçimde yürütülmesini,
  • Başta Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların faili meçhul cinayetler ve kayıplara ilişkin arşivlerini kamuoyuna açmasını ve sağlıklı veri paylaşımında bulunmasını,
  • Zamanaşımı tehdidi altındaki dosyalarda etkin soruşturma yürütülerek sorumluların tespiti için gerekli tüm işlemlerin gecikmeksizin yerine getirilmesini, talep ederiz.”

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version