TAYAD’lı Ferdi Sarıkaya, ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı açlık grevi mücadelesini Antalya Şehir Hastanesi’nde sürdüren jandarma ablukasındaki Gürkan Türkoğlu’na yoğun bakımda da düşman hukuku uygulandığını söyledi
Mutlak tecrit koşullarının dayatıldığı Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’nden sevk edilme talebiyle arkadaşları Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı ile yaptığı açlık grevi direnişinin 264. gününde hastaneye kaçırılan Gürkan Türkoğlu’nun, Antalya Şehir Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesindeki yaşam mücadelesi sürüyor. Hem hapishanede açlık grevi sürecinde hem de kaçırıldıkları hastane önünde arkadaşlarını ve ailelerini yalnız bırakmayan TAYAD’lı Ferdi Sarıkaya konuştu. Gürkan Türkoğlu’nun ailesiyle birlikte hastane önünde nöbeti sürdüren Sarıkaya, çoklu organ yetmezliği başlayan Gürkan Türkoğlu’na solunum cihazına bağlı haldeyken bile düşman hukuku uygulandığına, ailesinin dahi yanına alınmadığına dikkat çekti.
‘Türkoğlu’nun sağlık durumu zorla müdahale sonrası kötüleşti!’
Ferdi Sarıkaya, 44 yaşındaki Gürkan Türkoğlu’nun Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’nin insanlık dışı tecrit koşullarına karşı başlattığı süresiz açlık grevinin 264. gününde direnişteki diğer siyasi tutsaklar Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı ile birlikte zorla hastaneye kaçırıldığını hatırlattı. Türkoğlu’nun sağlık durumunun özellikle hastanede yapılan zorla müdahale sonrası ağırlaştığına işaret eden Ferdi Sarıkaya, “Açlık grevinin 266. gününde bilinci kapanınca Gürkan’a istemi dışında zorla müdahale ediliyor. Gürkan’ın bilinci bir ara yerine geliyor, kolundaki serumu söküp tedaviyi kabul etmediğini söylüyor. Serumu söktüğü esnada kan kaybediyor ve sonra yeniden bilinci kapanıyor. Burada esas soru işareti, bu zorla müdahalenin nasıl yapıldığıdır. Çünkü seruma ne konulduğunu ne ailesi ne biz arkadaşları biliyoruz. Bu duruma ilişkin avukatlar suç duyurusunda bulundu” dedi.
‘5 gün boyunca yeterince su ve şeker verilmedi’
Gürkan Türkoğlu’na zorla müdahale edildiği süreçte aynı hastanenin mahkum bölümünde tutulan ve açlık grevini sürdüren Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı’ya 5 gün boyunca su ve şekerin yeterli miktarda verilmediğine de dikkat çeken Sarıkaya, açlık grevi yapan bir insanın normalde günde 5 litre su tüketmesi gerekirken, Özen ve Sağaltıcı’ya günde sadece 1.5 litre su verildiğini aktardı. Bu ihmalin bizzat hastane yönetimi tarafından yapıldığını belirten Sarıkaya, “İnsan hayatı kurtarmakla yükümlü olan hastanede hem kendisine müdahale edilmesini istemeyen Gürkan Türkoğlu’na zorla müdahale ediliyor, hem de açlık grevindeki diğer iki arkadaşa su ve şeker alımını dahi esirgiyorlar” diye tepki gösterdi.
‘Talepleri kabul etmek için ölüm noktasına gelmelerini beklediler’
Hüseyin Özen, Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu’nun başka hapishaneye sevk edilme gibi son derece basit taleplerinin ancak ölüm sınırına geldiklerinde karşılandığını belirten Ferdi Sarıkaya, “Avukatlar ve arkadaşlarımızın aileleri, Antalya kuyu tipi hapishanesinden sadece 100 metre uzaktaki L tipi hapishanesi olduğunu ve sorunun L tipine sevkle kolayca çözüleceğini belirttiler. Ancak gayet basitçe karşılanabilir bu talep yaklaşık 1 sene boyunca ısrarla reddedildi. Arkadaşlarımızın talebini kabul etmek için ölüm noktasına gelmelerini veya sakat kalmalarını beklediler. Yoksa Adalet Bakanlığı bu talebi hemen de kabul edebilirdi. Bu insanlar 260 küsur gündür, yani neredeyse 1 yıldır aç. Bundan Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı sorumludur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı insanların ölüm riskinin arttığını doktorlardan öğrenince kendi yetkisini kullandı ve sevk taleplerini kabul etti. Peki aynı cumhuriyet başsavcısı neden bu yetkiyi Gürkan Türkoğlu bu noktaya gelmeden kullanmadı? Demek ki arkadaşlarımızın sakat kalmalarını ya da ölmelerini istediler” dedi.
‘Bilgi almak için savcıdan her gün izin alınmak zorunda!’
Ferdi Sarıkaya, gelinen noktada Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı’nın Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nden 100 metre uzaktaki Antalya L Tipi Hapishanesi’ne sevk edilirken, Gürkan Türkoğlu’nun hastanede yaşam mücadelesi verdiğini anlattı. Hiçbir canlının tutulamayacağı işkencehaneler olan kuyu tiplerine karşı verdiği mücadeleyi şimdi de yaşamak için verdiğini vurgulayan Sarıkaya, şunları kaydetti: “Gürkan’da şu anda çoklu organ hasarı var, kan değerleri çok düşük ve solunum cihazına bağlı bir biçimde nefes alabiliyor. Ama bu haldeyken bile ona düşman hukuku uyguluyorlar. Yanına ailesini dahi almıyorlar ve hangi koşullarda tutulduğunu bilmiyoruz. Kaldı ki hastane doktorları, böyle bir vaka ile ilk kez karşılaştıklarını ve nasıl bir tedavi programı uygulanacağını bilmediklerini söylediler. Bunun üzerine TTB ile görüştük ve TTB Antalya Şehir Hastanesi’ne açlık grevi sonrası tutsaklara uygulanacak tedavi programını gönderdi. Ancak bu tedavinin uygulanıp uygulanmadığını biz bilmiyoruz. Çünkü dediğim gibi Gürkan’ın ailesinin onu görmesine savcılık tarafından izin verilmiyor. Yoğun bakım ünitesindeki kapısı önünde jandarma ablukası var. Biz de içeri girip detaylı bilgi alamıyoruz. Doktorlardan bilgi almak için avukatlar ve ailenin savcıdan her gün izin alması gerekiyor.”
Haber: Zeynep Kuray / ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

