Site icon Serbest Görüş

10 Ekim Barış Derneği Eşsözcüsü: Katliamda devletin sorumluluğu var


AYM’nin Gar Katliamı’nda ‘devletin sorumluluğu yok’ kararına tepki gösteren 10 Ekim Barış Derneği Eşsözcüsü İshak Kocabıyık, devletin sorumluluğunu istihbarat belgelerinin ortaya koyduğunu belirtti

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde DAİŞ’in bombalı saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerinin verdiği adalet mücadelesi sürüyor. Anayasa Mahkemesi (AYM), 239 kişinin katliamın “insanlık suçu olarak ele alınsın” yönündeki başvurusu için 25 Nisan’da “kabul edilemez” yönünde karar vererek, başvuruyu reddetti. AYM, kararın gerekçesini de “devletin, yaşam hakkı kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmediği” iddiasıyla başvuruyu reddetti.

AYM’nin kararını değerlendiren 10 Ekim Barış Derneği Eşsözcüsü İshak Kocabıyık, yaptıkları başvuruyla aslında devletin sorumluluğunu tescil etmek olduğunu söyledi. İshak Kocabıyık, “Çünkü devletin 104 kişinin öldüğü, yüzlerce insanın yaralandığı bir katliamda bilgisi olmadığı, haberi olmadığı, dahil olmadığına hiç kimse bizi inandıramaz” dedi.

‘Karar davayı da olumsuz etkileyecek’

Mahkemede belgeleri olduğunu belirten İshak Kocabıyık, “Bu katliamı yapan hücre zaten teknik takip altındaymış. Dolayısıyla biz bu sorumluluğun Anayasa Mahkemesi tarafından da tescil edilmesini istedik. Fakat Anayasa Mahkemesi, devletin yükümlülükleri açısından bir hak ihlali olmadığı yönünde bir karar verdi. Bu, devletin sorumluluğunu gizlemeye, korumaya yönelik bir karar. Biz bunu çok açıkça biliyoruz. AYM’nin kararının bir diğer önemli sonucu ise geçtiğimiz yıl Antep Bölge İdare Mahkemesi’nin Antep Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 3 polis hakkında yargılanabilme izni verdiği dosyada yaşanacak. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, o davayı da olumsuz etkileyecek bir karar ne yazık ki. Umuyoruz ki, Antep’te yürütülen soruşturma bundan etkilenmez. Çünkü mahkeme kayıtlarına geçmiş istihbarat raporları var. Mülkiye müfettişlerinin araştırmaları var. Devletin kimi kurumları, kimi görevlileri, en hafif deyimiyle bu konuyu hasıraltı etmişler. Bildikleri halde, haberleri olduğu halde hasıraltı etmişler. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bu açıdan çok önemli. Olumsuz anlamda ne yazık ki çok önemli” dedi.

‘Devletin sorumluluğunun üzeri örtülemeyecek’

Kararın, kendileri için yok hükmünde olduğunu dile getiren İshak Kocabıyık, “Çünkü 10 senedir sürdürdüğümüz adalet mücadelesinde biz bu kararın tam tersini ortaya çıkardık ve yaşadık. Örneğin, Antep Emniyeti ihbarları değerlendirmemiş. Suruç Katliamı’nı yapan, 5 Haziran Amed mitingi katliamını yapan ve 10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nı yapan hücre aynı. Aynı isimler, aynı kişiler. Ve yaklaşık 10 aydır da emniyet istihbaratı tarafından da teknik takibe alınmış. Teknik takibin kayıtları var. Dökümleri var. Açıkça söylüyorlar; büyük bir eylem yapacaklarını, büyük bir ses getirecek eylem yapacaklarını. Ne zaman yapacaklarını, kimlerle yapacaklarını. Devlet hiçbir birimiyle bu konuda önlem almamış. Bu çok açık. Ancak toplumsal vicdanda, adalet mücadelesi yürütenler açısından katliamın üzeri örtülemeyecek. Hukuki açıdan da devletin sorumluluğunun üzeri örtülemeyecek” ifadelerini kullandı.

‘Gerçeklerin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz’

Hukukun çok ciddi biçimde siyasallaştığı bir dönemin yaşandığını ve kararın bu bağlamda olduğunu kaydeden İshak Kocabıyık, devletin kendini AYM’nin kararıyla aklamaya çalıştığını belirtti. Devletin çok açık olan eksikliğini, hatasını, kusurunu bu tür kararlarla örtbas etmeye çalışmasının gerçekleri gizleyemeyeceğini söyleyen İshak Kocabıyık, güneşi balçıkla sıvanamayacağını, gerçeklerin ortaya çıkacağını vurguladı. Bu tutuma karşı mücadelelerinin 10 yıldır olduğu gibi süreceğini ifade eden İshak Kocabıyık,  “Gerçeklerin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz. Gerçeklerin, hakikatin, maddi gerçeğin ortaya çıkması için elimizden gelen bütün çabayı da göstereceğiz. Şimdi AYM’nin bu kararı, iç hukukun tüketilmesi anlamına da geliyor. Sonra, hukuksal işleyiş açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). Elbette o başvuru hakkımızı da kullanacağız. Bizim adalet mücadelemiz zaten iki noktadan yürüyor. Bir toplumsal muhalefetin bir parçası olarak ailelerimizin yürüttüğü mücadele var. Daha toplumsal daha böyle adaleti sağlamaya yönelik. Bir de elbette hukuksal düzeyde yürüttüğümüz mücadele var. Bu iki kanaldan mücadelemize devam edeceğiz” diye belirtti.

‘Barış için yüzleşme şart’

İshak Kocabıyık, 2013 yılında Kürt sorununda barış sürecinin 2015 yılında 10 Ekim Katliamı’yla sonlandırıldığını belirterek, bugün yine bir barış sürecinin söz konusu olduğunu söyledi. Süreci desteklediklerini ifade eden İshak Kocabıyık, 2015’te barış sürecinin bitmesi ve bu katliamların başlamasının da bir hesabının verilmesi gerektiğini söyledi. Bu 10 yılın hesabının verilmesini istediklerini dile getiren İshak Kocabıyık, şöyle konuştu:

“Eğer bu yüzleşme, hakikate ulaşma sağlanmazsa gerçek anlamda bir barışa ulaşmamız, hani mümkün değil demeyelim ama çok zor. Barış talep eden bir miting için biz hayatımızı kaybettik, yaralandık. 104 arkadaşımızı bir barış mitinginde kaybettik. Ve adaletin barışla ayrılmaz bir bütün olduğunu biliyoruz. Türkiye’de birçok katliam davasında adalet cezasızlık yüzünden tesis edilemedi. Eğer 1978’de yapılan Maraş Katliamı, gerçek anlamda soruşturulsa ve gerçek failler bulunsaydı Madımak Katliamı olmazdı. Madımak Katliamı gerçek anlamda bir adalet tesis edilebilseydi, Gazi Katliamı, Roboskî Katliamı gibi katliamlar ve elbette 10 Ekim Ankara Garı Katliamı da olmazdı. Dolayısıyla barış bu anlamda çok önemli. Barışın sağlanması için bir çabamız zaten var. 10 seneden beri var. Bu dönemde de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Elimizi taşın altına koymuş durumdayız.”

Haber: İbrahim Açıkyer \ MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version