Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan KCK Genel Başkanlık Konseyi üyesi Sozdar Avesta, sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, statüsünün netleşmesi ve demokratik yasaların çıkarılması gerektiğini ifade etti
KCK Genel Başkanlık Konseyi üyesi Sozdar Avesta, Stêrk TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam ettiği bir dönemde Newroz sonrası Kürt halkına yönelik saldırıların kabul edilemeyeceğini belirten Sozdar Avesta, bu uygulamaların süreci sabote etmeye dönük olduğunu söyledi. Türkiye’de özellikle hükümetin baskı politikalarının hala devam ettiğini vurgulayan Sozdar Avesta, “Mesela Rêber Apo Newroz için görüntülü bir mesaj göndermedi. Süreç çıkarlarına uygun oldu mu tamam diyorlar ama uygun olmadı mı geçmişteki gibi davranıyorlar. Böyle olmaz, herkes bunu görüyor. Bu tavırlarından biran önce vazgeçmeliler” dedi.
‘Önder Apo’nun doğum günü hepimizin doğum günüdür’
Newroz’da Kürdistan halkının tüm alanlarda Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü talep ettiğini hatırlatan Sozdar Avesta, artık hiçbir gücün bu talebi görmezden gelemeyeceğini ifade etti. 4 Nisan’da 77. yaşına girecek olan Abdullah Öcalan’ın doğum gününü kutlayan Sozdar Avesta, “Rêber Apo tüm insanlık için büyük bir şanstır. İnsanlık Rêber Apo ile özgür bir şekilde yaşadığında daha güvenli, daha huzurlu bir yaşam içerisinde olur. Bu yüzden Rêber Apo’nun doğum günü hepimizin doğum günüdür. Özgürlüğe inanan tüm halkların doğum günüdür” diye konuştu.
Sozdar Avesta’nın değerlendirmeleri şöyle:
“Bilindiği gibi bu yılki Newroz benzersiz oldu çünkü bu yıl Newroz Barış ve Demokratik Toplum ruhuyla kutlandı. Kürdistan, Türkiye ve dünyanın her yerinde milyonlarca insan Newroz’a katıldı. Önder Apo’nun mesajları da okundu. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Mahabad Cumhuriyeti Önderi ve öncüsü Qazî Mihemed ve arkadaşlarının katledilmelerinin 79. yıldönümü, Mahir Çayan ve yoldaşlarının Kızıldere’de katledilmelerinin 54. yıldönümü, ayrıca Kürdistan özgürlük mücadelesinin Kahramanlık Haftası’nı geride bıraktık heval Mazlum Doğan ve Komutan Egît (Mahsum Korkmaz) şahsında tüm şehitleri saygı ve minnetle anıyorum. Özgürlük Hareketi olarak tüm şehitleri mücadelemizin şehitleri olarak görüyoruz. Rêber Apo nasıl ki Mahir Çayan gibi kahramanların mücadelesini halkların kardeşliği için büyütmek istiyorsa özellikle de sosyalist, sol çizgiyi anıları üzerinden geliştirdiyse bizler de bu vesileyse bir kez daha şunu belirtiyoruz; bu kahramanların anılarına bağlı kalarak bu mücadeleyi amaç ve hedeflerine ulaştıracağız.
Newroz heybetli bir şekilde kutlandı
Sizin de belirttiğiniz gibi bu yılki Newroz tarihe damgasını vurdu. İnanıyorum ki 2026 Newrozu öncesi ve 2026 Newrozu sonrası olarak tanımlanacaktır bu süreç. Çünkü bu Newroz Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünün Newroz’uydu. Be vesileyle bir kez daha Rêber Apo’yu saygıyla, sevgiyle ve özlemle selamlıyorum. Newroz kitlesel olarak kutlandı, görkemliydi, çok renkli görüntülere sahipti. Hem Kürdistan’da özellikle de 4 parça Kürdistan’da ve yine yurtdışında çok ilginç görüntüler öne çıktı. Milyonlar Newroz alanına aktı ve hala da kutlamalar devam ediyor. Bakûr’da, Amed’de Kürdistan’ın tüm illerinde, ilçelerinde çok güzel görüntüler ortaya çıktı yine İstanbul’daki Newroz halkların Newroz’u oldu, Newroz alanı kardeşliğin, eşitliğin, demokrasinin, Barış ve Demokratik Toplum sürecini kesinleştiği bir alan oldu. Yine Rojava’da başta direnişçi Kobanê, Qamişlo, Dêrik ve tüm şehirlerinde, Başûr’da özellikle şehirlerde bu yıl yasaklanmasına rağmen coşkulu bir şekilde kutlandı, Kandil’de halkımız yağışlı ve kötü hava koşullarına rağmen Newroz’u çok heybetli bir şekilde kutladı. Maxmûr’da, Şehit Rüstem Cudî Kampı’nda kutlanan Newroz da dikkat çeken kutlamalardandı.
Kadınlar ve gençler Newroz ile bütünleştiler
Hem kendi aralarında çok görkemli bir şekilde kutladılar hem de Newroz ruhunu yeniden canlandırdılar, Mazlum Doğan’ı bugüne taşıdılar, Demirci Kawa’dan Mazlum Doğan’a kadar. Ve Mazlum Doğan’ı meşalelerle resmettiler bu çok dikkat çekici ve önemliydi. Bu anlamda Maxmûr halkımızı özellikle selamlıyorum, tebrik ediyorum, ellerine sağlık. Kandil Newroz’una katılımları da çok değerliydi. Rojhilat’ta bu yıl çok ağır bir savaş yaşanıyor bundan dolayı Newroz kutlanmadı. Yurtdışında da kutlamalar oldu hala da devam ediyor. Frankfurt’taki kutlama çok görkemliydi. Bütün alanları sayarsak program yetmez bu vesileyle tüm halkımızı, Newroz’a katılan tüm halkları, kadınları, gençleri bir kez daha selamlıyorum, hareketimiz adına hepsini kutluyorum. Çok önemli bir duruş ve katılım sergilediler. Ki özellikle kadınlar ve gençler kutlamalara öncülük etti Newroz’la bütünleştiler özellikle kadınlar 8 Mart’tan bu yana kitlesel olarak alanlardaydı.
Bu Newroz bir referandum gibiydi
Newroz elbette halkların bayramıdır, direniş bayramıdır, mücadele bayramıdır ki mücadele ile bugünlere kadar geldi. Zaten zulme karşı mücadele kazanılarak Newroz Bayram olmuştu ve tüm kutlamalar da bu temelde yapılıyor. Bu yüzden de bu Newroz’da çok önemli siyasi ve birlik mesajları öne çıktı. Öne çıkan mesajlardan biri Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünün tüm alanlarda haykırılmasıydı. Bu Newroz bir referandum gibiydi. Halkımız tüm alanlarda Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünü öncelikli konu olarak ortaya koydu ve bunun çağrısını yaptı. Bu çok önemliydi. Ayrıca sürece olan desteğini dile getirdi. Newroz’un şiarı Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve demokratik birlikti. Halklar Newroz’da birlikte yaşamanın güçlü bir temeli oluştuğunu da ortaya koydu.
Newroz’da politik ve ahlaki bir mesaj ortaya çıktı
Yine Newroz’da öne çıkan mesajlardan biri bölgede şuan yaşanan savaşta halkların hegemonik güçler tarafından kurban edildiği bunun için de Barış ve Demokratik Toplum çizgisi, özgürlük çizgisi olan 3. çizginin önemiydi. Newroz’da halklar savaşın hiçbir tarafında yer almadıklarını, barış, demokrasi, eşitlik istediklerini ve bu alanlardan bir kez daha herkese sesleniyoruz halkların gücü diğer tüm güçlerden daha kuvvetlidir ve amacına ulaşabilir dediler. Yani bu Newroz’da böyle politik ve ahlaki bir mesaj da ortaya çıktı. Hem politik anlamda bir duruş sergilendi hem de ahlaki anlamda neyin korunması gerektiği öne çıkarıldı. Bu yüzden Newroz her anlamda hedefine, amacına ulaştı, halklar net bir duruş ortaya koydu, taleplerini net bir şekilde belirtti. Artık hiçbir güç bunu görmezden gelemez.
Halkımız her an örgütlenmeli ve komünlerini kurmalı
Bu sadece Bakûr için değil çünkü tüm alanlarda halk alanlara çıkarak Newroz’u kutladı ve demokrasi taleplerini dile getirdi. Bu yüzden de kötü hava koşullarına rağmen 2026 Newrozu’nda halk kararlı bir şekilde Newroz ruhunu yeniden canlandırdı. Özgürlük Hareketi olarak Newroz’a ilişkin bir açıklama da yaptık, KCK Yürütme Konseyi adına hem halkımızı tebrik ettik hem de Newroz’da ortaya çıkan mesajları esas aldığımızı, bir emir olarak gördüğümüzü ve buna göre hareket edeceğimizi belirttik. Bundan dolayı halkımız sadece Newroz’da her an örgütlenmeli, meclislerini, komünlerini kurmalıdır. Örgütlü toplum kendini savunabilen bir toplumdur. Kendisine yönelik tüm tehditleri Newroz ruhuyla bertaraf edebilir. Kadınların ve gençlerin Newroz’a katılımı da çok görkemliydi. Siz de bahsettiniz hava koşulları kötü olmasına rağmen özellikle gençler taş da yağsa Newroz alanına gideceğiz diyordu.
‘Newroz Rêber Apo’nun Newrozu’ydu’
Şüphesiz bu Newroz Rêber Apo Newroz’uydu ve Newroz’un coşkusunu, heyecanını bu kadar yükselten de birkaç gün önceden Önderliğin mesajının okunacağının belli olmasıydı. Halkımız görüntülü bir mesaj bekliyordu hatta bir sürpriz olur da belki Rêber Apo canlı yayında konuşur diye bekliyordu. Halkımızın esas talebi buydu. Bunu sadece bir talep olarak dile getirmiyor aynı zamanda hedef ve amaçları Newroz’u Rêber Apo ile birlikte kutlamaktır. Bu yüzden Rêber Apo’nun tüm alanlarda okunan mesajı 27 Şubat 2025 yılında yaptığı çağrı kadar önemliydi, anlamlıydı, değerliydi, içeriği doluydu. Bu anlamda bir harita da oluşturdu. Bu yüzden Rêber Apo’nun mesajı Newroz’a damgasını vurdu.
Newroz ruhu bahar ruhuyla birleşti
Kadınlar ve gençler zaten özgürlük mücadelesinin öncüleridir, 8 Mart’ta kadınlar nasıl ki tüm alanlarda öncülük ettilerse Newroz alanlarında da 7’den 70’e tüm kadınlar, annelerimiz ulusal kıyafetleriyle özgürlüğe doğru yürüdüler. Yine gençler Mazlumların, Zekiyelerin, Rahşanların ruhuyla alanlara aktı, her alanda örneğin Şehit Rüstem Cûdî Kampı’nda, Kandil’de nasıl kutladıklarını belirttim, Avrupa’da meşaleli bir şekilde kutladılar. Bu sadece sıradan bir kutlama değildi mücadelenin geldiği aşamayı nasıl kalıcılaştırabiliriz duruşuyla alanlara çıktılar. Kadınlar, gençler, çocuklar, yaşlılar herkes alanlara aktı, Newroz herkesi canlandırdı, derler ya ölüyü bile mezarından çıkarır diye. Newroz ruhu bu şekilde bahar ruhuyla birleşti.
‘Rêber Apo son mesajında yasaların çıkması gerektiğine dikkat çekti’
Birkaç gün önce 27 Mart’ta Rêber Apo ile DEM Parti heyeti bir görüşme gerçekleştirdi. Yine devlet, Rêber Apo ve DEM Parti heyeti arasında da bir görüşme yapıldığı söylendi. Sadece Rêber Apo’nun mesajı paylaşıldı. Şüphesiz diğer mesajı bilmiyoruz henüz bir şey paylaşılmadı. Zaten süreç Rêber Apo tarafından devam ettiriliyor. Rêber Apo Newroz mesajında da, meclis komisyonuna yolladığı mesajda da yasaların çıkması gerektiğine dikkat çekti. Önderliğin son mesajında da süreç tıkanmış ya da yürütülmüyor gibi bir aşamada değil ama süreçte atılması gereken adımların da atıldığını söyleyemeyiz. Özellikle de 3. Dünya savaşı olarak adlandırdığımız, Amerika-İsrail ve İran arasında yaşanan savaşı da bir gerekçe olarak sunup süreci yavaşlattıkları görünüyor. Bu durumu devlet yetkililerin mesajlarında da gördük.
Cumhurbaşkanın bir mesaj vermesi gerekiyordu
Mesela; tüm açıklamalarında MHP Başkanı, iç cephenin güçlendirilmesi için acilen içeride birliğimizi güçlendirmeliyiz ve bu süreci geliştirmeliyiz diyordu. Ki doğru olan da budur ama bu süreçte özellikle de Newroz’dan sonra yaşananlar herkes de şüphe oluşturdu. Mesela herkes Newroz’dan sonra mesaj verilmesini bekledi. Örneğin Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan; bir süreç yürütülüyor, Kürtler, dostları, bölge halkları milyonlarca insan Newroz’u kutladı bunun için bir mesaj vermesi gerekiyordu. Kürdistan halkının Newroz’unu kutlamalıydı, bu halkın birlik, beraberlik ve barış içinde yaşama talebini takdir etmeliydi. Aynı zamanda Bahçeli de Kürt halkının Newroz’unu kutlamalıydı. Sadece kutlama da değil verilen mesaja göre derhal adım atılacağını ve biz de ne istediğinizin mesajını aldık demeliydiler. Ama böyle yapmadılar hatta tam tersi Newroz’dan sonra geçmiş yıllarda olduğu gibi neden slogan attılar, neden Rêber Apo’nun posterlerini astılar, bilmem nerede niye yürüyüş yapıyorlar diye saldırlar. Bunun adına da provokasyon dediler.
Neden şüphe yaşıyorlar?
Bu saldırılar dönemin ruhuna ters ve kabul edilecek bir durum da değildir. Bunlar çok büyük çelişkiler yaratıyor. Üstelik Önderlikle süreç yürüttükleri bir dönem. Bu gizli bir şey değil, Rêber Apo’nun silah bırakma açıklamasında görüntüleri her yerde yayınlandı. Newroz’dan sonra ortaya çıkan durum bu hükümet sürecin devam etmesini istemiyor mu düşüncesi oluştu. Neden özgür iradeden korkuyorlar, neden sürecin desteklenmesinden korkuyorlar, neden şüphe yaşıyorlar? Newroz’dan hemen sonra Devlet Bahçeli açıklama yaptı, yasaların çıkmasının bir acelesi yok dedi. Fakat bugün de başka bir açıklama yapıp hemen yasa çıkması lazım, istek ve talepler ne ise tartışılmalıdır dedi. Ama sürekli farklı açıklamalar yapılması, kendi içlerinde çelişkiler yaşamaları, sadece söylemlerle zaman geçirmeleri, bu dönem böyle bir dönem değil. Bu kabul edilecek bir şey değil. Önderliğin son açıklamasında var şimdiye kadar konuşulan konulara ilişkin adım atılması gerekirdi.
‘Rêber Apo hâlâ tecritte’
Mesela Rêber Apo birçok kez dile getirdi; Kürtlerin Cumhuriyet ile hiçbir sorunu yok ama Cumhuriyet demokratik değil. Kürtlerin ülkeyi parçalama gibi bir amacı yok ama bu ülke de Kürt halkının haklarını iade etmeli ki birlikte yaşabilsinler. Bunun için yasaların çıkarılması lazım. Bunun müzakeresini yapan, bu projenin sahibi olan, bu süreci yürüten, bu paradigmaya, bu ideolojiye, bu çizgiye sahip olan Rêber Apo’dur. Ama Rêber Apo tecrittedir hala kimse tecritte değil diyemez. Mesela Rêber Apo hala Newroz için görüntülü bir mesaj göndermedi. Çıkarlarına uygun oldu mu tamam diyorlar ama uygun olmadı mı geçmişteki gibi davranıyorlar. Böyle olmaz, herkes bunu görüyor. Her gün bu tavırlarından vazgeçmeleri için açıklamalar yapılıyor.
Bahçeli ilk açıklamasında örgüt silah bıraksın, kendisini feshetsin ve meclise gelsin dedi. Ama nerede kaldı bu söz hala yerine getirilmedi. Aynı zaman kuşlar tek kanatla uçmaz dedi. Rêber Apo bu süreçte üzerine düşeni yerine getirdi. Mesela; şuan böyle bir tartışma yürütülüyor, biz de böyle bir bilgi aldık. Bu dönemde İmralı’da bir yer inşa edilmiş diye. Öyle bir tartışılıyor ki sanki çok farklı birde inşa edilmiş, havuz medyası da bunun Önderliğe yer yapıldı, adım atıldı, taviz verildi diye sunuyor. Bu algılarla özel savaş yürütüyorlar. Rêber Apo şimdiye kadar oraya geçmeyi kabul etmedi çünkü statüsü belli değil, Bahçeli bundan birkaç gün önce statüsünün netleşmesi gerektiğini söyledi. Neden statüsü belli edilmesi. Statüsü Rêber Apo’nun özgürleştirilmesi, sesinin tüm halklara ulaşması, devreye girmesi gerekir ki süreç ilerlesin. Bunları gerçekleştirmiyorlar sanki bir şey yapmışlar gibi de yatıp kalkıp provokasyon olmasın, kimse sabrımızı bilmem ne yapmasın falan filan.
‘Temel şey Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü’
Bu söylemler kabul edilemez. Herkesin bunu bilmesi lazım. Çıkarılması gereken kanunlar bellidir, eşitlikçi, özgürlük yasaları, demokratik entegrasyon yasaları, Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü ve statüsünün netleşmesi için yasalar çıkarılmalıdır. Ve hemen hayata geçirilmelidir. Ama bunun yerine hala zindanlarda hasta tutsaklar şehit düşüyor, birkaç gün önce de bir hasta tutsak şehit düştü. Bu şehidimizi saygıyla anıyorum, ailesine başsağlığı diliyorum. Cezaevinde kalamayacağına dair onlarca raporu olanlar hala bırakılmamış. Muhalefet bastırılıyor. Demokrasinin geliştirilmesi gereken böylesi bir süreçte her gün tüm muhalefete operasyonlar yapılıyor. Bu da bir yandan süreci sabote etmektir. Süreci asıl sabote eden durum adım atılmaması, muhalefetin bastırılması ve her alanda hakimiyet kurmak istemeleridir. Bu sürecin gelişmesine engeldir. Bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; meclise gelen rapor hemen ele alınmalı ama şuan birilerinin tartıştığı gibi yine kategorize ettiği hasta tutsaklar ayrı, kayyumlar ayrı gibi değil.
Bu süreçte yapılması gereken temel şeyler var. Başta da Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, statüsünün belirlenmesi ve demokratik ve sürecin kalıcı bir şekilde başarılı olmasını sağlayan kanunların çıkarılması. Bunlar olursa süreç devam eder. Bizler bu beklentideyiz. Rêber Apo da son mesajında bunu belirtiyor; silahlı mücadeleyi sonlandırdık, bunun dönüşü yok dedi. Yani çarpıcı ve kararlı bir mesaj verdi. Bizler de bunu devam ettiriyoruz ama nereye kadar devam edecek bilmiyoruz. Tüm kamuoyunun da bunu bilmesi lazım; Türkiye halkı da, bölge halkı da bunu görüyor. Türkiye’de Kürt sorunun çözülmesi elbette ki etrafını da etkileyecektir. Başta da komşu devletler ve tüm bölge üzerinde ciddi bir etki olacak ve hegemonik güçlerin halkları çıkarlarına kurban etmesine engelleyecek. Halklar bu sürecin başarıya ulaşmasıyla haklarına kavuşacaklarıdır.
Dört parça Kürdistan’a yönelik saldırılar
Kürdistan halkına yönelik tehlikeler bariz bir şekilde görünüyor. 4 parça Kürdistan da büyük bir savaş içerisindedir. Her gün görüyoruz; Başûr’a yönelik büyük saldırılar var, Rojhilat ve İran halkına yönelik 1 aydan fazla bir süredir saldırılara yapılıyor, 3. savaşı yürütülüyor, Rojava farklı bir sürece girdi, Bakûr’dan bahsettim zaten. Kürt halkı temel mesajını verdi; Newroz aslında demokrasi kongresiydi halkımız kararını verdi. Bu karar da Kürt halkının birlik olması gerektiğiydi. Tüm saldırılara karşı birlik olmalıyız dedi halkımız bu mesajı tüm siyasi partilere de verdi. Halk birliğini inşa etmiştir. Mücadele alanında birlik olunmuştur yine Newroz alanlarında, serhildanlarda, zulme karşı birlik olundu. Rojava’ya yönelik büyük saldırıların yapıldığı dönemde halkın bir şiarı vardı; Yeke yeke Gelê Kürt yeke diye. En son Başûr’da 200’den fazla yurtseverin, aydının ve farklı kesimden toplum öncülerinin imzasıyla Kürt halkının birliği için ulusal bir proje başlatıldı ve Kürt halkının demokratik birliği biran önce sağlanmalıdır dediler.
KCK olarak açıklama yaptık ve desteğimizi sunduk. Özgürlük Hareketi olarak tüm mücadelemizi Kürt halkının birlik mücadelesidir. Eğer bugün Kürdistan’ın tüm parçalarında bu ruh somutlaşmışsa ve birlik temelleri oluşmuşsa buna Özgürlük Hareketi ve Rêber Apo’nun paradigması öncülük etmiştir. Rêber Apo bunun mimarıdır. Kürdistan’ın tüm parçalarında binlerce şehit var, bu birlik yaratılmıştır. Ama sadece bu şekilde ele almamalıyız yani birkaç Kürt partisinin bir araya gelmemesiyle ulusal birlik kurulmaz değildir. Sadece bu değil ama bu da isteniyor. Bu yüzden Kürdistan’daki tüm siyasi partilere bu vesileyle bir kez daha söylüyoruz ki bu mesele çok önemlidir, stratejiktir ve geç kalınmamalıdır. Bundan dolayı parti çıkarları, sadece tek bir parçanın çıkarları, sadece bir ailenin çıkarları esas alınmamalıdır, artık bunlara tenezzül edilmemelidir. Çünkü en büyük beklenti özgürlüktür, tüm bölge halkları umudunu Kürt halkının demokratik birliğine bağlamış durumda.
Tüm çabamız demokratik birliğin sağlanması
Kürt halkının demokratik birliği tüm halkların birlik olmasının temelini oluşturuyor. Bu yüzden bu vesileyle bir kez daha herkese çağrıda bulunuyoruz; başta da bu sürece öncülük edebilecek olan gençler ve kadınlar rol oynamalıdır. Demokratik bir birliğin kurulması için kadınların ve gençlerin öncülük etmesi gerekir. Yine siyasi partiler, örgütler, sanatçılar, akademisyenler, toplumun tüm kesimleri bu süreçte görev üstlenmeli ve birliğe gelmeyenlere baskı kurmalıdır. Bu yapıldığında sonuç alabiliriz. Rêber Apo daha önce de bu konuya birçok kez dikkat çekti, tüm alanlarda Kürt halkının çıkarlarını esas alacak ortak diplomasi, ortak savunma ve ortak yönetimin tam zamanıdır. Bunun kimseye zararı olmaz. Ne bir devlete karşıdır, ne bir devletin yanındadır. Hareket olarak ulusal birlik için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Tüm çabalarımız Kürdistan’da demokratik bir birliğin sağlanması için olacaktır.
Nerede olursa olsun, Kürdistan’ın hangi parçasında olursa olsun halkımıza yönelik bir saldırı olursa Özgürlük Hareketi olarak halkımızın yanında olacağız. Bunu açıklamalarımızda da belirttik. Örneğin Başûr’a yönelik bir saldırı olduğunda da hareketimiz tavrını ortaya koydu, Rojhilat’ta şuan büyük bir saldırı altındadır bu anlamda bizim tavrımız nettir, paradigmamız, duruşumuz nettir. Halkımıza yönelik herhangi bir tehlikede elbette ki halkımızın yanında olacağız ve halkımızı tüm saldırılara karşı korumaya çalışacağız. Özgürlük Hareketi olarak tehlike nereden gelirse gelsin tüm Kürdistan’da bu birliğin kurulması için mücadele edeceğiz ve üzerimize düşen görevi yerine getireceğimizi bir kez daha belirtiyorum. Kürt halkının elde ettiği bu tarihi fırsatın bir kez kaçırılmaması ve sürecin başarıya ulaşması için çabalayacağız.
Şengal halkı komünal bir toplumdur
Doğrusu önemli bir kongreydi. Basından takip ettik, Şengal toplumumuzun bu süreçte böyle bir kongre gerçekleştirmesini çok kıymetli, değerli ve önemli buluyoruz. Kongrede ortaya çıkan iradeyi selamlıyorum. İnanıyorum ki kongrede öne çıkan değerlendirmeler, alınan kararlar hayata geçirilecektir. Böyle bir bilinç, inanç oluşmuştur. Bu kongre özellikle Êzidî toplumumuza ve Irak halkına kutlu olsun. Kongreye ilişkin çok bir şey söylemeyeceğim çünkü zaten iradelerini ortaya koydular, kararlarını aldılar. Ama basında çıkan kongre kararlarında, kongre demokratik entegrasyon süreci için hazırlanmış. Demokratik bir entegrasyon ve Irak’ta varlıklarını kalıcılaştırmayı esas almışlar. Fermanlara karşı varlıklarını nasıl koruyacaklarını, kendilerine yönelik saldırıların yaşanmaması için diyalog yoluyla gerçekleştirilmesi gerekenler tartışılmış. Bu önemlidir.
Şengal halkının bu süreçte kendini örgütleyebilmesi için kararlar alınmış, yine komün kararları alınmış. Bu da Êzidî halkına göredir. Êzidî toplumu iktidarcı, devleti, ulusları esas alan, bu temelde iktidar olmak isteyen bir toplum değildir. Ahlaklı, politik, inançlı, kültürü olan, kimliği olan, gelenekleri, tarihi olan bir toplumdur. Bu yüzden de komünal bir toplumdur, doğaldır. Aldıkları kararlar tam da buna göredir. Mesela ekonomik, kültürel, inanç, sanat her anlamda yüz yıllardır bunları devam ettirmiş bir toplumdur. Kimse onlara sen demokratik komün bir yaşam sürdürüyorsun ama bu şekilde bugünlere kadar gelmişler. Komünal bir yaşam sürdürmüşler. Bu süreçte ise daha bilinçli, daha siyasi, politik bir yaşam sürdürüyorlar. 11 yıl önce ilk meclis kurulduğunda ben de içinde yer almıştım, Şengal Meclisi’nin kurucularından biri olarak yer aldım.
Heval Seid Hesen, Berxwedan, Dijwar, Zerdeşt, Bêrivan bu arkadaş o dönem öncülük ediyorlardı. Hepsi de şuan şehit. Yine Dilşêr, Egîd, Berfin, Nûjîn arkadaşların da çok büyük emekleri vardı. İlk meclis çok küçük bir sayı ve kısıtlı imkanlarla kuruldu. Ama o dönemde herkesin çok büyük umudu, inancı vardı. Bu 11 yıllık süreçte böyle bir kongre yapılmasına kadar gelindi. Bu kongrede kendine inanan, bilinçli, kendi sorunlarını çözebilen bir toplum görüntüsü yansıdı. Bunu çok önemli görüyorum. Daha fazla örgütlenmeli ve savunmaları gerçekleştirmelidirler. Zaten örgütlenmek savunmadır. Komünlerini de bu temelde kurmalarını önemli buluyorum. Bir kez daha ortaya çıkan bu iradeyi selamlıyorum. Başarılar diliyorum.
‘Rêber Apo 70 yıldır mücadele ediyor’
Rêber Apo’nun doğum günü tüm insanlığın doğum günüdür. Sadece Rêber Apo’nun dünyaya gelmesi olarak ele almıyoruz. 4 Nisan başta Rêber Apo’ya kutlu olsun bir kez daha Rêber Apo’yu selamlıyorum, doğum gününü kutluyorum. Rêber Apo 77 yıllık yaşamı boyunca çok büyük mücadeleler verdi. 7 yaşındaki ilk isyanından günümüzde yaşanan demokratik entegrasyona kadar Rêber Apo 70 yıldır mücadele ediyor. Küçük yaşlarda annesiyle babası arasındaki ilişkiyi, çelişkileri, toplumdaki çelişkileri, birlikte oyun oynadığı erkek ve kız çocukları arasındaki çelişkiyi gördü. Rêber Apo buna karşı ilk başkaldırısını gerçekleştiriyor. Bu çok değerli ve kutsaldır. Bu yüzden sıradan bir doğum günü olarak ele almıyoruz. Bugünün kutlanması ve sembolik olarak halkın Rêber Apo’nun köyüne gitmek orayı yüreğinde hissetmek için de büyük bir mücadele verilmiştir, şehitler verilmiştir. 2009 yılında Amara’ya giderken Masun Karaoğlan ve Mustafa Dağ şehit düştü. Bu vesileyse bu iki kahramanı saygı ve minnetle anıyorum.
Rêber Apo yaşamını birinci, ikinci ve üçüncü doğuş olarak anlatıyor. İkinci doğuş özgürlük düşüncesi, PKK düşüncesi, onlarca yıl sürdürülen bir mücadeleyi geliştirdi. Rêber Apo bunu varlık kalıcılaştırıldı artık özgürlük zamanı diyor. 3. doğuş ise demokratik toplum kuruluşunun sağlanmasıdır. Rêber Apo her zaman kendisinde değişim, yenilik yaratıyor. Her gün kendi şahsında dünyaya yeniden gelmeyi yaratıyor. Ekolojik, demokratik, kadın özgürlüğüne dayanan paradigmayla bunu yapıyor. Bu yılki 4 Nisan’ı Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile karşılıyoruz. Rêber Apo’nun 77. doğum günü bu amaçla kutlanıyor. Halkımız günler öncesinden kutlama yapmaya başladı. Kürdistan’da hiçbir şey bir gün ile sınırlı değildir, ne 8 Mart, ne Newroz, ne Rêber Apo’nun doğum günü ne de başka bir gün. Hepsi mücadele, direniş, kendini yeniden yaratma günleridir. Bu yüzden de birçok eylem, kutlama, yürüyüş başladı.
‘Rêber Apo tüm insanlık için bir şanstır’
Bakûr’da Kadın Özgürlük Hareketi Amara ve Gemlik’e 1 Nisan’dan 19 Nisan’a kadar sürecek bir yürüyüş başlattı. Gençler her gün kutlamalar yapıyor, enternasyonalist gençleri basında gördük Rêber Apo’nun evini ziyaret etmişlerdi. Bu şekilde kutlamalar da var ama bizim için esas kutlama Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlamak ve bugünü Rêber Apo ile kutlamaktır. Bu sadece bir talep değil bu bizim görevimizdir. Bu süreç de bizden bu görevi yerine getirmemizi istiyor. Bundan dolayı Önderliğin doğum gününü çok anlamlı, değerli görüyoruz ve buna göre hareket etmeliyiz. Her yerde halkımız, kadınlar, gençler, dostlarımız, enternasyonasitler bugünü böyle ele almalıdır. Rêber Apo tüm insanlık için büyük bir şanstır. İnsanlık Rêber Apo ile özgür bir şekilde yaşadığında daha güvenli, daha huzurlu bir yaşam içerisinde olur. Egemen, kastik katil güçler toplumu sırtından hançerlemiştir Rêber Apo bu hançeri çıkarıyor ve insanlığa daha huzurlu bir dünya sunuyor. Bu yüzden Rêber Apo’nun doğum günü hepimizin doğum günüdür. Özgürlüğe inanan tüm halkların doğum günüdür.
Bu vesileyle bir kez daha Rêber Apo’nun doğum günü tüm annelere, kadınlara, gençlere, çocuklara, tüm halkımıza ve halklara kutlu olsun. Tüm kadınlara, gençlere ve halkımıza çağrıda bulunuyorum; bu doğum gününde her yere fidan dikmeli, gençler Rêber Apo’yu daha fazla okumalı, halkımız Rêber Apo’nun paradigmasını daha fazla okumalı, daha iyi anlamalı. Rêber Apo kimdir ve insanlık için ne yapmak istiyor bunu daha iyi anlamalıyız. Rêber Apo’nun paradigması üzerinde daha fazla derinleşmeli, anlamalı ve anlaşılmasını sağlamalıyız.”
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

