Gezi Davası tutukluları ziyareti sonrasında yapılan açıklamada siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısı yapıldı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve DEM Parti bileşenleri temsilcileri, Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gezi dosyası tutukluları Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Osman Kavala ile yapılan görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin işaret ederek, “Geri dönüş olmaması için barışa ulaşmak için somut ilk adımın artık atılmasını istiyoruz. Halklar somut bir adım bekliyor. Geri dönüş yolunun kapatılması lazım” dedi.
Hakan Öztürk, mahkeme kararlarının uygulanması ve tüm siyasi tutsak ile siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise “Adaletin terazisi bozuk. Düzenden iktidardan yana uygulanıyor. AYM, AİHM kararları uygulanmıyor. Bugün Türkiye toplumu artık adaletin tecelli edeceğine inanmıyor. Çünkü haksız hukuksuz keyfi biçimde 10 yıldır cezaevinde yatan Demirtaş ve Mızraklı var, burada Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Osman Kavala var. Her gün yeni operasyonlara uyanıyoruz. 6 yıl boyunca Gülistan Doku’nun faillerinin nasıl korunduğunu görüyoruz. Doğayı, sendikayı savunanların nasıl cezaevlerine konulduğunu görüyoruz. Bu yüzden açıklamalarımız gerçek adaletin yerine gelmesidir, hukukun herkese eşit işletilmesi talebidir” diyerek, siyasi tutsakların serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.
‘AYM, AİHM kararları bağlayıcıdır’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, yargının siyasileştirildiğini belirterek, AYM ve AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Gül Çiftçi, “Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin, aydınların, toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin ceza tehdidi altında tutulduğu bu düzende demokrasi sistematik bir biçimde yok edilmek istenmektedir. Partimizin kurumsal kimliğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve 15,5 milyon yurttaşımızın oylarıyla belirlediği Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na, belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik yargı kuşatması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın haksız yere cezaevinde tutulması, yine tutuklanan Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Osman Kavala’ya yönelik ağır hak ihlalleri ve son dönemde yaşadığımız tüm hukuksuzluklar tek bir şeye işaret etmektedir. İktidar, sandıkta yenemediği muhalefeti yargı eliyle susturmak istemektedir. İktidarın bu anlamda AİHM kararları Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklerin parçasıdır ve uygulanmaları Anayasal bir zorunluluktur” diye konuştu.
‘Tutsaklar bir an önce serbest bırakılmalı’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İBB duruşmalarının Marmara Cezaevi’ndeki bir salonda devam ettiğini hatırlatarak, “Ülkenin geleceği, Sincan, Silivri, Edirne, Kandıra cezaevlerinde inşa edilemez. Bir gelecek kuracaksak cezaevlerindekilerin özgür olması lazım. Bu ülkeye cezaevleri değil, barış hukuku lazım. Türkiye toplumu adalet konusunda çok güvensiz. En başında iktidara sesleniyorum: Bunları denenmiş siyasi parti başkanı olarak söylüyorum. Bunlarla kazanamazsınız. Bekir Kaya 10 yıldır cezaevinde ama Van halkı 14’te 14 yaptı. İstanbul iradesini cezaevine atsanız da değişmeyecek. Meclis bir rapor hazırladı. Meclis bile bu haksızlıkları tespit etti. Bir an önce AİHM kararları uygulanmaları. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Osman Kavala serbest bırakılmalı. Bırakılmalı ki Türkiye toplumu bu sürecin ciddiyetine inansın. Bir taraftan süreç bir taraftan ceza kimse inanmıyor. İmamoğlu’nun , Can Atalay’ın, Selçuk Kozağaç’lının suçu var ise yargılanmasın ve tutuksuz yargılansın. İktidara bir kez daha buradaki siyasi partilerle çağrı yapıyoruz: Cezaevlerindeki duruşmalar geleceğimizi inşa etmeyeceğine göre gelin hep birlikte barışla inşa edelim. Biz de o irade var. Bu cezaevlerinin Türkiye toplumuna bir yararı olmaz. Tutsaklar bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyorum. Serbest bırakılana kadar mücadelemizi devam edeceğimizi belirtiyorum” dedi.
‘Ülkeyi büyük cezaevine çevirip öyle yönetmek istiyoruz, diyor’
Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Mahir Gürz ise mücadele eden tüm dinamiklerin baskıyla karşı karşıya kaldığını ifade ederek, saldırıları ve baskıların mücadelelerini engellemeyeceklerini dile getirdi.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğunu anımsatarak, iktidarın baskılarına dikkat çekti. Erkan Baş, “İktidar ‘Dünyanın en büyük sarayı bizde. En büyük cezaevleri bizde’ diyerek övünüyor. İktidar ‘Ülkeyi büyük cezaevine çevirip öyle yönetmek istiyoruz’ diyor. Ve bunun için hukuksuzluk yapıyor. İşte biz bu barbarlığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
‘Faşist uygulamalarına karşı direnişine umutla bağlanacağız’
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Juliana Gözen, “Silivri soğuktur” sözünü hatırlatarak, toplumun iktidar tarafından bu şekilde tehdit edildiğini söyledi. Dışarı ve içerideki farkın azaldığını dile getiren Juliana Gözen, halkın iradesini temsil edenlerin cezaevlerinde olduğunu vurguladı. Juliana Gözen, “Amed, Mardin, Van halkı nasıl direndiyse öyle direneceğiz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmasını, kayyım kararlarının geri çekilmesi talebimizi yineleyeceğiz. Ama hukukun kalmadığı yerde halk iradesiyle adalet gelir, dedik. O yüzden taleplerimiz halkın iktidarın faşist uygulamalarına karşı direnişine umutla bağlanacağız” ifadelerini kullandı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

