Site icon Serbest Görüş

Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları


AHMET KURUCAN | YORUM

Dört gün boyunca evinde misafir kaldım. Cahit Sıtkı Tarancı, “35 yaş” der ama ben ona biraz ilave ederek, “ömrünün ortasında” demeyi tercih ederim. New Jersey’de bulunduğu yıllardan tanışıyoruz; fakat bu denli bir yakınlık nasip olmamıştı.

Meslek hayatına öğretmen olarak başlamış, ardından Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla yıllarca yurt dışında hizmet etme imkanı bulmuş. Hesapta olmayan bazı gelişmeler ise onu ticaret hayatına sevk etmiş. Ve yine Allah’ın inayetiyle işleri büyümüş, imkânları genişlemiş, zengin olmuş.

Şunu gördüm o dört gün içinde, onun zenginliği, sahip olduklarında değil; sahip olduklarıyla kurduğu ilişkide gizli.

Nasıl mı?

Malı mülkü artmış ama ruhu daralmamış. Kesesi de kasası da dolmuş ama kalbi katılaşmamış. Hatta tam aksine, sanki her yeni imkân onu biraz daha inceltmiş, biraz daha hassaslaştırmış. Bu, üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus. Zira biz çoğu zaman zenginliğin insanı değiştirdiğini söyleriz ve çoğu örnek de bu kanaati doğrular.

Nice insan “ne oldum delisi” olur; nice insan geldiği yeri unutur. İmkanlar genişledikçe vicdanlar daralır çoğu zaman. Fakat istisnalar da vardır. İşte bu dost, bütün sıyamı, kıyamı ve savmıyla, alışılmışın aksine bir istikamette değişmiş. Daha diğergâm, daha fedakâr, daha ince ruhlu bir hâle bürünmüş.

“Lâ uzekkî alallahi ehadâ!”

Hiç kimseyi Allah’a karşı tezkiye edemem. Kulunu en iyi bilen O’dur. Bununla beraber biz de beşer olarak müşahede alanımıza giren kadarıyla bir şahitlikte bulunabiliriz.

Benim şahitliğim, yukarıdaki tespitleri doğrular mahiyetteydi. Bu, sadece bir gözlem değil; aynı zamanda insanın imkânla imtihanına dair canlı bir örnekti. Zenginlik, her zaman kalbi ağırlaştırmaz; doğru elde ve doğru niyetle, aksine kalbi incelten bir vesileye de dönüşebilir.

Türkiye’de Hizmet Hareketi’ne mensup insanlara yapılan zulümleri de konuştuk bu dört gün içinde defalarca. Ortak dostlarımızdan bahsettik. “O nerede, bu nerede?” diye başlayan cümleler, bizi son 10 yılın ağır hatıralarına götürdü. Saatler geçti, o muhabbetin içinden çıkamadık. Bu dostun eski dostları bugünün mağdur ve mazlumları için yaptıklarını dinlediğimde doğrusu hayret ettim. Zira anlatılanlar sıradan yardımlar değildi; maddî ve manevî planda, sessizce ve gösterişten uzak yapılan ciddi desteklerdi. Fakat beni asıl etkileyen, yaptıkları değil; bunları anlatırken yaşadığı hâldi.

Sesi titriyordu. Kelimeler boğazında düğümleniyor, gözyaşları iradesini aşarak yanaklarına süzülüyordu. Halk arasında “Gözyaşları yalan söylemez!” denir. Bu söz, mutlak bir hakikati ifade etmese de çoğu zaman insanın derûnunda yaşadığı hissiyatın en saf tercümesidir. Zira insan, başkasının derdini anlatırken ağlayabiliyorsa, o acıyı sadece duymuyor; yaşıyor demektir.

Başka bir ifadeyle: Bir insan, başkasının ıstırabını dile getirirken gözyaşlarını tutamıyorsa, bu artık sıradan bir empati değildir. Tasavvufun diliyle söylersek bu ya bir “hâl”dir ya da bir “makâm”ın göstergesidir. Yani o acı, onun kalbinde geçici bir duygu olmaktan çıkmış; yerleşmiş, derinleşmiş ve onu dönüştürmüştür. Belki de gerçek zenginlik tam da burada başlar: İnsanın sahip olduklarıyla değil, başkalarının acısına ne kadar ortak olabildiğiyle ölçülen bir zenginlik…

Bu dört gün boyunca yaptığımız sohbetlerde halk arasında dolaşan sehl-i mümteni yani kolay söylenen ama manası alabildiğine derin bazı deyimler de öğrendim kendisinden. Mesela “Namaz iş bitirir, iş namaz yitirir.”

Bir Türkmen atasözüymüş. Veya “Ben severim oğlumu… o da sever oğlunu. Su yukarı doğru akmaz.” 

İlginç bir hikayesi var bu sözün. Ya da “Evlenince kız evden gider, oğlan elden gider.”

Bayıldım bu tespite.

Ve bir umre hatırası. Zengin birisi ile tanışmış. Her gün yemek ısmarlıyormuş o kişi. Bir de ben ısmarlayayım demiş dostum. Hayır demiş o kişi ama bu hayır’ı şöyle formüle etmiş: “Benim param yemekle bitmez. Bari sizin gibi insanlar yesin.” 

Bir sonraki yazıda bunları yazacağım…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version