İzmir Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken hukuk ve insan hakları örgütleri, tutsaklara açık görüşlerde ailelerine sarıldıkları için ve cezaevi kimliği taşımayı reddettikleri için disiplin soruşturmaları açıldığını belirtti
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir şubeleri, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği, Aliağa’da bulunan İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine yönelik cezaevi önünde açıklama gerçekleştirdi. “Keyfi ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilsin” pankartı açılan açıklamada, basın metnini ÖHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Fatma Demirer okudu.
‘İnsanlık onuru ihlal ediliyor’
Cezaevlerinde uygulanan infaz rejimi ve idari pratiklerin uluslararası sözleşmeleri ve insan onurunun sistematik bir biçimde ihlal edildiğini belirten Fatma Demirer, bu ihlallerin işkence ve kötü muamele, keyfi disiplin cezaları, keyfi ve hukuka aykırı gerekçelerle koşullu salıverilme tarihlerinin ertelenmesi olduğunu vurguladı.
İnfaz sürelerinin belirsizleşmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunun altını çizen Fatma Demirer, “Kuralsız ve keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlükleri açıkça ihlal etmektedir. Disiplin cezaları, mahpusun iyileştirilmesi amacından saparak; arka arkaya verilmek suretiyle mahpusun hücre cezası ile tecrit edilmesini sağlayan ve infazını yakan birer cezalandırma aracına dönüştürülmüştür” ifadelerini kullandı.
Disiplin cezaları
Bu uygulamaların en somut örneklerinden birinin, İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşandığını aktaran Fatma Demirer, şöyle devam etti:
“Hapishanesinde mahpuslara açık görüşlerde ailelerine sarıldıkları gerekçesiyle verilen disiplin cezaları oluşturmaktadır. Bu da göstermektedir ki Türkiye hapishanelerinde uzun süredir devam eden tecrit ve izolasyon uygulamaları, artık mahpusların en temel insani temaslarını dahi suç kapsamına alan absürt ve hukuk dışı bir boyuta ulaşmıştır. Bu durum hapishane idarelerinin mahpusların ailevi ve duygusal bağlarını koparmak amacıyla disiplin hukukunu bir ‘cezalandırma silahı’ olarak kullandığını açıkça göstermektedir.”
Cezaevlerinde kimlik dayatmasının hukuk dışı uygulama olduğunu belirten Fatma Demirer, “Üzerinde kimlik taşımayı reddeden mahpuslara hukuken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan “kınama” cezası en fazla verilebilecekken hapishane keyfi, ve hukuk dışı davranarak mahpusların koğuştan dışarı çıkmalarına izin vermeyerek cezalandırmakta ve kanundan doğan hakları ellerinden alınmaktadır. Bu işkence ve diğer kötü muamele yasağına aykırı, onur kırıcı, hukuk dışı keyfi uygulamalara karşı Tuğçe Nur Özbay açlık grevindedir” diye belirtti.
Sorumluluk alma çağrısı
Bu uygulamaların giderilmesi amacıyla cezaevi idaresine yaptıkları randevu ve görüşme taleplerinin yanıtsız bırakıldığını kaydeden Fatma Demirer, “Sorunların çözümü noktasında ilgili Hapishane Savcılığı ile yaptığımız görüşmelerden de ne yazık ki bugüne dek hukuka uygun, somut ve telafi edici bir netice elde edilememiştir. İdari ve adli mekanizmaların bu sessizliği ve uzlaşmaz tutumu, keyfi ve hukuka aykırı uygulamaların artarak devam etmesine sebebiyet vermektedir. Bizler, bu vesileyle herkesi başta İzmir Kadın Kapalı Hapishanesi olmak üzere tüm hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. İnsan onuruna yaraşır bir infaz rejimi sağlanana dek sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz” diye konuştu.
İZMİR
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

