Site icon Serbest Görüş

Futbolun karanlık sponsorlukları

Futbolun karanlık sponsorlukları


HASAN CÜCÜK | ANALİZ

Futbolun dev sahnesinde artık alışılmadık bir gerçek var: Kulüpler, görünmez bağlarla suç dünyasına uzanan sponsorlarla yan yana duruyor.

Chelsea’li oyuncuların arkasındaki LED panolarda yer alan “8xbet.com” ilk bakışta sıradan bir sponsorluk gibi görünebilir. Oysa bu isim, kulübün ortaklık kurduğu lisanssız ve yasa dışı bir bahis platformuna ait. Stamford Bridge’deki maçlarda görünür olan bu reklam, aslında çok daha büyük bir hikâyenin parçası.

Sıradan görünen, sıra dışı bir sistem

Bugün futbol, küresel markaların vitrinine dönüşmüş durumda. Formalar ve stadyumlar; otomobilden giyime, içecekten turizme kadar pek çok sektörün reklamıyla kaplı. Ancak bu ticari düzenin içine artık daha tartışmalı aktörler de sızmış durumda.

8xbet yalnızca bir örnek. İngiltere’de Chelsea dahil en az dokuz kulüp bu şirketin reklamını yaptı; Bournemouth, Crystal Palace, Ipswich, Leeds, Leicester, Newcastle, Nottingham ve Sunderland. Ayrıca Manchester City de yakın zamana kadar 8xbet ile bir ortaklık yürütüyordu.

Eleştirmenlere göre bu durum, futbolun etik sınırlarının aşındığını gösteriyor. Çünkü bu şirketler, kara para aklama, siber kölelik ve insan kaçakçılığı gibi ağır suç iddialarıyla anılıyor.

 

Küresel bir kara piyasa

Bu tablo istisna değil, sistematik. Araştırmalara göre Asya pazarını hedefleyen en az 140 yasa dışı bahis şirketi, yıllar içinde kulüplerle, liglerle ve federasyonlarla iş birliği yaptı. Bayern Münih’ten Barcelona’ya kadar birçok dev kulüp bu ağın bir noktasında yer aldı.

Birleşmiş Milletler’e göre bu yasa dışı bahis piyasasının yıllık hacmi yaklaşık 1,46 trilyon Euro. Başka bir deyişle, orta ölçekli ülkelerin ekonomileriyle yarışan devasa bir pazar.

Bu şirketlerin ortak özelliği ise net: Faaliyet gösterdikleri ve reklam yaptıkları yerlerde yasal lisansları yok. Üstelik çoğunun arkasındaki gerçek sahiplik yapısı da belirsiz.

Sistemi ayakta tutan üç ayak

Fransız araştırmacı gazeteci Philippe Auclair’e göre bu düzen, Batı’daki aktörlerin desteği olmadan var olamaz. Sistem üç temel unsur üzerine kurulu:

Veri: Bahis şirketleri için canlı maç verileri vazgeçilmez. Bu veri akışı ise büyük ölçüde Avrupa merkezli ajansların kontrolünde.

Lisans: Curaçao, Nevis ya da Komorlar gibi bölgelerden alınan offshore lisanslar, çoğu zaman sadece “yasal görünüm” sağlıyor. Gerçekte faaliyet izni sunmuyor.

Sponsorluk: En görünür halka bu. Büyük kulüplerle yapılan anlaşmalar, genellikle Batılı aracılar üzerinden gerçekleşiyor ve şirketlere küresel görünürlük kazandırıyor.

Yasa dışı bahis şirketleri, kendi pazarlarında reklam yapamıyor. Bu yüzden yönlerini Avrupa’ya çeviriyorlar. Premier Lig, La Liga ya da Bundesliga gibi ligler, milyonlarca Asyalı izleyiciye ulaşmanın en etkili yolu.

Bu sponsorluklar, onlar için yalnızca reklam değil; aynı zamanda meşruiyet görüntüsü yaratmanın bir yolu.

Parlak yüzün ardındaki gerçek

Sonuçta ortaya çarpıcı bir tablo çıkıyor: Futbolun en parlak vitrini, aynı zamanda en karanlık ağlardan bazılarına da alan açıyor.

Ve belki de en rahatsız edici gerçek şu: Bu sistem yalnızca uzakta, “başka coğrafyalarda” işlemiyor. Tam tersine, Batı’daki kulüpler, ajanslar ve aracılar olmadan bu yapı ayakta kalamıyor.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version