Site icon Serbest Görüş

Fenerbahçe’nin çıkmazı; Teknik direktörler gitti, sorun kaldı

Fenerbahçe’nin çıkmazı; Teknik direktörler gitti, sorun kaldı


HASAN CÜCÜK | HABER ANALİZ

Derbide Galatasaray’a farklı mağlup olarak şampiyonluk yarışına fiilen havlu atan Fenerbahçe’de taşlar yerinden oynadı. Karşılaşmanın hemen ardından olağanüstü toplanan yönetim, teknik direktör Domenico Tedesco ve ekibiyle yollarını ayırdı. Ayrılıklar bununla da sınırlı kalmadı; sportif direktör Devin Özek ve futbol koordinatörü Berke Çelebi ile de vedalaşıldı. Sezonun kalan bölümünde takımın başında Zeki Murat Göle olacak. Yönetim ayrıca olağanüstü seçimli genel kurul kararı alarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

Türk futbolunun en büyük markalarından biri olan Fenerbahçe, son yıllarda sahadaki performansından çok “arayış” haliyle anılıyor. Sekiz sezondur değişmeyen tek şey var: Değişim. Teknik direktörler gidiyor, yenileri geliyor; kadrolar baştan aşağı yenileniyor, milyonlarca Euro harcanıyor… Ama sonuç aynı kalıyor. Şampiyonluk hâlâ ulaşılamayan bir hedef.

Bu kısır döngünün başlangıcı 2013 yılında, Aykut Kocaman döneminin sona ermesiyle başladı. Aradan geçen 13 yılda bir teknik direktörün sezonu tamamlayabilmesi başarı addedildi. Bu süreçte yalnızca Ersun Yanal ve José Mourinho ikinci sezonu görebildi; ancak her iki isim de sezonun başında görevden alındı.

Bu süreçte kimler gelip geçmedi ki? Ersun Yanal, İsmail Kartal, Vitor Pereira, Dick Advocaat, Aykut Kocaman, Phillip Cocu, Erwin Koeman, Erol Bulut, Emre Belözoğlu, Jorge Jesus, José Mourinho ve son olarak Domenico Tedesco… İstikrarsızlık sadece teknik direktörlerle sınırlı kalmadı; her sezon neredeyse sıfırdan kurulan kadrolar da bu kaosun bir parçası oldu. Yeni hoca, yeni kadro… ama değişmeyen sonuç: gelmeyen şampiyonluk.

Fenerbahçe’nin en büyük problemi açık: istikrarsızlık. Her sezon değişen teknik adam, sistem ve oyuncu grubu; saha içindeki uyumu ve kulüp genelindeki yapıyı doğrudan etkiliyor. Aidiyet duygusu zayıf, sürekli değişen bir oyuncu grubuyla sürdürülebilir başarı yakalamak neredeyse imkânsız.

Kulüp, yaşanan başarısızlığın nedenlerini çoğu zaman dış faktörlerde aradı. Hakemler, federasyon, “yapı” tartışmaları elbette zaman zaman haklılık payı taşıyabilir. Ancak önce aynaya bakmak gerekiyor. Kaybedilen puanların önemli bir kısmı, doğrudan saha içi hatalardan kaynaklandı. Örneğin kendi sahasında oynanan Kasımpaşa ve Rizespor maçları… Her iki karşılaşmada da rakipler 10 kişi kalmışken önde girilen son dakikalarda puanlar kaybedildi. Bu iki maçtan alınabilecek 4 puan, derbiye çok daha farklı bir tabloyla çıkılmasını sağlayabilirdi. Buna bir de ligin alt sıralarındaki Karagümrük karşısında kaybedilen puanlar eklendiğinde, sadece birkaç maçın sezonun kaderini belirlediği açıkça görülüyor.

Transfer politikası ise ayrı bir tartışma konusu. Devre arasında En-Nesyri ve Duran gibi forvetlerin gönderilip, yerine tecrübesiz Sidiki Cherif’in alınması ciddi soru işaretleri yarattı. Takım açık şekilde forvet ve savunma hattı için takviye beklerken, kaynakların farklı bölgelere harcanması yönetimsel tercihlerin sorgulanmasına neden oldu. Bu kadar kritik hatanın üst üste yapıldığı bir sezonda şampiyonluk beklemek, futbolun doğasına aykırı olurdu.

Şimdi ise tanıdık bir senaryo yeniden sahnede. Yeni sezon, yeni bir teknik direktör ve büyük ölçüde değişmiş bir kadroyla başlayacak. Yani son 12 yılda defalarca izlenen o film bir kez daha başa sarılacak.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version