Amed’in Rezan ilçesinde derinleşen uyuşturucu kullanımı ve çeteleşme, yalnızca bir güvenlik sorunu değil; yoksulluk, işsizlik ve sosyal politikaların yetersizliğiyle büyüyen çok katmanlı bir krize işaret ediyor
Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde giderek görünür hale gelen uyuşturucu kullanımı ve çeteleşme, artık yalnızca kriminal bir başlık olarak ele alınamayacak kadar derinleşmiş durumda. Mahalle aralarından yükselen bu tablo, bir yandan gençliği içine çeken bir bağımlılık sarmalı yaratırken, diğer yandan otoritenin sorgulandığı yeni bir alan yaratıyor.
Sokakta karşılığı olan gerçeklik, resmi söylemlerin ötesinde bir hikaye anlatıyor. Özellikle son yıllarda sentetik uyuşturucuların yaygınlaşmasıyla birlikte bağımlılık yaşı gözle görülür biçimde düşmüş durumda. Bu yalnızca bireysel bir çöküş değil; aynı zamanda mahalle dokusunu parçalayan, aile yapısını sarsan ve toplumsal çözülmeyi hızlandıran bir süreç. İlçede uyuşturucu artık bir sonuç değil, aynı zamanda yeni suç ilişkilerinin kurucu unsuru haline gelmiş görünüyor.
Bu noktada çeteleşme devreye giriyor. Uyuşturucu ticareti etrafında şekillenen yapılar, sadece illegal bir ekonomik faaliyet yürütmekle kalmıyor; aynı zamanda mahallelerde bir tür “gölge düzen” kuruyor. Esnafın baskı altında tutulduğu, gençlerin bu yapılar içinde yer bulmaya zorlandığı ve şiddetin gündelik hayatın parçası haline geldiği bir atmosfer oluşuyor. Bu yapıların varlığı, otoritenin görünürlüğü ile etkisi arasındaki mesafeyi de tartışmaya açıyor.
Rezan ilçesinde sıkça dile getirilen “boşluk” hissi tam da bu noktada anlam kazanıyor. Yoksulluk, işsizlik ve sosyal imkansızlıklar özellikle genç nüfus için alternatif yolları daraltırken, çete yapıları bu boşluğu hızla dolduruyor. Aidiyet, kazanç ve güç vaadi sunan bu yapılar, sistemin dışına itilen gençler için cazip hale geliyor. Böylece suç, bir tercih olmaktan çok bir yönelim biçimine dönüşüyor.
Güvenlik politikalarının mevcut hali ise bu tabloyu tersine çevirmekte yetersiz kalıyor. Daha fazla denetim ve operasyon, meselenin gerçek nedenine inilmediğinden ve inilmek istenmemesinden dolayı bir çözüm yaratmıyor. Çünkü Rezan’daki kriz, yalnızca suçla değil; o suçu üreten koşullarla ilgili. Eğitimden kopuş, istihdam eksikliği ve sosyal politikaların zayıflığı sürdükçe uyuşturucu ve çeteleşme kendini yeniden üretmeye devam ediyor.
Toplumsal bir kırılma noktası yaşanıyor
Bu nedenle ilçede yaşananları bir “güvenlik zafiyeti” tartışmasına indirgemek eksik kalıyor. Ortada aynı zamanda bir sosyal politika sorunu, bir kentleşme sorunu ve daha geniş ölçekte bir yönetim anlayışı meselesi bulunuyor. Kamusal hizmetlerin sınırlı kaldığı, gençlerin geleceğe dair umut kurmakta zorlandığı bir zeminde suç ağlarının güç kazanması şaşırtıcı değil.
İlçede büyüyen uyuşturucu ve çeteleşme, buranın sınırlarını aşan bir uyarı niteliği taşıyor.
Rezan’da uyuşturucu kullanımının giderek yaygınlaşması, en ağır sonucu çocuklar üzerinden gösteriyor. İlçede yaşayan ailelerin anlattıkları, sorunun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir boyuta taşındığı riskini ortaya koyuyor.
2017 yılında henüz 15 yaşındayken uyuşturucu kullanmaya başlayan oğlunun yaşadıkları nedeniyle Amed’den göç etmek zorunda kalan İ.A., sürecin nasıl geliştiğini şöyle anlattı:
“O dönem Bağlar’ın Yanık Köşk Mahallesi’nde yaşıyorduk. Üç çocuğum var, hiçbirini diğerinden ayırt etmem. Uyuşturucu kullanmaya başlayan oğlum liseye gidiyordu. Biz bu durumu çok geç fark ettik. Bizim de hatamız var, erken fark etseydik belki böyle olmazdı.”
Mahalleye sonradan gelen bazı kişilerin uyuşturucu satışına başladığını ifade eden İ.A., yaşadıkları çaresizliği şöyle dile getirdi:
“Sonradan öğrendik ki mahalleye gelen birkaç genç bu işi yapıyormuş. İlk olarak emniyete gittik, şikayetçi olduk. Geldiler, baktılar ama ‘bir şey yok’ dediler. Oysa bütün mahalle bu kişilerin uyuşturucu sattığını biliyordu. Defalarca mahalleli olarak şikayet ettik ama hiçbir sonuç alamadık.”
‘Şikayet ettim diye saldırıya uğradım’
Yaşadıklarının sadece bununla sınırlı kalmadığını belirten İ.A., uyuşturucu satanları şikayet etti diye maruz kaldığı saldırıyı da anlattı:
“O dönem fırında çalışıyordum. Bir akşam eve dönerken birkaç kişi önüme çıkıp ‘Bizi şikayet eden sen misin?’ diyerek bana saldırdı. O noktadan sonra hem kendi hayatımdan hem de çocuklarımın güvenliğinden endişe ettim. Apar topar eşyalarımızı toplayıp Elazığ’daki akrabalarımın yanına taşındık. İşimi bırakmak zorunda kaldım. Her şeyimizi geride bıraktık. Oğlum tedavi oldu ve iyileşti. Biz de 2021 yılında tekrar memlekete döndük. Ama insan ister istemez hâlâ korkuyor.”
‘Uyuşturucu bilinçli bir şekilde satılıyor’
Çocuğu uyuşturucu batağına sürüklenen bir başka aile ise ilçede uyuşturucu satışının özellikle son yıllarda ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. Aile, “Eskiden bu kadar yoğun değildi. Ama özellikle 2016’dan sonra gece saatlerinde çok rahat bir şekilde uyuşturucu satışı yapılmaya başlandı” dedi.
İlçede belirli bir çetenin örgütlü biçimde hareket ettiğine işaret eden aile, mahallelerde uyuşturucunun bilinçli olarak yaygınlaştırıldığı söyledi. Aile, “Bütün şikayetlere rağmen herhangi bir ciddi müdahale görmedik. Bu durum mahallelerde uyuşturucunun adeta göz göre göre yayılmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

