Site icon Serbest Görüş

Bosna’nın kırık kalbi ve ortak sevinci

Bosna’nın kırık kalbi ve ortak sevinci


HASAN CÜCÜK | YORUM

Futbol bazen sadece futbol değildir. Bunu en iyi Bosna-Hersek anlatır. Salı gecesi, bir yerde hayaller biterken, başka bir yerde başlıyordu. İtalya’nın sessiz vedasıyla, Bosna’nın çığlık atan sevinci aynı ana sığdı.

Ama mesele skor değildi. Hiçbir zaman sadece skor değildir zaten. Bosna-Hersek’in Dünya Kupası’na uzanan o son penaltısı, bir ağın filelerini değil, bir halkın hafızasını titretti. Saraybosna sokaklarında yükselen sesler, bir galibiyetin değil, yıllardır taşınan bir yükün dışa vurumuydu.

Uzaktan bakıldığında her şey basit görünüyor: Bir takım kazandı, bir ülke sevindi. Oysa Bosna söz konusuysa, hiçbir şey bu kadar sade değil.

Çünkü o ülke hâlâ tek bir hikâye anlatmıyor.

Aynı gökyüzünün altında, aynı bayrağın gölgesinde, farklı gerçeklikler yaşıyor insanlar. Saraybosna’da geceyi gündüze çeviren kutlamalar varken, başka bölgelerde sessizlik hâkim. Aynı gol, bir yerde gözyaşıyla karşılanırken başka bir yerde omuz silkiliyor.

Bosna-Hersek’in tarihi, bu çelişkinin izlerini taşıyor. 1992’de Yugoslavya’dan kopuşla başlayan süreç, yalnızca bir bağımsızlık değil; aynı zamanda derin yarılmaların başlangıcıydı. Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında hâlâ kapanmamış mesafeler var.

Yine de böyle anlar, kısa da olsa, ortak bir duygunun mümkün olabileceğini hatırlatıyor. İşte Bosna’nın gerçeği bu: ortak bir sevinç bile tam anlamıyla ortak değil. Ve belki de bu yüzden bu başarı daha kıymetli.

Çünkü bütün eksiklerine, bütün kırıklarına rağmen o milli takım sahaya çıktığında, bir ihtimal doğuyor. Kısa süreliğine de olsa, “biz” olabilme ihtimali.

O takımın kadrosuna bakın. Birçoğu Bosna’da doğmamış. Almanya’da, Amerika’da büyümüş gençler… Ama kritik an geldiğinde topun başına geçip o formanın ağırlığını hissediyorlar.

Bu bir tesadüf değil. Bu, köklerin coğrafyadan daha derin bir yerde saklı olduğunu hatırlatan bir hikâye.

Ve sonra Edin Dzeko var.

Onu sadece bir futbolcu olarak anlatmak eksik kalır. O, Bosna’nın hafızası gibi. Savaşın içinden geçmiş bir çocukluktan, bugün hâlâ sahada mücadele eden bir figüre dönüşmüş bir hikâye.

Kırık bir köprücük kemiğiyle 120 dakika oynamak… Bu, fiziksel bir dayanıklılıktan çok daha fazlası. Bu, bir inat. Bir bağlılık. Belki de vazgeçmemeyi öğrenmiş bir neslin yansıması.

Modern futbolda sadakat nadir bir şeydir. Ama Dzeko hâlâ “Ben buradayım” diyor. Çünkü onun için milli takım bir seçenek değil; bir sorumluluk.

Bosna-Hersek Dünya Kupası’na gidiyor. Bazen bir gol, bir ülkenin geçmişine dokunur. Bazen bir penaltı, bir halkın kendini yeniden hissetmesini sağlar. Ve bazen futbol, gerçekten futboldan çok daha fazlasıdır.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version