Site icon Serbest Görüş

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…


AHMET KURUCAN | YORUM

Bayram sabahı… Türkiye’nin pek çok evinde aynı duygu dolaşıyor. Kapılar belki açık, sofralar belki kurulmuş, mesajlar belki gönderiliyor ama kalplerin içinde tarif edilmesi zor bir boşluk var. Çünkü bazı bayramlar sadece sevinç getirmez; hatıraları da getirir. İnsan bir yandan “Bayramınız mübarek olsun!” derken, öbür yandan içinden sessizce şunu sorar: “Biz neyi kaybettik?”

İşte bu yazı, o soruyu kalbinde taşıyanlara, bugün Türkiye’de içi daralanlara, eski günleri hatırladıkça hem teselli bulan hem de hüzünlenen kardeşlerime…

Türkiye’de yaşayan dede ve ninelerimden, anne ve babalarımdan, arkadaş ve kardeşlerimden zaman zaman mesajlar alıyorum. Kandil gecelerinde alıyorum. Bayramlarda alıyorum. Fıkhi bir soruları olduğu zaman alıyorum. ‘Sadece dertleşmek istiyorum’ diyenler oluyor, sayfalar dolusu mesaj yazıyorlar.

Okumaya çalışıyorum hepsini. Her gün en az 10 kişiye cevap vermeye çalışıyorum yazılı olarak. Yetmiyorum tabii ki, yetemiyorum! Keşke yetebilsem… Keşke her bir satıra onlarca satırla mukabelede bulunabilsem. Ama heyhat! Zamanın arkasından beni koşturan hayat buna müsaade etmiyor.

Şunu görüyorum özellikle Türkiye’den gelen mesajlarda. Bir boşluk var adını tam koyamadığım. Hissediyorum ama elimle tutamıyorum, gözümle göremiyorum. Bu bir ruh gibi, bir karabasan gibi etrafımda dolaşıyor o mesajları okurken. “İçimiz daralıyor!” diyor mesela.

Bunu nasıl anlarsınız?

“Ahhh! O eski günler!” diyor bir başkası. Bunu okuyucunca ne hissedersiniz? Bir başkası yaşadığı hissiyatın adını koyuyor: “Hizmetin yokluğu Hocam!” diyor bana. 

Beni bayram yazısı yazdığım halde bir de Türkiye’deki dostlarıma bayramlaşma yazısı yazmaya iten bunlar oldu.

Sizleri anlıyorum. Daha doğrusu anlamaya çalışıyorum. Yakinen biliyorum Hizmet faaliyetleri sizlere hava olmuş, şu olmuştu bir zamanlar. Hayat felsefenizi belirlemiş, 24 saatinize yön belirlemiş, istikamet çizmişti. Onun için ‘eski günler’ diyorsunuz.

Ama şunu unutmayın değerli dostlar: Hizmet, Allah rızası etrafında toplanmaktı. Adanmışlıktı. Fedakârlikti. Bir insanın derdini dert edinmekti. Eğer bunlar hâlâ kalplerimizde yaşıyorsa, Hizmet binaları gitmiş bile olsa yaşıyor demektir.

Evet, eski günlere özlem duyuyoruz. Hatırladığımız zaman burnumuzun direği sızlıyor. Tüylerimiz diken diken oluyor. Fakat bu hatıralar bizi felç etmemeli. Bugünümüze, yarınımıza, geleceğimize güç vermeli, kuvvet vermeli. “Yarının sahibi Allah!” derdi rahmetli ninem. Yarının sahibi Allah! Yarın neler olacağını nereden biliyoruz. Belki bugünkü duruşumuzla yarın dünleri aratmayacak aydınlık günlere kavuşacağız. Biz kavuşamasak da çocuklarımız kavuşacak. Kim bilir?

Umudumuzu yitirmeyelim. Kur’an “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” diyor. Allah’tan ümidimizi kesmeyelim. Çünkü yeis bu yolun en büyük düşmanıdır. Mümin üzülür ama ümitsiz olmaz.

Yorulur ama vazgeçmez. Kırılır ama karanlığa teslim olmaz.

Hizmet diyoruz. Bugün bir insanın kalbini kırmamaya özen göstermek de hizmettir. Bir gence iyi örnek olmak da hizmettir. Bir dostun moralini düzeltmek de hizmettir. Bazen en büyük hizmetler, kimsenin görmediği küçük iyiliklerdir.

Bayramlar bu yüzden önemlidir. Bayram, sadece sevinç günü değildir. Bayram aynı zamanda hatırlama günüdür. Kardeşliği hatırlama. Merhameti hatırlama. Ümidi hatırlama.

Ve şunu hatırlama: Gece ne kadar uzun olursa olsun sabahı yok edemez. Toprak ne kadar sessiz görünürse görünsün, içinde tohum varsa vakti geldiğinde mutlaka filiz verir.

Bu bayram Türkiye’deki bütün kardeşlerime kalpten bir dua göndermek istiyorum: Rabbim kalplerinize ferahlık versin. Yorgun ruhlarınıza sekine indirsin. Evlerinize huzur nasip etsin.

Ve bizlere de bu zor zamanlarda kırılmadan, savrulmadan, istikametten ayrılmadan yürüyebilmeyi lütfetsin.

Bayramınız mübarek olsun…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version