SOLDEP, YSP ve SYKP temsilcileri, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın ‘Özgür yaşar ve çalışabilir koşullara’ kavuşmasının öncelikli adım olduğunu belirtti
Sosyalistler Partisi (SOLDEP) Genel Başkanı Deniz Can Aydın, Yeşil Sol Parti (YSP) Eş Genel Sözcüsü Didem Betül Göçer ile Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “özgür, yaşar ve çalışabilir” koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Parti temsilcileri, Abdullah Öcalan’ın “özgür yaşar ve çalışabilir koşullara” kavuşmasının müzakere sürecinin ilerlemesi açısından kritik olduğunu ifade etti.
‘Hukuki niteliği tartışma konusu’
SOLDEP Genel Başkanı Deniz Can Aydın, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile birlikte ‘umut ilkesi’nin yeniden tartışılmaya başlandığını söyledi. İdam cezasının kaldırılmasının ardından yaklaşık 1400 mahkûmun cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildiğini belirten Aydın, bu düzenlemenin özellikle siyasi tutsaklar açısından tahliye umudunu ortadan kaldırdığını ifade etti. ‘Umut ilkesi’ düzenlemesine ilişkin AİHM’e daha önce çeşitli başvuruların yapıldığını aktaran Aydın, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sözleşmesinin 3’ncü maddesi olan işkence yasağının ihlal edildiğini, insanın cezaevinde çıkabileceği umudu olmaksızın yaşaması işkence yasağını ihlal ettiğine hükmetti. İmralı Cezaevi’nin koşulları göz önüne alındığında bu durumun iki yönlü bir anlamı var. Birincisi, ceza ve infaz düzenlemelerine ilişkin bazı hükümlerin burada diğer cezaevlerine kıyasla farklı biçimde uygulanması. İkincisi ise cezaevinin bulunduğu konumdan kaynaklanan fiili bir durum. Aile ve avukat görüşmeleri, cezaevinin izole bir bölgede yer alması nedeniyle zaten sınırlı ve zor koşullarda gerçekleşiyor. Bu da fiilen ayrı bir tecrit uygulaması ortaya çıkarıyor. Bu uygulamanın hukuki niteliği ise uzun süredir tartışma konusu” dedi.
‘Eşitler arasında muhataplık nasıl kurulacak?
Aydın, Kürt halkının baş müzakerecisi olarak gösterdiği Abdullah Öcalan ile eşitler arasında bir muhataplık ilişkisinin nasıl kurulacağına dair sorular oluştuğunu dile getirdi. Aydın, 27 Şubat Çağrısı ile şekillenen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde, Devlet Bahçeli’nin de muhatap olarak işaret ettiği Abdullah Öcalan’ın cezaevindeki tecrit koşulları altında bulunması ve hukuki haklarından yararlanamaması nedeniyle eşit bir muhataplık ilişkisinin nasıl kurulacağının tartışma konusu olduğunu ifade etti.
Aydın, “Barış ve gerçekten demokrasi talebiyle mücadele yürütülecekse, muhatap olarak belirtilen ve müzakere sürdürdüğü devlet yetkilileri tarafından kabul edilen öznenin adil, eşit ve iletişim kurabilmenin sağlıklı biçimde sağlandığı, özgür çalışabilir, yeri geldiğinde basın mensuplarıyla görüşebildiği bir infaz rejiminin örgütlenmesi gerekiyor. Bu rejimin kurulabilmesi için ekstra bir düzenlemeye gerek kalmaksızın Anayasa’nın 90’ıncı maddesi ile AİHM tarafından verilmiş ve Türkiye için bağlayıcı olan kararların uygulanması gerekiyor. Bunun kaçınılmaz bir boyutu da tecrit halinin büyük oranda sonlandırılması ve umut ilkesi diye tarif edilen kanuni düzenlemenin gecikmeksizin yapılmasını içeriyor” şeklinde ifadeler kullandı.
‘Engellerin kaldırılması gerekir’
Yeşil Sol Parti (YSP) Eş Genel Sözcüsü Didem Betül Göçer, ise Türkiye’nin bir demokratikleşme sürecine girmesinin yolunun siyasi tutsakların siyasete katılabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasından geçtiğine dikkat çekti. “Bu bağlamda hem Abdullah Öcalan’ın hem de diğer siyasi tutsakların, özgürce politika yapmasının önündeki engellerin kaldırılması hiç kuşkusuz oldukça önemli ve gereklidir” diye devam eden Didem Betül Göçer, Türkiye’de siyasal ve toplumsal tecrit ortadan kaldırılmadığı sürece hiç bir sürecin ilerlemeyeceğinin altını çizdi. Didem Betül Göçer, “Dolayısıyla devletin tecrit politikalarından vazgeçmesi, mevcut sürecin bugünkü sürecin demokratikleşme yönünde ilerlemesini sağlayacak çok önemli katkılarının olacağı kuşkusuzdur” dedi.
‘Tecrit mutlaka kaldırılmalı’
Barış ve Demokratik Toplum Sürecini başarıya ulaştırmak isteniyorsa Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini belirten Didem Betül Göçer, “Öcalan ve diğer tüm siyasi tutsakların üzerindeki tecrit mutlaka kaldırılmalı ve hukuk sisteminde yapılacak düzenlemelerle bu durum hem yasal bir güvenceye kavuşturulmalı hem de kalıcılaştırılmalıdır. Defalarca denenmesine rağmen, hep daha büyük baskı ve antidemokratik uygulamalar ile sonlanan eski deneyimlerden ders çıkarılarak, Öcalan ile görüşmenin önü açılmalı. Gazeteciler, yazarlar, aydınlar ve kurum temsilcileri doğrudan görüşebilmelidir. Eğer demokratik bir toplum inşa edecek isek, ifade özgürlüğü ve fikirlerin serbestçe açıklanması konusunda hukuki güvence olmazsa olmaz şartlardandır. Türkiye’deki siyasal muhalefetin çok büyük bir birikimi ve güçlü tarihsel bir geçmişi var. Bu geçmiş ve bu birikim bugün cezaevlerinde adeta zincire vurulmuş durumda. Bu zincirlerin bir daha geri gelmeyecek şekilde ortadan kaldırılması gerekiyor. Ancak bu ve benzeri adımların atılması ile demokratikleşmenin önü açılabilir” diye ifade etti.
‘Devlet üstüne düşene dair adım atmadı’
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Abdullah Öcalan’ın Kürtler tarafından sürecin başmüzakerecisi olarak belirlendiğini söyledi. Kürt halkının “Siyasi irademdir” diye kabul ettiği Abdullah Öcalan’ın rahat, özgür ve nitelikli koşullarının sağlanması gerektiğine de dikkat çeken Titiz, “Devlet bir süreç yürütecekse, bu konuda karşında bulunan başmüzakerecinin de koşullarını sağlaması gerekiyor. Ancak bir yılı aşkındır devam eden süreçte bu anlamda bir adım atılmadı” diye konuştu. Titiz, “Devlet üzerine düşen rollere dair somut bir adım atmadı. Kürt tarafına baktığımızda; tarihsel rollerine uygun tarihsel sorumluluk üstlenip sırasıyla gerekli adımları attı” dedi.
‘Rejim samimi ise Öcalan’ın koşullarını yaratması gerekiyor’
“Hala AİHM kararları uygulanmıyor” diye devam eden Titiz, ‘umut ilkesi’nın yıllardır AİHM’in hükmettiği bir konu olduğunu belirtti. Titiz, “’Umut ilkesi’ uygulanması gerekirken, bundan imtina eden bir rejim var ortada. Baktığımızda sürecin bir çok rol üstleneni var. Bunlardan bir tanesi de demokratik yapılar. Ama müzakereyi yürüten başmüzakereci Abdullah Öcalan’ın görüşleri bir buçuk yıldır ziyaretine giden heyetin sınırlı bilgilendirmeleri ile elde edebiliyoruz. Hatırlarsanız Abdullah Öcalan’ın 1997 yılında Fatih Altaylı ile yaptığı röportaj 30 yıl sonra yayınlanınca; Türkiye toplumunda nasıl bir ilgiyle izlendiğini hepimiz gördük. Demek ki Abdullah Öcalan’ın görüşleri, fikirleri toplum ile doğrudan paylaşılırsa bu süreç kat be kat daha hızlı ilerler. Bundan şüphemiz yok. O yüzden rejim bu konuda samimi ise daha fazla gecikmeden Abdullah Öcalan’ın özgür, nitelikli ve sağlıklı çalışabilir koşullarının yaratması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

