Newroz Bayramı’nın takvimsel bir kutlama olmadığına dikkat çeken PJAK, ‘Özgürlük Newroz’u bir son değil, özgürlük, eşitlik ve demokrasinin gündelik yaşamın parçası haline geldiği bir geleceğe doğru bir başlangıçtır’ dedi
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Basın üyesi Hemin Alan, Newroz Bayramı’na ilişkin “Özgürlük Newroz’u: Despotizme Karşı Bir İsyan, Merkezi Düzenin Çöküşü ve Demokratik Bir İran’ın Doğuşu İçin Yol Haritası” başlıklı açıklama yaptı. Newroz’un İran ve Kürdistan coğrafyasında takvimsel bir kutlama olmanın ötesinde bir işleve sahip olduğunu belirten Hemin Alan, açıklamasında şunlara yer verdi: “Bu tarihsel gün, derin toplumsal, siyasal ve hatta felsefi anlamlar taşımakta olup, özellikle baskı ve despotizm dönemlerinde tarihsel dönüşümler bağlamında bir direniş, yeniden doğuş ve özgürleşme sembolüne dönüşmüştür. Bu çerçevede ‘Özgürlük Newrozu’ sadece şiirsel bir ifade değil, mücadele geleneği ile demokratik bir gelecek arasındaki bağı temsil eden analitik bir kavramdır.
‘Halklar Newroz’da ortak noktada buluşur’
Siyasal sosyoloji perspektifinden bakıldığında Newroz, kolektif kimliğin yeniden üretildiği bir ritüel olarak analiz edilebilir. Kimlik inkârı, siyasal merkezileşme ve kültürel baskı ile karşı karşıya kalan toplumlarda Newroz gibi ritüeller, kolektif bilinç ve öz farkındalığın yeniden tanımlandığı bir zemin haline gelir. Bu bağlamda İran’daki farklı halklar -Kürtlerden Beluçlara, Araplardan Türklere ve Farslara kadar- dilsel ve kültürel farklılıklarına rağmen Newroz’da ortak bir sembolik paydada buluşurlar: Değişim umudu ve despotizm döngülerinin sona ermesi.
‘Toplumsal baharın habercisi’
Son on yıllarda ‘Özgürlük Newrozu’ kavramı giderek daha fazla özgürlükçü söylemlerle iç içe geçmiştir. Bu bağ özellikle ‘Jin, jiyan, azadî’ hareketi gibi toplumsal ve siyasal ayaklanmalar bağlamında daha görünür hale gelmiştir. İnsan onuru, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sivil özgürlükler gibi temel insani talepler üzerine kurulu olan bu hareket, Newroz’u geleneksel bir ritüelden anlamlı bir siyasal ana dönüştürmüştür. Bu noktada Newroz, yalnızca doğanın baharının başlangıcı değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir baharın da habercisidir. Bu çerçevede, bu özgürleşme ufkuna yön veren örgütlü güç ve hareketlerin rolü özel bir önem kazanır. Bu güçlerden biri de son yıllarda mevcut durumdan demokratik bir yapıya geçiş için teorik ve pratik bir çerçeve sunmaya çalışan PJAK’tır. PJAK’ın doğrudan demokrasi, yerel öz-yönetim ve özellikle kadınlar başta olmak üzere tüm toplumsal grupların eşit katılımına yaptığı vurgu, onu demokratik bir İran söyleminde önemli aktörlerden biri haline getirmiştir.
‘Kadınsız özgürlük projesi başarıya ulaşamaz’
Teorik açıdan bakıldığında, PJAK’ın ortaya koyduğu yaklaşım devlet ve iktidar kavramlarının yeniden tanımlanmasıdır. Bu yaklaşımda iktidar, merkezi bir yapı olarak değil; toplumsal ilişkiler ve yerel kurumlar ağından oluşan bir yapı olarak ele alınır. Bu bakış açısı, Newroz’da da yansımasını bulan kolektif dayanışma, katılım ve toplumsal yeniden inşa gibi köklü geleneklerle uyumludur. Başka bir ifadeyle, Özgürlük Newroz’u bu tür bir demokrasi modelinin hayata geçirilmesi için kültürel bir zemin işlevi görebilir. Bu dönüşümün temel eksenlerinden biri kadınların rolüdür. ‘Kadın, yaşam, özgürlük’ hareketi açıkça göstermiştir ki, kadınların aktif katılımı ve liderliği olmadan hiçbir özgürlük projesi başarıya ulaşamaz. Bu bağlamda, kadınların marjinal öznelerden merkezi aktörlere dönüştürülmesine yönelik vurgu, çağdaş söylemlerin en önemli kazanımlarından biri haline gelmiştir. Bu dönüşüm yalnızca teorik düzeyde değil, pratikte de şekillenmekte olup daha adil bir toplumsal düzenin kurulmasına katkı sağlayabilir.
‘Geleceğe doğru başlangıç’
Ayrıca, İran halkları arasındaki birlik ve birlikte yaşam meselesi, özgür ve demokratik bir İran’ın gerçekleşmesi için temel ön koşullardan biridir. Tarihsel deneyimler, inkâr ve kültürel tek tipleştirme politikalarının ulusal bütünlük sağlamadığını, aksine daha derin çatışmalara zemin hazırladığını göstermiştir. Buna karşılık, çeşitliliğin tanınmasına, gücün adil dağılımına ve kolektif haklara saygıya dayanan bir yaklaşım sürdürülebilir bir birlikte yaşamın temelini oluşturabilir. Ortak bir miras olarak Newroz, bu birlikte yaşamın sembolüne dönüşme potansiyeline sahiptir. Sonuç olarak, ‘Özgürlük Newroz’u çok katmanlı bir proje olarak değerlendirilebilir. Bu projede gelenek ile modernite, kültür ile siyaset ve birey ile toplum diyalektik bir etkileşim içerisindedir. Bu projenin sembolik düzeyi aşarak somut bir gerçekliğe dönüşebilmesi için toplumsal, siyasal ve kültürel güçler arasında bir sinerji gereklidir. Dolayısıyla Newroz’u yalnızca bir bayram olarak değil, tarihsel bir imkân olarak ele alırsak, onu İran’ın siyasal ve toplumsal yapılarında derin bir dönüşümün başlangıç noktası haline getirmek mümkündür. Bu süreçte PJAK gibi hareketlerin, ‘Jin, jiyan, azadî’ gibi söylemlerin ve İran halklarının kolektif iradesinin rolü belirleyici olacaktır. Bu anlamda Özgürlük Newroz’u bir son değil, özgürlük, eşitlik ve demokrasinin gündelik yaşamın parçası haline geldiği bir geleceğe doğru bir başlangıçtır.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

