PJAK’ın Yürütme Komitesi üyesi Fuat Beritan, Rojhilat ve İran’da yaşananları gazetemize değerlendirdi:
- Koalisyonun kurulması, İran’daki Kürdistan halkının demokratik ve tarihsel mücadelesinin hayata geçirilmesi yolunda önemli bir adımdır ve Kürtler ile İran’ın dört bir yanındaki özgürlük yanlıları arasında bir umut ve canlılık dalgası yaratmıştır
- Dış güçlere bağımlı bir bakış açımız yoktur. Hiçbir gücün bağlısı değiliz; aynı zamanda farklı güçlerle diyalog ve diplomasi yürütmeyi de bir kırmızı çizgi olarak görmüyoruz. Kürtler her toplum gibi bütün güçlerle diyalog kurma ve etkileşimde bulunma hakkına sahiptir
- Kürtler olmadan İran’da hiçbir proje başarıya ulaşmayacaktır. Kürtler istikrarın ve güvenliğin bir unsuru, demokrasinin ilerletici gücüdür. PJAK, İran Kürtlerinin demokratik haklarına demokratik bir İran çerçevesinde kavuşmasını savunmaktadır
Deniz Bakır
ABD ve İsrail’in İran’a dönük başlattığı savaş tüm bölgeyi ateş çemberine aldı. Savaşın nereye varacağı ve İran rejiminin geleceği üzerine açıklama, yorum ve analizler çoğalırken, Kürtler yine tartışmaların temel faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. İran ve dolayısıyla Doğu Kürdistan’daki siyasi ve toplumsal dönüşümlerin göbeğinde yer alan özgürlük hareketi, uzun süredir farklı parçalar arasındaki ayrışmaları aşarak bir strateji geliştirme çabası yürütüyor. Bu söyleşide tüm bölge ve dünyanın gözlerini diktiği İran Kürdistanı partilerinin ittifak kurma süreci, ortak savunma planları, dış güçlerin müdahalelerine yaklaşım ve Kürtlerin demokratik özyönetim vizyonunu bu sürecin merkezinde bulunan PJAK’ın Yürütme Komitesi üyesi Fuat Beritan’a sorduk. Fuat Beritan hem Kürt halkının haklarını savunma hem de İran’da demokratik bir gelecek inşa etme hedeflerini açıklayarak bu süreçteki bağımsız duruşlarını vurguladı.
- Rojhilat partileriyle ittifak ilan ettiniz. Bu ittifak hangi ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıktı, nasıl bir yapısı var, hangi ilkelere dayanıyor ve nasıl ilerliyor? Biraz ayrıntı verebilir misiniz?
İran Kürdistanı partilerinin koalisyonu, İran’daki Kürtlerin ortak mücadelesinde koordinasyon, işbirliği ve yakınlaşmayı sağlamak amacıyla atılmış tarihsel ve stratejik bir adımdır; Kürt halkının haklarına ulaşma yolunda mücadele birliğini güçlendirmeye yönelik bir girişimdir.
Bugün İran savaş ve derin siyasi dönüşümlerle karşı karşıyadır. Bu dönüşümler bu toprakların kaderini nesiller, hatta yüzyıllar boyunca değiştirebilir. Böyle bir ortamda yıpratıcı görüş ayrılıkları, güçlerin ayrışması, mücadelenin dağınıklığı ve yüzeysel yaklaşımlar halk üzerinde ağır bedeller doğurabilir.
İran Kürdistanı partilerinin koalisyonu, Kürt siyasi güçleri arasında altı ay süren sürekli diyalogların sonucudur; iyi niyet ve sorumluluk duygusuyla yürütülen görüşmelerin ürünüdür. İlk kez, neredeyse bütün Kürt siyasi partileri ve akımları ortak bir işbirliği mekanizması oluşturmayı başarmıştır. Bu adım tarihsel bir zorunluluğa verilmiş bir yanıttır.
Bu koalisyonun kurulması, İran’daki Kürdistan halkının demokratik ve tarihsel mücadelesinin hayata geçirilmesi yolunda önemli bir adımdır ve Kürtler ile İran’ın dört bir yanındaki özgürlük yanlıları arasında bir umut ve canlılık dalgası yaratmıştır.
Bu koalisyon, İran Kürdistanı toplumunun siyasi iradesini yansıtmaktadır ve Kürdistan’ın ülkedeki mevcut dönüşümlerde temsil edilmesini sağlayabilir. Aynı zamanda İran’ın her yerindeki demokrasi yanlıları için bir umut, işbirliği ve sinerji kaynağı olabilir.
İran Kürdistanı partilerinin koalisyonu yalnızca mevcut koşullara verilmiş bir yanıt değildir; aynı zamanda geçiş döneminde ve İslam Cumhuriyeti sonrasında İran’da istikrarın, güvenliğin ve özgür-demokratik bir ortamın oluşmasında da önemli bir rol oynayabilir.
- Ortak savunma planı var mı?
Ortak bir savunma mekanizmasının oluşturulması bu aşamanın önemli gerekliliklerinden biridir; hem mevcut siyasi ve güvenlik koşullarından kaynaklanan hem de Kürdistan halkının büyük bir kesiminin talep ettiği bir zorunluluktur.
Kürtler hiçbir güç için tehdit değildir. Bununla birlikte, toplumun varlığını ve halkın yaşam hakkını hedef alan her türlü tehdide karşı kendilerini savunacaklardır.
İran’daki herkes, İran rejiminin savunmasız onbinlerce insanı nasıl katlettiğini gördü. İnsanlığa karşı suç işlemiş bir rejimle karşı karşıyayız. Böyle bir durumda Kürdistan halkının bu rejim karşısında savunmasız kalması beklenemez.
Kürtler ölüme koşmaz; onlar yaşam için mücadele eder. Yaşam hakkını, mücadele hakkını ve var olma hakkını ellerinden almak isteyen her güce karşı direneceklerdir.
Kürdistan halkının demokratik mücadelesinin yanında ortak bir savunma mekanizmasının varlığı, soykırımın, katliamların ve toplu kıyımların yeniden yaşanmasını önlemek için bir güvence olabilir.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısınının ortaya çıkardığı sonuçları nasıl yorumluyorsunuz? Birçok yorumcu, analist Kürt ittifakını bu saldırı denkleminin bir parçası olarak değerlendiriyor. Siz ise Üçüncü Yol vurgusu yapıyorsunuz. Genel olarak Kürt ittifakının özel olarak ise PJAK’ın savaşın ortaya çıkardığı risk ve olanakları nasıl değerlendirdiğini anlatır mısınız? Dış güçlerle ilişki iddialarına yanıtınız nedir?
İsrail ve Amerika’nın İran’daki gelişmelere müdahalesi büyük ölçüde öngörülebilir bir durumdu. İslam Cumhuriyeti yalnızca İran’ı demokratikleştirme fırsatlarını kaçırmakla kalmadı, aynı zamanda bölge ve dünya ile yapıcı etkileşim imkânlarını da ortadan kaldırarak giderek uluslararası sistem içinde bir “asi yapı”ya dönüştü.
İran rejiminin şüpheli nükleer programı ve tehditkâr füze programı, birçok bölgesel ve küresel aktör tarafından bölgesel ve küresel güvenlik için bir tehdit olarak görüldü. Kendi halkından onbinlerce kişiyi İran sokaklarında katletmiş bir rejim, nükleer silaha sahip olması durumunda küresel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturabilir.
İran rejiminin politikaları Amerika’nın, İsrail’in ve bölgedeki birçok ülkenin çıkarlarını tehlikeye atmıştır. Rejimin liderleri Ortadoğu’daki dönüşümleri doğru analiz edememiş, iç ve dış politikalarını gözden geçirememiştir.
Bu yaklaşımın sonucu olarak bugün tanık olduğumuz müdahale ortaya çıkmıştır. Hamaney, İran rejiminin bazı liderleri ve bazı önemli güvenlik, askeri ve siyasi merkezler hedef alınmış; rejimin güç yapısına ciddi bir darbe vurulmuştur.
Bununla birlikte Amerika ve İsrail’in İran’ın geleceği için nasıl bir proje öngördükleri henüz tam olarak belli değildir. Ancak açık olan şudur ki bu gelişmeler doğrudan Kürdistan’ı ve İran’ın tamamını etkileyecektir.
Biz kendimizi siyasi, bağımsız ve toplum temelli bir güç olarak görüyoruz. Amacımız; toplum özgürlüğüne, kadın özgürlüğüne ve çevrenin korunmasına dayalı demokratik bir toplum inşa etmektir.
Dış güçlere bağımlı bir bakış açımız yoktur. Hiçbir gücün bağlısı değiliz; aynı zamanda farklı güçlerle diyalog ve diplomasi yürütmeyi de bir kırmızı çizgi olarak görmüyoruz. Kürtler her toplum gibi bütün güçlerle diyalog kurma ve etkileşimde bulunma hakkına sahiptir. Politikamız, farklı güçlerin İran’ın geleceğine ilişkin programları ve yaklaşımları temelinde şekillenecektir.
- İran’ın Kürt partilerinin üslerine saldırılarını nasıl yorumluyorsunuz?
İran rejimi askeri yenilgilerini Kürt partilerine saldırarak telafi etmeye çalışmaktadır. İran Kürdistanı partilerine ait mekânlara yönelik Devrim Muhafızları’nın füze ve İHA saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar Kürdistan halkının özgürlük yolunda birlik ve mücadele iradesini asla zayıflatamaz.
İran rejimi geçmişten hiçbir ders çıkarmamıştır ve tam da bu nedenle bugün böyle bir krizle karşı karşıyadır.
Aynı zamanda Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki çeşitli hedeflere yönelik saldırıları da kınıyoruz. Bu konuda İran Kürdistanı partileri ve Irak Kürdistan Bölgesi halkının yanında duruyoruz.
- Dört parçadaki Kürtlerin gözü ittifakın özellikle de sizin üzerinizde. İran’da durum gittikçe daha karmaşık bir hale geliyor. Özyönetim çağrısı yaptınız. Bunun anlamı ne? Halkı nasıl koruyacaksınız? Kürtler, kadınlar ve halklar için vizyonunuz ve hedefleriniz nedir?
İran’da demokratik ve merkezi olmayan bir sistemi destekliyoruz; Kürtlerin demokratik özyönetim hakkına sahip olacağı bir sistemi. Ancak bu hakkı yalnızca Kürtler için değil, Azeriler, Araplar, Beluçlar, Farslar ve ülkenin diğer sosyal ve kültürel çeşitlilikleri dâhil olmak üzere İran’daki bütün toplumlar için savunuyoruz.
İnanıyoruz ki İran’daki bütün halklar -hangi siyasi ya da düşünsel eğilime sahip olurlarsa olsunlar ve hangi dini ya da inançsal aidiyete mensup olurlarsa olsunlar- yeni düzende özgürlük ve eşit haklardan yararlanmalıdır.
Onlar demokrasiyi, özgürlüğü ve eşitliği yalnızca sloganlarda değil, gerçek yaşamlarında deneyimleyebilmeli ve geçmişin yaralarını yeni bir ortak yaşam çerçevesinde onarabilmelidir.
Bu süreçte Kürt partileri koalisyonu merkezi bir rol oynayabilir; Kürdistan toplumunu temsil edebilir, halkı örgütleyebilir ve İslam Cumhuriyeti sonrasındaki geçiş sürecinin yönetimine katılabilir.
Amacımız, Kürdistan’ın başarılı bir demokrasi modeli haline gelmesidir; tüm İran için ilham kaynağı olabilecek bir model.
Belli kesimler tarafından parlatıldığı anlaşılan Pehlevi’nin Kürtler başta olmak üzere İranlı halklara karşı yok sayıcı açıklamaları oldu. Bu düşmanca açıklamaları nasıl yorumladınız? Şah bakiyesi kişi ya da kesimlerin toplumsal bir karşılığı var mı ya da ne kadar var?
İran toplumu çoğulcu ve çeşitlidir. Ancak şimdiye kadar aldığı tutumlarda Rıza Pehlevi bu çoğulculuğa saygı gösterdiğini ortaya koyamamış; bazı durumlarda Kürtler ve İran’daki diğer toplumlara karşı tehdit ve inkâr içeren bir dil kullanmıştır.
Elbette onun siyasi ağırlığı dikkatle değerlendirilmelidir. Her siyasi akım gibi İran’ın bazı kesimlerinde destekçileri vardır; ancak İran toplumunun geniş kesimlerinde kayda değer bir toplumsal tabana sahip değildir.
İran’daki siyasi güçler arasında birleştirici bir figür olarak ortaya çıkamamıştır. Geçiş döneminin liderliğini üstlenmekten söz etse de, sonuçta daha çok monarşi yanlısı akımın lideri olarak tanınmaktadır.
Biz bütün İranlılar için daha iyi bir gelecek inşa etmeye inanan her güçle diyalog kurarız; ancak otoriter bir yaklaşım benimseyen ya da demokrasiyi temel almayan güçlerle işbirliği yapmayız.
Demokratik diyalog ve işbirliğine hazırız; ancak İran’da despotizmin yeniden üretilmesine izin vermeyeceğiz.
Rojhilat ve Kürt halkı dışında da bütün İran’da molla rejimine yönelik geniş bir toplumsal muhalefet olduğunu sık sık yaşanan kitle hareketleri ve ayaklanmalardan biliyoruz. Çesitli devrimci demokratik sosyalist örgütlerin, ittifakların sizinkine benzer biçimde üçüncü bir cephe çizgi önerdiği basına yansıdı. Bu güçlerle bağlantılarınız var mı? Rojhilat ittifakını da gören bir yerden demokratik bir İran ittifakı mümkün mü? Bunun koşulları var mı?
İran’ın her yerindeki özgürlükçü ve demokratik güçlerle temas ve ilişki içindeyiz. Geleceğin İran’ı ancak bütün demokratik güçlerin işbirliği ve katılımıyla inşa edilebilir.
Özgürlüğü, demokrasiyi ve eşit hakları yalnızca kendi toplumumuz için değil, İran’daki bütün halklar için talep ediyoruz.
Bu bağlamda İran Azerileriyle işbirliğine özel önem veriyoruz. Bazı güçler Kürtleri Azeriler için bir tehdit gibi göstermeye çalışıyor; oysa gerçek bunun tam tersidir. Kürtler ile Azeriler arasında adil ve insani bir birlikte yaşamın yeni bir sayfasını açmak istiyoruz.
İran’da hiçbir proje farklı toplumlar arasında güven, karşılıklı saygı ve işbirliği olmadan başarıya ulaşamaz.
- Savaşın nasıl gelişeceği ya da sonuçlanacağı konusunda Kürtlerin belirleyici olacağı yorumu birçok kesim tarafından dillendiriliyor. Anlaşılan o ki herkes Kürtleri kendi cephesine dahil etmek istiyor. ABD başkanı Trump’ın Kürtleri ‘kara gücü’ olmaya ikna etmeye çalıştığı bilgileri uluslararası basında çokça yer tutuyor. Diğer taraftan ise İran rejim güçlerinin Kürt güçlerine saldırı ve tehditlerinin arttığı görülüyor. Yine Türkiye Savunma Bakanlığı da doğrudan sizin isminizi anarak ‘bölgesel bir tehdit’ olarak niteledi. Bu yorumlara ve açıklamalara ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Kürtler olmadan İran’da hiçbir proje başarıya ulaşmayacaktır. Kürtler istikrarın ve güvenliğin bir unsuru, demokrasinin ilerletici gücüdür. Kürtler İran toplumunun en örgütlü kesimidir. Amerika, İsrail ve diğer aktörler de bu gerçeğin farkındadır.
PJAK, İran Kürtlerinin demokratik haklarına demokratik bir İran çerçevesinde kavuşmasını savunmaktadır. PJAK, İran’da özgürlük ve demokratikleşme projesini ileriye taşımaktadır. Bu nedenle bu denklemde rol oynayan her güçle görüşme ve diyalog kurabiliriz.
Halkımızın yararına olacak her türlü girişimi değerlendirmeye hazırız. Bu bağlamda Türkiye’ye ya da bölgedeki herhangi bir devlete karşı bir tehdit değiliz ve hiçbir zaman olmadık.
Esasen Kürtlerin ve İran’daki diğer halkların insani haklarına kavuşması Türkiye’yi neden endişelendirsin? Aksine Türkiye, halkların ortak acısını azaltacak her gelişmeyi memnuniyetle karşılamalıdır.
İnsanların daha iyi bir yaşam sürmesini sağlayacak her durum tüm bölgenin yararınadır. Sonuçta bu mesele İran halkının ve İran Kürtlerinin iç meselesidir.
Bütün bölgenin barışa, güvenliğe ve istikrara ihtiyacı vardır. Biz sorunun değil çözümün bir parçasıyız.
Bölgede barışın, güvenliğin ve adaletin tesisine katkıda bulunmak isteyen her güçle etkileşime ve işbirliğine hazırız.
- Kürt halkına ve diğer halklara bir çağrınız var mı?
Kürdistan halkından saflarını birleştirmelerini; siyaset, toplum, kültür, sanat ve meşru savunma dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda toplumsal ile siyasi örgütlenmelerini genişletmelerini istiyoruz. İslam Cumhuriyeti’nin yokluğunda da kolektif yaşamımızı yönetebileceğimizi göstermeliyiz.
Bu tarihsel aşama büyük fırsatların yanında tehditleri de barındırmaktadır. Önümüzdeki tüm olasılıklara karşı uyanıklık, sorumluluk duygusu ve ortak akılla hareket etmeliyiz.
Aynı çağrıyı İran’daki bütün halklara da yapıyoruz. İran halkına güvence veriyoruz ki Kürtler İran için daha iyi bir gelecek inşa edilmesinde öncü bir rol oynayabilir. Bu tarihsel fırsatı kaçırma hakkımız yoktur.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

