PJAK Eşbaşkanı Emir Kerimî, ‘Kürtlerin hak ve statüye sahip olduğu bir İran’ı tartışmalıyız. Biz bu tartışmayı yapacağız, planı sadece askeri bir plana bırakmayacağız. Kürtler askeri plandan önce siyasi bir programla tartışmaya girmek istiyor. Çözüm odaklı bir planla tartışmaya girmek istiyor’ dedi
ABD-İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgede yaşanan kriz halinin derinleşmesine neden olmaya devam ediyor. Tarafların karşılıklı saldırıları hız kesmeden sürüyor. Kürt siyasi ve askeri güçleri, yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Kürtler, dış müdahalelere mesafeli yaklaştığı kadar İran rejiminin değişiminin de zorunlu olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Bölgede Kürtler açısından fırsatlar kadar tehlikeler de söz konusu olsa gelecek için siyasi bir aktör olarak bulunuyorlar.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Eşbaşkanı Emir Kerîmî ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını, Kürt güçlerinin saldırılar karşısındaki tutumunu ve bölgedeki güç dengelerine ilişkin konuştu.
İçeride baskı, dışarıda ise savaş var
İran’daki savaşın etkisinin çok büyük olduğunu söyleyen Emir Kerimî, 47 yıl boyunca iktidar içindeki farklı grupların birbirleriyle mücadele ettiğini, reformist bazı yapıların zamanla etkisiz hale geldiğini belirtti. Emir Kerimî,”İran’da süren savaşın ülke üzerinde çok büyük etkisi var. Bu savaştan önce 47 yıl boyunca iktidar içinde farklı gruplar vardı ve bunlar birbirleriyle mücadele ediyordu. Reformist olarak adlandırılan bazı gruplar zamanla sistem içinde etkisiz hale getirildi. Orta ve sert çizgideki gruplar ortadan kaldırıldı. İran’da hem ideolojik merkezler hem de kendini güçlendirmek isteyen yapılar onlarca kurum ve organizasyon kurarak her şeyi kontrol altına aldı. Bunun yanında sistemin ideolojik ordusu, yani ‘devrimi savunma’ amacıyla kurulan Sepah Pasdaran (devrim muhafızları) güçlendi. Bu yapı ekonomi, ticaret ve enerji alanlarının tamamına yayıldı. İran içinde büyük rant grupları oluştu ve bunlar siyaseti etkiledi. Sistem artık büyük bir şirket gibi işlemeye başladı. Son savaşta ideolojik kadrolar, ana yöneticiler sistemi yönlendirdi ve diğerleri tasfiye edildi. Bu savaş sistemi daha da güçlendirdi. Çünkü savaş olduğunda söz hakkı savaşanlara geçer. Bu nedenle Pasdaran daha da güçlendi. Zaten bu savaştan önce 12 günlük süreçte birçok yetki Pasdaran’a devredilmişti. Hamaney’in ölümüyle birlikte Pasdaran her şeye doğrudan el attı. Mojtaba Hamaney’in başa getirilmesi de Pasdaran’ın müdahalesidir. Mojtaba’nın yaşayıp yaşamadığı, ne durumda olduğu, gücünün ne olduğu bilinmiyor. Ama Pasdaran’ın onun arkasında olduğu biliniyor. Bu yüzden varlığı sembolik olabilir. Sistem tamamen askeri temelde işlemektedir. İçeride baskı, dışarıda ise savaş var. Bu sistem kendini korumak için büyük katliamlar yapmıştır ve tamamen sert, militarist bir yapıya dönüştü” dedi.
Demokratik bir İran’a ihtiyaç var
İran’a yönelik saldırıların büyük bir uluslararası müdahale olduğunu ve Kürt halkı ile Kürdistan siyaseti üzerinde doğrudan etkileri olduğunu söyleyen Emir Kerimî, “İran’a yönelik saldırılar büyük bir uluslararası müdahaledir ve bu durum Kürt halkını ve Kürdistan siyasetini de etkiler. İran’da Kürt halkı yıllardır çok ağır baskı altındadır. Siyaset yapmak ve kendini ifade etmek yasaktır. Bu nedenle Kürt muhalif hareketler ülke dışında kalmıştır. Ancak mevcut durum, dışarıda bulunan Kürt siyasi hareketleri için yeniden hareket etme fırsatı yaratmaktadır. Savaşın sonucu ne olursa olsun, devlet otoritesinin zayıflaması Kürt toplumunun da hareketlenmesine imkân tanıyabilir. İran Kürt meselesine her zaman güvenlik açısından yaklaşmıştır. Bu nedenle bu konuyla ilgilenen yapılar çoğunlukla güvenlik kurumları ve Pasdaran’dır. Kürtler sürekli bu yapılarla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum Kürt güçleri arasında da bir hareketlilik yaratmaktadır. Her Kürt partisinin kendi siyasi programı vardır ama ortak noktalar da vardır. Bu ortak noktalar temelinde birlik oluşturulmalıdır. Amaç, Kürt halkının hak ve özgürlüklerine ulaşmaktır. Biz demokratik bir İran için mücadele ediyoruz ve Kürt sorununun barışçıl şekilde çözülmesini istiyoruz. Kürt halkı örgütlü, deneyimli ve güçlü bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle İran’da demokrasinin kurulmasında öncü rol oynayabilir” diye konuştu.
Çözüm, halkların demokratik mücadelesinden geçer
Ortadoğu’daki savaşın eski düzeni sarstığını ve bu düzenin Sykes-Picot anlaşması temelinde kurulduğunu kaydeden Emir Kerimî, sistemin Kürtlerin bastırılması üzerine inşa edildiğini belirtti. Türkiye, Irak ve İran’daki Kürtlerin yok sayıldığını ve sürekli saldırıya uğradığını vurgulayan Emir Kerimî, “Bugün yaşanan savaş, Ortadoğu’daki eski düzeni sarsmaktadır. Bu düzen, Sykes-Picot anlaşması temelinde, Kürtlerin bastırılması üzerine kurulmuştur. Türkiye, Irak ve İran’da Kürtler yok sayıldı ve sürekli saldırıya uğradı. Bugünkü değişimler Kürtler için fırsatlar yaratmaktadır. Ancak bu fırsatların sonucu Kürt halkının kendi mücadelesine bağlıdır. Uluslararası güçlerin amacı Kürtlere özgürlük vermek değildir; kendi çıkarlarıdır. Bu nedenle bölgesel devletlerle birlikte çeşitli hesaplar yapılmaktadır. Bu durum Kürtler için bir fırsat yaratsa da, çözüm ancak Kürtlerin kendi mücadelesiyle mümkündür. Biz demokratik, çoğulcu ve tüm halkların haklarının tanındığı bir sistem savunuyoruz. Kadın haklarının da yer aldığı bir düzen istiyoruz. Ancak bu sistem kendiliğinden oluşmaz. Daha önce Kürtleri yok sayan sistemler zayıflamıştır. Bu bir fırsattır ama özgürlük kendiliğinden gelmez. Uluslararası güçler kendi çıkarları doğrultusunda yeni diktatörlükler de yaratabilir. Suriye’de bunun örnekleri görülmüştür. Bu nedenle çözüm, halkların demokratik mücadelesinden geçer” ifadelerini kullandı.
Gözünüz Kürtlerde, Kürtlerin de gözü sizde
Bölgesel güçlerin Kürt meselesini yalnızca askeri bir perspektifle değerlendirdiğini dile getiren Emir Kerimî, Kürtlerin siyasi ve demokratik bir aktör olarak sahnede olduğuna dikkat çekti. Emir Kerimî, Kürt halkının kendi hak ve özgürlüğünü bilerek hareket ettiğini ve gelecekte Ortadoğu’da barış ve demokrasiye katkı sunabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Emir Kerimî, “Türkiye yetkilileri diyor ki, ‘Kürtler alınamaz ve satılamaz bizim Kürtlere inancımız var.’ Ancak Kürt siyaseti doğru yolu izliyor. Kürt kendi sınırlarını biliyor. Önemli olan sizin siyasetinizi doğru yapmanızdır. Şu anda yaşananlar, eğer gerçeği görürlerse Kürtlerin güçlü olduğunu, haklarını bildiklerini ve gelecek için mücadele ettiklerini görürler. Kürtler gelecekte, Ortadoğu’da halklarla birlikte bir yaşam kurmak istiyorlar; kendi haklarına sahip olmak istiyorlar. Devletler kendi siyasetlerini dikkatle izlemeli ve artık Kürtleri inkâr edemeyeceklerini anlamalıdır. Kürtlere baskı uygulamayın ki Kürtler başka yollar aramasın. Çözümler öne çıkarılmalıdır. Tüm bölgesel devletler Kürt projelerine sahip olmalıdır. Onların projeleri Kürtler için ne ifade ediyor? Siyasetleri Kürtler için ne anlama geliyor? Katılım kapısını Kürtlere ne kadar açıyorlar? Kürt siyaseti için ne kadar fırsat sunuyorlar? Kürtlerin kendi kimlikleriyle siyasete katılmalarına ne kadar izin veriyorlar? Kürtlerin kendi iradeleriyle hareket etmesine ne kadar fırsat tanıyorlar? Bir süreliğine mi Kürt siyasetine izin vermiyor, yoksa Kürtleri kullanarak başka şekilde mi hareket edecekler? Bazıları diyor ki, ‘Gözümüz Kürtlerde, Kürtleri gözlüyoruz.’ Siz yıllarca zarar vererek, baskı uygulayarak ne elde ettiniz? Gözünüz Kürtlerde, Kürtlerin de gözü sizde. Kürtlerin kabul etmediği ve etmeyeceği şeyler vardır. O Kürtler ki siz baskı, zor ve güçle sınırlar koyarsınız, onlar üzerinde bir etki yaratamazsınız” diye belirtti.
Kürtler üzerinde güç kullanarak sonuç alınamaz
Kürtlerin bölgede demokrasi ve barışın adresi olduğuna dikkat çeken Emir Kerimî, “Herkesin bunu anlaması gerekir. Eğer istikrar sağlanacaksa, barış sağlanacaksa ve Ortadoğu’da ilerleme olacaksa, Kürtler olmalıdır. Kürtler demokrasi ve barışın adresidir. Tüm bölgesel devletler, zayıflatma ve dayatma temeli üzerinde değil, Kürtlerle anlaşarak hareket etmeli ve meseleleri Kürtlerle çözmeli. Kürtlerle ittifak kurarak ilerlemelidir. Biz inanıyoruz ki Kürt hareketi ve Kürt halkı buna hazırdır. Neden hazırdır? Çünkü güçlüdür, kendine güveniyor. Bugün 21. yüzyılda sistem yeniden dizayn edilirken Kürtler her zamankinden daha güçlü ve kendinden emin. Kürtler felsefeye, siyasete, örgütlenmeye ve iradeye sahiptir. Bu gerçek görülmelidir. Artık Kürtler üzerinde güç kullanarak sonuç alınamaz. Ancak Kürtlerle müzakere ederek çok iyi sonuçlar elde edilebilir. Biz de umut ediyoruz ve tüm bölgesel devletlerden beklentimiz budur” şeklinde konuştu.
Halkımız acı çekti
PJAK’ın herhangi bir tarafla anlaşmada bulunmadığını belirten Emir Kerimî, PJAK’ın bağımsız bir siyaset yürüttüğünü söyledi. Emir Kerimî, “Biz PJAK olarak kendi adımıza konuşuyoruz herhangi bir tarafla anlaşma yapmadık. Siyasetimiz açıktır, bağımsız ilerliyoruz. Bu, gözümüzün ve kulaklarımızın değişimlere kapalı olduğu anlamına gelmez. Değişimleri görüyor ve buna göre siyasetimizi yürütüyor ve müzakere ediyoruz. Ancak bir anlaşma yapmak için bir adım atılacaksa, sizin bize karşı neyi garanti edeceğiniz önemlidir. Halkımızın geleceği, statüsü ve özgürlüğü garanti edilmelidir. Biz halkımız için korku yaratacak bir düzen istemiyoruz. Halkımız acı çekti. Biz, bu yüzyılın sonunda, 50 yıllık İslami diktatörlük sisteminden sonra özgürlük ve demokrasiye ulaşmak istiyoruz. Bu nedenle hiçbir şeyin garanti edilmediği durumda hareket etmeyiz. Her şeyin garantisi olmalıdır. Gelecek belirgin olmalı ve biz bu çerçevede hareket ederiz. PJAK olarak bunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Halkımızın yararına hareket ediyoruz
Emir Kerimî, tüm projelerinin, çalışmalarının halk için olduğunu belirterek, “Görüşmeler, diyaloglar ve değerlendirmeler yapıyoruz. Biz hazırız. Her zamankinden daha fazla hazırız. Bu korkuyu halkımızdan uzaklaştırmaya hazırız. Hiçbir güç, halkımıza saldırı ve katliam yapmayı aklından geçirmesin. Hiçbir güç, bize karşı saldırıya geçmeyi aklından geçirmesin. Biz cevap vermeden beklemeyiz. Projelerimiz halkımız içindir, çalışmalarımız halkımız içindir. Halkımızın örgütlü ve kendi iradesiyle kendi kendini yönetmesini istiyoruz. Ortadoğu’da bu tür bir hedef için çalışıyoruz. Bu değişimler stratejiyi güçlendirmek, halkımızın geleceğine hizmet etmek ve özgür, demokratik bir gelecek inşa etmek için kullanılmalıdır. Şu anda yolumuz açık ve belirgindir. Halkımızın yararına hareket ediyoruz. Diğer partiler hakkında bir yorum yapamayız. Onlar kendi hesaplarını yapmalı ve siyasetlerini açıklamalıdır. Ancak Kürtler kırsal operasyonlara katıldı veya Amerikan ve İsrail güçlerine dahil oldu iddiaları doğru değildir; bu hiç olmamıştır. Bizim siyasetimiz böyle bir operasyon yapmayı öngörmez. Ne siyasi ne de askeri olarak makul değildir. Bu bizim pratiğimizde de görülmemiştir. Ancak önemli olan şudur ve herkes bilmelidir ki Kürtler, ilerici bir gelecek için hazır bir siyasi güçtür. Burada Kürtlere sadece askeri bir tanım yaparak Kürtlere nasıl yaklaşıldığını görüyoruz. Bizler bu tanımı kabul etmiyoruz. Askeri hesaplar Kürtler üzerine yapılmışsa, bu sadece askeri bir bakış açısıdır. Biz bu bakış açısını kabul etmiyoruz. Evet, Kürtlerin askeri gücü ve savaşma kapasitesi vardır ama bu özgürlüğe hizmet etmelidir. Dış müdahalelere dönüşmemelidir. Tüm bu askeri tanımlar Kürtler için eksik ve zayıf bir tanımdır” diye konuştu.
Kürtlerin statüye sahip olduğu bir İran’ı tartışmalıyız
Kürtlerin sadece askeri bir güç olmadığını, aynı zamanda siyasi ve demokratik bir aktör olduğunu hatırlatan Emir Kerimî, “‘Alan da aktör Kürtlerdir’ değerlendirmeleri doğrudur. Evet Kürtler aktördür ve aktif bir aktördür. Siyasi ve demokratik bir aktördür. Sadece askeri bir aktör değildir. Bu nedenle uluslararası güçler de bu temel üzerinden değerlendirme yapmalıdır. Herkes bilmelidir ki, onların siyasi programı nedir ve Kürtlerle nasıl ilişkilidir? Eğer siyasi programları sadece merkezler ve devletler içinse ve Kürtleri kullanmak istiyorlarsa, biz Kürtlerin konuyu daha dikkatli analiz ettiğimizi görürler. Kürtlerin siyasi aklı bunu kanıtlamaktadır. Eğer amaçları Kürtleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaksa, bilinsin ki Kürtler bunu aşmıştır. Biz PJAK olarak söyleyebiliriz ki, halkımızın geleceği için bir siyasi programımız vardır. Talebimiz, halkımızın hak ve özgürlüğüdür ve bunun garanti edilmesi gerekir. Bu tartışılmalı ve günlük olarak ele alınmalıdır. Hangi güç Kürtlerle müzakere etmek isterse, önce siyaset üzerinde tartışılmalıdır; biz bu bölgelerin geleceğini tartışmalıyız. İran nasıl demokratik bir ülke olacak, bunu tartışmalıyız. Merkezî olmayan, tüm halkların, özellikle Kürtlerin hak ve statüye sahip olduğu bir İran’ı tartışmalıyız. Biz bu tartışmayı yapacağız, planı sadece askeri bir plana bırakmayacağız. Kürtler askeri plandan önce siyasi bir programla tartışmaya girmek istiyor. Çözüm odaklı bir planla tartışmaya girmek istiyor. Biz siyasi güçler olarak aktörüz. Biz demokratik bir düzenin, demokratik cumhuriyetlerin kurulmasında aktörüz” şeklinde değerlendirdi.
Haber: Zeynep Durgut / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

