ADEM YAVUZ ARSLAN | ANALİZ
Herkes nefesini tutmuş İran bombardımanına odaklanmışken ABD’nin başkenti Washington’dan gelen tek bir kare görüntü dünyanın gündemini değiştirdi. Beyaz Saray’dan servis edilen kısa videoda ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’teki koltuğunda oturuyor. Etrafında ise bir grup papaz var. Bazıları Trump’ın omzuna dokunmuş, bazıları başını eğmiş dua ediyor.
Kısa sürede milyonlarca kişi bu görüntüyü paylaştı. Hatta birçok yorumcuya göre, fotoğraf neredeyse savaş haberlerinden bile daha fazla konuşuldu. Türkiye’den birçok kişi için bu sahne oldukça tuhaftı. Sosyal medyada “Trump zor durumda, papazları yardıma çağırdı” yorumları yapıldı. Hatta bazıları bunu İran savaşıyla ilişkilendirerek “Amerika sıkıştı” şeklinde yorumladı.
Oysa fotoğrafın arkasındaki hikâye bambaşka. Bu sahneyi anlamak için yalnızca güncel siyasete değil, Amerika’daki din–siyaset ilişkisine bakmak gerekiyor. Çünkü ABD’de din, Türkiye’de çoğu kişinin düşündüğünden çok daha görünür bir rol oynuyor.
Amerika’da din kamusal hayatın içinde
Bugün Washington’da yaşanan sahne aslında Amerikan siyasetini bilenler için tamamen sürpriz değil. Oval Ofis’te bir grup papazın başkan için dua etmesi ilk bakışta alışılmadık görünebilir. Ancak Amerika’da din, devlet hayatından tamamen ayrılmış bir alan değildir. Aksine kamusal hayatın görünür bir parçası. ABD’de başkanlar görev yemini ederken İncil’e el basar. Kongre oturumları geleneksel olarak dua ile açılır. Ulusal törenlerde dini liderler konuşma yapar. Bu gelenek Amerika’nın kuruluş dönemine kadar uzanır.
İlk başkan George Washington döneminde kiliselerde ülke için dua çağrıları yapılmıştı. İç savaş sırasında Abraham Lincoln ulusal dua günleri ilan etmişti. Ancak bugünkü sahnede dikkat çeken başka bir boyut var. Geçmişte dua çağrıları daha çok kiliselerde veya ulusal törenlerde yapılırken, modern dönemde bu tür görüntüler doğrudan siyasetin merkezinde, hatta Oval Ofis’te kameralar önünde gerçekleşebiliyor.
Bu değişimin arkasında ise Amerikan siyasetinde son kırk yılda güç kazanan bir toplumsal hareket bulunuyor: Evanjelik Hristiyanlar.
Evanjelik seçmenler ve Trump ittifakı
Bugün ABD’de evanjelikler Cumhuriyetçi siyasetin en güçlü tabanlarından biri haline gelmiş durumda. Donald Trump’ın seçim zaferlerinde de bu kitlenin büyük rol oynadığı biliniyor. İlginç olan şu: Evanjelik seçmenler Trump’ın çok dindar bir hayat yaşamadığını gayet iyi biliyor. Trump’ın düzenli kiliseye giden bir lider olmadığı da herkesin malumu. Buna rağmen evanjelikler Trump’a güçlü destek veriyor.
Çünkü bu destek Trump’ın kişisel yaşam tarzından değil, politikalarından kaynaklanıyor. Trump yönetimi özellikle üç konuda evanjeliklerin güçlü desteğini kazandı: Kürtaj karşıtı politikalar, Muhafazakâr yargıçların yüksek mahkemelere atanması ve İsrail’e verilen güçlü siyasi destek. Özellikle İsrail meselesi evanjelikler için son derece önemli. Birçok evanjelik Hristiyan, İsrail devletinin güçlenmesini dini bir perspektiften destekliyor. Bu nedenle bazı evanjelik liderler Trump için dikkat çekici bir ifade kullanıyor: “Tanrı’nın meshettiği lider.”
Bu düşünceye göre bir liderin kusursuz bir dini hayatı olması şart değildir. Tanrı bazen kusurlu insanları bile tarihsel görevler için kullanabilir. Bu benzetme yapılırken İncil’deki bir figür de sıkça hatırlatılıyor: Pers Kralı Cyrus. Cyrus Yahudi değildi. Ancak Yahudilerin sürgünden dönmesine izin verdiği için Tanrı’nın planında rol oynayan bir lider olarak kabul edilir.
Trump’a destek veren bazı evanjelikler de benzer bir bakış açısına sahip. Onlara göre Trump ideal bir Hristiyan lider olmayabilir; fakat Tanrı’nın planında önemli bir araç olabilir.
Oval Ofis’teki fotoğrafın verdiği siyasi mesaj
Bu nedenle Oval Ofis’teki o görüntüyü sadece dini bir ritüel olarak görmek eksik bir yorum olur. Papazların Trump’ın etrafında dua etmesi aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj içeriyor. Bu fotoğraf aslında üç farklı kitleye hitap ediyor. Birincisi evanjelik seçmenlere. Mesaj net: “Biz sizin değerlerinizle aynı taraftayız.”
İkincisi Cumhuriyetçi Parti içindeki muhafazakâr tabana. Trump’ın dini tabanla güçlü bağlara sahip olduğu gösteriliyor.
Üçüncüsü ise siyasi rakiplere verilen mesaj; Trump yalnız değil; arkasında güçlü bir dini ve toplumsal destek var.
Amerikan siyasetini anlamanın başka bir yolu
Türkiye’den bakıldığında Oval Ofis’te papazların başkana dokunarak dua etmesi doğal olarak garip görünebilir. Çünkü Türkiye’de devlet ile din arasındaki ilişki farklı bir tarihsel tecrübenin ürünü. Ancak Amerika’da din kamusal hayatın çok daha görünür bir parçası.
Bu nedenle Beyaz Saray’dan yayılan o fotoğraf sadece bir dua anını göstermiyor. Aynı zamanda Amerikan siyasetinde din ile politikanın nasıl iç içe geçtiğini anlatan güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Eğer Amerikan siyasetini anlamak istiyorsanız sadece Washington’daki güç dengelerine değil, Amerika’daki kiliselerin ve dini hareketlerin toplum üzerindeki etkisine de bakmanız gerekir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

