Nisêbîn’deki yasaklar sırasında yaşamını yitiren Musur Aslan’ın annesi Türkan Aslan, ‘Biz Önderliğimize, halkımıza ve mücadelemize güveniyoruz’ diyerek 4 parçadaki tüm Kürtlerin seslerini birleştirmeleri gerektiğini söyledi
Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde, halkın özyönetim talebine karşı ilan edilen sokağa çıkma yasağının üzerinden 10 yıl geçti. 14 Mart 2016 tarihinde Nisêbîn’de 8’inci kez uygulanan yasak, çatışmaların 26 Mayıs 2016’da sona ermesine rağmen 25 Temmuz 2016’da kısmen, 21 Nisan 2018’de ise tamamen kaldırıldı.
Bu süreçte binlerce ev yıkılırken, kent enkaza çevrildi. Yasaklar sırasında en az 25 sivil yaşamını yitirirken, çatışmalarda savcılık kayıtlarına göre; 69 polis, asker ve korucu, 51 YPS ve YPS/Jin üyesi hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren YPS’lilerden biri de 19 yaşındaki Musur Aslan (Arveş Rizgar) idi. Saldırılara karşı verilen direnişte hayatını kaybeden Musur Aslan, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren iki dayısının anılarını dinleyerek büyüdü. Oğlunun mücadelede yaşamını yitiren dayısının ismini aldığını belirten anne Türkan Aslan, mücadeleye ise çocuk yaşlardan itibaren adım attığını söyledi.
‘Bizimle vedalaşırken, yüzünde bir hüzün vardı’
Türkan Aslan, “Rizgarım çok efendi ve zeki bir çocuktu. Yaşananlardan kaynaklı gözünü açtığında kendini mücadelenin içinde buldu ve çalışmalar yürüttü ve çalışmaları Nisêbîn direnişlerine kadar da devam etti. Arkadaşım ve yoldaşım gibiydi. Nisêybîn direnişleri zamanında bir gün baktım kapı çaldı, Rizgarım gelmiş. Ama aklı sürekli arkadaşlarındaydı. Bir an önce gitmek istiyordu. 3-4 saat yanımızda kaldıktan sonra gitmek istedi. Bizle vedalaşırken, elimi öpmeye kalkıştı izin vermedim. Direk sarıldım çünkü o benim arkadaşım ve yoldaşım gibiydi. Ben elimi öpmesine ne kadar izin vermesem de o yine de eğilerek öptü. Onu doya doya öptüm. Boğazından öptüm, gül bahçesi gibi kokuyordu. Bizimle vedalaşırken, yüzünde bir hüzün vardı. Demek ki son görüşmemiz olduğunu hissetmişti” diye.
‘Son bir kez oğlumu görmeme izin vermedi’
Oğlunun yaralandığı haberini telefonla aldığını belirten Türkan Aslan, “Hemen hastaneye gittik. Kimsenin hastaneye girmesine izin verilmiyordu. Polisler son bir kez oğlumu görmeme izin vermedi” dedi. Cenazeyi 6 gün sonra teslim alabildiklerini aktaran Türkan Aslan, “O gün cenazeler için yasakları birkaç saatliğine kaldırdılar. Oğlumun cenaze töreni tamda onun istediği gibiydi. Nisêbîn kıyamet yerine döndü. Herkes ayaklandı. Son olarak bana ‘Tüm Nisêybîn’i ayaklandırmadan şehit düşmeyeceğim’ demişti ve dediğini yaptı Nisêybîn’i ayaklandırdı” ifadelerini kullandı.
‘Tam da istediği gibi Kürdistan şehidi oldu’
Oğlunun her zaman Kürdistan için mücadele etmek istediğini söyleyen Türkan Aslan, sözlerini mezarı başında oğluyla sohbet ederek şöyle sürdürdü:
“Rizgarım tam da istediği gibi Kürdistan şehidi oldu. Sağ olduğun zaman; ‘Ben Kürdistan’ın şehidi olacağım. Anne bana de ki şehit.’ Sen böyle deyince ‘niye öyle diyorsun oğlum’ diyordum. Bak oğlum şimdi her şey istediğin gibi oldu.” Oğlunun cenaze töreninin tam da istediği gibi olduğunu vurgulayan Türkan Aslan, “Oğlum kendi isteğiyle bu mücadeleye katıldı. Tam da hedeflediği gibi mücadele etti, hedeflediği gibi oldu her şey. Yaşamı da, şehadeti de, şehadetinden sonrası da tam onun istediği gibi oldu. O tam da şehadete layık oldu” diye belirtti.
‘4 parça Kürdistan sesini birleştirmeli’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na dikkati çeken Türkan Aslan, “Biz Önderliğimize, halkımıza ve mücadelemize güveniyoruz. Lakin devlete güvenmiyoruz. Kürtler olarak, davamızın peşindeyiz. Dilimizi, hakkımızı ve topraklarımızı istiyoruz. Her insan gibi biz de haklarımızı istiyoruz. Kürtlere çağrımdır; Kürdistan’ın her toprağında şehitlerimizin kanı dökülmüş, o şehitlere layık olmalıyız. Bakur, Başûr, Rojava ve Rojhilat her parçadaki Kürtler sesini birleştirmeli, Önderliğine, davasına ve halkına sahip çıkmalı” çağrısında bulundu.
Haber: Heval Önkol – Ahmet Kanbal \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

