Wan Baro Başkanı Sinan Özaraz, ‘İkinci aşamanın en önemli ve somut adımı İmralı’nın nasıl bir statüye sahip olacağıdır’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birinci yılı geride kaldı. Bu kapsamda 27 Şubat’ta yeni bir mesajı yayınlanan Abdullah Öcalan, ikinci aşamaya geçildiğini belirtti. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kıldığını söyleyen Abdullah Öcalan, “Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür” belirlemesi yaptı.
Wan Baro Başkanı Sinan Özaraz, ikinci aşamanın çok anlamlı ve önemli olduğunu belirterek, bunun için de yasaların acilen çıkması gerektiğine söyledi.

Toplumun geçen bir yıldan büyük bir beklentisi olduğunu ama bunun karşılanmadığını söyleyen Sinan Özaraz, “Ama özellikle kullanılan dil açısından sıkıntılı bir süreç oldu. Kamuoyunun büyük bir umudu var. İkinci aşamaya geçilmesi çok önemlidir. Bu aşama hemen somut adımların atılması gereken bir aşama olması gerekiyor. Herkesin sözünü bu sürecin ruhuna uygun seçmesi gerekiyor. Sadece iyi niyetle de bir yere varılmaz. Umutvari konuşmalar, söylemler önemli ama bizi geleceğe taşımak için somut adımlar, teminatlar ve hukuki düzenlemeler gerekiyor. Yasal düzenlemeler yapılmalı ve fiili hukuksuzluğun ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun sorumluluğu da elbette ki devlettedir. Kürt hareketi üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bundan sonra söz devlet tarafındır. Bu sürecin iyi niyetle sürdürülebilir bir tarafı yok. Somut adımlar atılırsa ancak insanlarda bir umut yaratır. Yani yasaları geçtik fiili adımlar da birinci aşamada atılmadı” dedi.
İmralı’nın statüsü
İkinci aşamanın en önemli ve somut adımının İmralı’nın nasıl bir statüye sahip olacağı sorusu olduğunu söyleyen Sinan Özaraz, “Bu süreci yöneten, işlevlik kazandıran, şekil veren, nihayete erdirecek olan muhatap Sayın Öcalan’dır. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın bu süreci sağlıklı yürütebilmesi için koşulların derhal oluşması gerekiyor. Yani en basitinden bir gazeteci sorularını Sayın Öcalan’a gönderemiyor ya da bizler istediğimiz zaman bir görüşme gerçekleştirip sürecin toplumsallaşmasına ön ayak olamıyoruz. Bu sürecin en öncelikli adımı Sayın Öcalan’ın özgür, çalışır koşullarının oluşmasıdır. Bu durumu ‘umut hakkı’ üzerinden değerlendirilmesini de doğru bulmuyorum. Türkiye AİHM’in kararları uygulamak zorundadır ama Sayın Öcalan’ın konumu bunun çok ötesinde bir durum” diye konuştu.
Yasal düzenlemeler yapılmalı
İkinci aşamada atılması gereken önemli ve acil adımların olduğunu ifade eden Sinan Özaraz, “Öncelikle, temel hak ve özgürlükler noktasında demokratik bir toplumun temeli olan düşünceyi açıklama, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkının sınırsız bir şekilde keyfi uygulamalarla sınırlanmayacağı bir yasal düzenlemeye dönüştürülmelidir. Bu özgürlüklerin güvence altına alınması toplumsal barış açısından da büyük önem arz ediyor. Bu ülkede eğer gerçek bir barış ve birliktelik istiyorsak eşit yurttaşlık noktasında, etnik dil, kültür ya da inançsal farklılıklar gözetilmeksizin Kürt halkı ve Kürtçeye yönelik tutum değiştirilmeli ve bütün diller, bütün kültürler, bütün inançlar anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Demokratik siyasetin önündeki tüm engeller de kaldırılmalıdır. En önemli sorunlardan birisi de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleridir. Cezaevi Gözlem Kurulları dahil tüm hukuksuz uygulamalar derhal ortadan kaldırılmalıdır. Bunların yanı sıra yasa gerektirmeyen kayyımların derhal geri çekilmesi Kürtlerde yaşanan kırılmayı bir nebze de olsa giderecektir” ifadelerini kullandı.
Haber: Adnan Bilen / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***