NECİP F. BAHADIR | YORUM
Can sıkıcı gelişmelerin ilki Hatay’da yaşandı. İran’dan ateşlenen füze Irak ve Suriye topraklarını geçti, Hatay sınırından içeri girdi ve Dörtyol ilçesinde yerleşim yerlerine çok yakın bir alanda düşürüldü.
Kim düşürdü? NATO sistemi devreye girdi. Önleyici mekanizma İran füzesinin daha fazla ilerlemesine mani oldu.
Bizzat Erdoğan’ın ağzından duyurulan, ‘Çelik Kubbe’ ile hava savunmasında artık farklı bir klasmana çıkacaktık! Henüz erken mi? AKP 23 yıldır iktidarda… O zaman neden geç kaldığı sorulur!
Hava sahasının yol geçen hanı gibi delik deşik olduğunu bilmeyen yok. Birkaç ay önce üç noktaya ne olduğu belirsiz hava araçları düşmüştü. Daha onun hesabı verilmedi.
Sahi bir de S-400’ler vardı. Erdoğan’ın tüm itirazlara, ABD’nin tepkisine ve F-35 bedeline rağmen, inat ve ısrarla Rusya’dan satın aldığı ‘savunma sistemi’ nerede? Niye devreye sokulmadı?
Şimdi tam zamanı değil mi? Vakti gelmedi mi daha?
Savaş İran sınırlarını aştı, bölge ateş çemberine döndü. Türkiye de hedeflerden biri… S-400’ler depoda çürümesi için mi tüyü bitmemiş yetimin rızkından kesilen milyar dolarlar Putin’e ödendi? S-400’lerin hesabını kim verecek? Para milletin cebinden çıktı? Keşke karar mercii aktörlere ödetmenin bir yolu olsaydı.
Tek sorumlu Erdoğan da değil… Dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ‘S-400’lerin milli mesele’ olduğunu vurgulayan sözleri arşivde duruyor. Erdoğan’a karşı çıkmadı, ‘olmaz’ demedi, hiçbir işe yaramayacağını sokaktaki insanın bile fark ettiği S-400’lere milyarlarca doların gömülmesine göz yumdu. Sorumluluğu ve vebali Erdoğan’dan az değil.
Askeri açıdan S-400’lerin çöp olacağını bilmemesi mümkün değildi. Ne yapsın mıydı, eli mahkum muydu? AKP ‘yanlışa hayır’ diyemenlerin partisi… Bakanları da farklı değil. Yine de karşı çıkacak cesareti yok idiyse bakan koltuğunda oturmayacaktı.
Evet, İran’ın hangi noktasından gönderildiği tespit edilemeyen füzenin hedefini vurmasını NATO sistemi engelledi. Ne S-400’lerin esamesi okundu ne de ‘Çelik Kubbe’den bir ses çıktı.
Hatay füzesi ülkenin nasıl saldırıya açık hale geldiğinin de göstergesi… Söze gelince Erdoğan’da laf bol. Retorik güçlü, sloganlar etkili… Fakat pratik ve gerçekler acı… Akdeniz’de konuşlanan NATO’ya ait gemiler devreye girmeseydi, Türkiye bunun altında kalkabilir miydi? Protesto, kınama, tepki yeterli olur muydu? Tehlike ve riskin ne kadar yakınımızda olduğunun kanıtı bu…
Tabii ortada cevabı aranan yığınla soru var. Hedef doğrudan Türkiye miydi? Tahran yönetimi İncirlik Üssü’nü mü gözüne kestirdi? Füze hedef gözeterek mi ateşlendi yoksa kaza mıydı?
İran tek merkezden değil, ‘mozaik sistemine’ geçtiğini duyurmuştu. Yani bir ana komuta merkezi yok. Geniş alana yayılmış ‘karargahlar’ söz konusu… Bu da doğal. Çünkü yönetim kadrosu ABD ve İsrail’in hedefi durumunda… Dini lider Hamaney ve birçok üst düzey yetkili ilk saldırılarda hayatını kaybetti.
Yönetim boşluğu veya mozaik sistem Türkiye’yi hedef almış olabilir mi? Veya fırsatı değerlendirmek isteyen güçler Ankara’yı ateşin içine çekmek için provokasyon saldırısı düzenlemiş olabilir mi?
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibaldi AKP iktidarının bir yayın organına konuşmuş. İran’ın Türkiye’yi hedef almadığını söylemiş. Şu cümle Garibaldi’den; “Komşularımıza saldırmıyoruz. Onlarla iyi ilişkilerimiz var.”
Doğru mu? Bir gerçekliği var mı? Bana hiç inandırıcı gelmedi. İran komşularına saldırmıyor mu? Vurmadığı hangi komşusu kaldı. Bu sözleri söylediği sıralarda İran’dan gönderilen bir füze Nahçıvan’a düştü. Havaalanı ateş ve dumanlar içinde kaldı. Bakan Yardımcısı elbette hükümeti bağlar… Fakat Hatay’a füzenin daha üst düzeyde açıklaması olmalıydı. İran savaş halinde bir ülke… Yine de Hatay bir soru işareti…
Ankara Büyükelçisi Dışişleri’ne çağrıldı. Gerekli ikazlar yapıldı. Milli Savunma Bakanı Meclis’i konuyla ilgili bilgilendirdi. Erdoğan, “NATO ile birlikte her türlü önlemi aldık.” dedi. Umarım öyledir.
Yeri gelmişken S-400’lerle ilgili de bir şeyler söyleseydi. Tabii söyleyecek bir sözü varsa… Ne diyebilir ki? Yanlışını kabullenecek, özeleştiri yapacak biri olmadığını kaç kez gösterdi. ‘Allah affetsin…’ dese meselenin dini bir boyutu yok. S-400 konusu Erdoğan’ın ayağına çok dolanacak daha…
Trump, Kürtleri devreye sokmaya çalışıyor
Hatay can sıkıcı tek gelişme değil. ABD’nin İran’da Kürtleri silahlandırarak, Tahran rejimine ayaklanmaya teşvik ettiğine ilişkin iddialar yabancı medyada geniş yer buldu. Bizzat Trump’ın bazı Kürt liderlerle görüştüğü iddialar arasında… PKK’nın İran kolu PJAK’ın da devrede olduğu…
PJAK silahlara veda etmiş miydi? Hayır… Suriye’de bulunan PYD gibi PJAK da kendisini çağrının dışında gördü. Savaş şartları değiştirdi. Yeni değişecek dengelerde aktif rol oynamak isteyebilir. Bu İmralı ve DEM’in de kafasını çelebilir.
Ankara ‘gelişmeleri yakından ve dikkatle’ takip ettiğini duyurdu. Kuşkusuz öyledir? Fakat yeterli mi? Erdoğan bu konuda Trump’a ‘Dur ne yapıyorsun?’ diye ültimatom verebilir mi? Irak ve Suriye’den sonra yeni bir Kürt özerk bölgesi riski kapıda denebilir mi? Eğer rejim çöker, İran kargaşa ve iç savaşa sürüklenirse ortaya çıkan iklimin Türkiye’yi derinden etkileyecek her türlü sürprizi beraberinde getireceğine kuşku yok. Neresinden bakarsan can sıkıcı… Irak ve Suriye’de Ankara’nın çizdiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı. Fiili durum çaresizce kabullenildi.
Bu arada bir başka gelişme yaşandı. Türkiye, sessiz sedasız Suriye’deki askeri varlığını sonlandırdı. Açıklamayı Şanlıurfa Valiliği yaptı. “Barış Pınarı Harekat Bölgesi’nden 7 yıllık periyodun sonunda çekildik.” dendi.
Neden açıklama Cumhurbaşkanı veya Dışişleri düzeyinde değil de ‘valilik statüsünde’ yapıldı? Erdoğan ya da Fidan kamuoyuna duyuramaz mıydı? Olumlu bir gelişme olmadığı için mi? Erdoğan’ın sıkıntılı konularda konuşmamak, topu başkasına atmak gibi bir huyu var.
Türkiye istemeden mi bölgeden çekilmek durumunda kaldı? Şam’a bir jest olmadığı ortada… Söz konusu harekat PYD amaçlıydı. Çözüm sürecinin adımlarından biri mi yoksa? İzaha muhtaç…
Hatay füzesi tehlike ve riskin ne kadar yakın olduğunu gösterdi. Savaş Ankara için can sıkıcı sonuç ve etkilere gebe… Peki buna hazır mı? Keşke gönül rahatlığıyla ‘evet’ cevabı verebilsek… AKP iktidarı içine kapanmış, adeta meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşgul…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

