Site icon Serbest Görüş

Denge: Fıkıh sadece hüküm değil hikmettir!

Denge: Fıkıh sadece hüküm değil hikmettir!


AHMET KURUCAN | YORUM

Fıkhı yalnızca, “Helal mi haram mı?” sorusuna verilen cevaplardan ibaret görmeye başladığımızda, aslında onun en önemli tarafını kaybetmiş oluruz. Çünkü fıkıh yalnızca hüküm üretmez; hayatı anlamaya, yorumlamaya ve düzenlemeye çalışan bir hikmet disiplinidir. Metinle hayat arasındaki dengeyi kurma çabasıdır.

Bunu yazmıştım geçen hafta yayımlanan “Usûlde daralma: Fıkhı helal-haram ikiliğine indirgemek” başlıklı yazımda ve devam edeceğim demiştim. Devam ediyorum…

Modern hukuk literatüründe “Holistic Law” diye bir kavramdan söz edilir. Bu kavram, hukuku sadece norm koyan bir sistem olarak değil; insanın psikolojisini, toplumsal dokuyu, ekonomik gerçekliği ve uzun vadeli sonuçları da dikkate alan bütüncül bir düzenleme alanı olarak görür. Bu anlayışa göre hukuk, yalnızca metinlerden ibaret değildir; hayatın tamamına temas eden canlı bir organizmadır.

İslam hukuku açısından bakıldığında bu yaklaşım bize hiç de yabancı değildir. Zira klasik fıkıh geleneğimizde yer alan icmâ, kıyas, maslahat, istihsan, örf ve âdet, sedd-i zerâyi ve istishâb gibi usûlî mekanizmalar tam da bu bütüncüllüğü temin etmek üzere geliştirilmiştir.

Mesela kıyas, hükmü bilinmeyen bir meseleyi hükmü bilinen bir mesele üzerinden ele alır; iki mesele arasındaki ortak paydayı yani illeti tespit ederek hükmü buradan hareketle belirler. Maslahat, hükmün hayatın gerçekliğinden kopmamasını sağlar ve kamu yararını merkeze alır.

İstihsan, daha güçlü bir delil sebebiyle kıyasın gerektirdiği hükmü terk edip başka bir hükmü tercih etmektir. Sedd-i zerâyi ise hükme götüren yolları ve süreci ön plana çıkartır; muhtemel sonuçları göz önünde bulundurarak zarara götüren yolları kapatmayı amaçlar. Bütün bunlar, Batı hukuk literatüründe “holistic law” diye ifade edilen yaklaşımın İslam hukukundaki karşılıkları sayılabilecek niteliktedir.

Bir başka zaviyeden bakıldığında İslam’ın genel geçer değerleri de hukuku insan merkezli bir zemine oturtur. Makâsıdü’ş-şerîa olarak bilinen ve korunması gerekli 5 temel değeri ifade eden esaslar —yani dinin, canın, aklın, malın ve neslin korunması— bunu açıkça ortaya koyar. Bu beş esas, hükmün yalnızca metnin literal anlamına bakmaz. Aynı zamanda nihai hükmün maksadı, amacı ve gayesi dikkate alınarak verilmesi gerektiğini gösterir.

Sözün geldiği bu aşamada muhtemel bir itiraza cevap vermek isterim: Bu söylediklerim hükümleri relativize etmek anlamına gelmez. Bilakis, hükümlerin üzerine oturduğu zemini daha da sağlamlaştırır. Çünkü hüküm ancak doğru tasvir edilmiş bir vakıa üzerine bina edildiğinde sağlıklı olabilir. Usûl geleneğimizde “tahkîku’l-menât”ın bu kadar merkezi bir yer tutmasının sebebi de budur.

Netice itibariyle günümüz meselelerine helal–haram ikiliğine indirgemeden bakmak, aslında klasik fıkıh geleneğinin ruhuna —bir başka ifadeyle aslına— dönmek anlamına gelir. Metni merkeze almak fakat hayatı dışlamamak; maksadı gözetmek fakat keyfiliğe kapı aralamamak; bağlamı dikkate almak fakat bağlamı belirleyici tek ilke hâline getirmemek, düşünce tutarlılığını hiç unutmamak… Günümüzde bu dengeyi kurmak zor olabilir, fakat zaruridir.

Aksi hâlde karşımıza iki uç risk çıkar: Ya hüküm aşırı sertleşir ve hayatla temasını kaybeder; ya da hayatın baskısı karşısında hüküm değersizleşir. Oysa fıkhın itibarı, metin ile hayat arasında kurduğu bu dengede gizlidir.

Tam da bu noktada mesele soyut bir tartışma olmaktan çıkar ve gündelik hayatın içine girer. Çünkü bugün Müslümanların karşı karşıya kaldığı birçok problem, klasik metinlerde birebir karşılığı bulunmayan yeni durumlar üzerinden şekillenmektedir.

Bir sonraki yazıda bu teorik çerçevenin pratikte ne anlama geldiğini somut bir örnek üzerinden ele almak istiyorum. Örneğimiz, günümüz şehir hayatında oldukça yaygın olan bir durum: Yemek dağıtıcılığı yapan bir Müslümanın sipariş içinde bulunan içki paketini taşıması meselesi…

Bu örnek üzerinden, metin ile hayat arasında kurulması gereken dengeyi birlikte düşünmeye çalışacağız.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version