Site icon Serbest Görüş

Cumartesi Anneleri İlyas Eren’in akıbetini sordu


Cumartesi Anneleri, 29 yıl önce gözaltına aldıktan sonra kaybettirilen İlyas Eren’in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri/İnsanları,  gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda düzenledikleri eylemin 1096’ncısını gerçekleştirdi. Karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemde 29 yıl önce gözaltına aldıktan sonra kaybettirilen İlyas Eren’in akıbetini sordu.

Açıklamanın basın metnini İHD İstanbul Şubesi Başkanı Jiyan Tosun okudu. Jiyan Tosun, “İlyas Eren, Kulp’un Dêlit (Yeşilköy) köyüne bağlı Rındık mezrasında yaşıyor, geçimini çiftçilikle sağlıyordu. Eren 8 çocuk babasıydı. 1993 yılında köylerinin askerler tarafından yakılması üzerine ailesiyle birlikte Kulp ilçe merkezine göç etmek zorunda kaldı. Daha önce de gözaltına alınan Eren, 20 gün süren ağır işkencenin ardından kalıcı sağlık sorunlarıyla yaşamını sürdürmek zorunda bırakıldı. Korucu olması için baskı ve tehdit altındaydı. 11 Mart 1997 günü, evine dönmek üzere Diyarbakır’daki Kulp yolcu terminaline gitti. Araç beklediği sırada, saat 13.50’de, kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli dört kişi tarafından zorla siyah bir araca bindirilerek kaçırıldı. Bu anlara terminalde bulunanlar ve yanındaki akrabası tanıklık etti. Tanıklar, Eren’in zorla bindirildiği aracın Kulp’taki bir korucuya ait olduğunu ifade etti” dedi.

‘Hükümet yasal tedbirlerin alınmadığını kabul etti’

O günden sonra Eren’den bir daha haber alınamadığını ifade eden Jiyan Tosun, “Ailesi, 17 Mart 1997’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak akıbetinin araştırılmasını istedi. Savcılık, Kulp Cumhuriyet Savcılığı’ndan şikâyetin alınmasını ve sorumluların tespiti için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etti. Ancak bu süreçte etkili bir soruşturma yürütülmedi. İlyas Eren ‘in kaybedilmesi ile ilgili bilgi talebine hiçbir cevabın verilmediğini ifade eden Savcı E. Alper 4 Mayıs 1998 tarihinde Diyarbakır Savcılığından görevleri sırasında ihmali bulunan polisler hakkında işlem yapılmasını istedi. Ancak 1 Eylül 1998 tarihinde söz konusu memurlar hakkında işlem başlatılmasına gerek olmadığına karar verildi. İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Hükümet, mahkemeye sunduğu savunmada etkili yasal tedbirlerin alınmadığını kabul etti; İlyas Eren’in yaşam hakkının ihlal edildiğini teslim etti ve benzer ihlallerin tekrarını önlemek için gerekli adımların atılacağını taahhüt ederek dostane çözüm yoluna gitti” diye belirtti.

‘Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz’

Yapılan başvurulara, kabul edilen ihlallere rağmen gerekli adımların atılmadığını, taahhütlerin yerine getirilmediğinin altını çizen Jiyan Tosun, sözlerini şöyle bitirdi: “İlyas Eren dosyasında etkili bir soruşturma yürütülmedi. Gerçek açığa çıkarılmadı. Sorumlular yargılanmadı. Dosya zamanaşımına terk edildi. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne verdiği taahhütleri derhal yerine getirmelidir. Başta İlyas Eren dosyası olmak üzere tüm zorla kaybetme vakalarında etkin, bağımsız ve sonuç alıcı soruşturmalar yürütülmelidir. Zamanaşımı engeli kaldırılmalı, cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin; İlyas Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Eylem karanfillerin Galatasaray Meydanı’nda bulunan bariyerlerin arkasına atılmasıyla son buldu.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version