Serbest Görüş

Cezaevlerinde hak ihlalleri sürüyor: İGK kaldırılmalı, hasta tutsaklar bırakılmalı


Sürece rağmen cezaevlerinde keyfi uygulamalarla hak ihlallerinin artığını belirten yeni tahliye olan Betül Yaşar, ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı, İdare ve Gözlem Kurulları kaldırılmalı’ dedi 

İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde sayıları 15 bini aşan siyasi tutsaklar ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya kalırken, aralarında yüzlerce kadın tutsağın da bulunduğu 651’i ağır olmak üzere toplam bin 517 hasta tutsak tahliye edilmeyi bekliyor. İdare ve Gözlem Kurulları’nın (İGK) “pişmanlık” dayatmalarıyla infaz yakma uygulamaları ve hasta tutsakların tedavi hakkının engellenmesi ise vicdani bir krize dönüşmüş durumda.

Cezaevinde yaklaşık iki yıl kaldıktan sonra 19 Şubat’ta tahliye edilen Gîyadîn (Diyadin) Belediyesi eski Eşbaşkanı Betül Yaşar, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Betül Yaşar, cezaevinde kaldığı süre zarfında keyfi uygulamalarla sık sık karşılaştıklarını ve bunun tutsakların üzerinde ciddi bir psikolojik baskı yarattığını söyledi.

‘Revire çıkmak için defalarca dilekçe yazılır mı?’

Hasta tutsakların tedavi hakkına erişimde ciddi sorunlar yaşadığını ifade eden Betül Yaşar, “Bir revire çıkmak için defalarca dilekçe yazılır mı? Defalarca sözlü beyanda bulunulur mu? Defalarca müdürlükle, gardiyanla görüşülür mü? Görüşülüyor. İnsanlar orada sağlık haklarına erişemiyor. Mesela revire gittim, revirde çözüm bulunamadı, hastaneye sevk olur ama sevkler keyfi bir şekilde iptal ediliyor” şeklinde konuştu.

‘30 yıldan sonra bir insanı cezaevinde niye tutmaya çalışıyorsun?’

Cezaevlerinde kurul kararlarıyla tutsakların tahliyelerinin ertelendiğini dile getiren Betül Yaşar, bu durumun hukuki dayanağının olmadığını kaydetti.

İdare ve Gözlem Kurullarının hukuki yanının olmadığını belirten Betül Yaşar, “Amacı, orada tutabildiği kadar tutmaktır. 30 yıldan sonra bir insanı cezaevinde niye tutmaya çalışıyorsun? Bunun sebebi düşmanca politikadır. Bu nasıl bir düşman hukukudur? Yani bu insanın 30 yılı zaten cezaevinde geçmiş. Sen hala bu insanın keyfi, hukuka dayanmayan gerekçelerle cezasını erteliyorsun” diye ifade etti.

‘Keyfi uygulamalara hakları kısıtlıyor’  

Cezaevinde uzun süredir tutulan ve ciddi sağlık sorunları yaşayan hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Betül Yaşar, keyfi uygulamaların sağlık haklarını ciddi şekilde engellediğini belirterek, “Mevcut durumda buna bakıldığında böyle bir imkan yok. Sürece daha yeni bir adım atılması gerekiyor. Normal hukuki süreçler işletilmiyor. Bu noktada idare gözlem kurullarının keyfi kararları, infaz yakmaları, 30 yıldır cezaevinde kalan insanların hala cezaevinde tutulması, hasta tutuklulara idarenin keyfi uygulamaları, sağlık hakkına erişim noktasındaki engellerin artık hesabı yok. Keyfi verilen disiplin cezaları bir yerde bu durumu derinleştiriyor. Bu hükümetin en kısa zamanda doğru temelde adım atması gerekiyor” diye konuştu.

‘Hak ihlalleri son bulmalı’  

Kürt halkının yıllardır onurlu bir yaşam için mücadele ettiğini ve direndiğini kaydeden Betül Yaşar, sürece yönelik adımların tek taraflı olmaması gerektiğini vurguladı. Betül Yaşar, son olarak şunları söyledi: “Kürt halkı yıllardır mücadele ediyor ve yıllardır onurlu bir yaşam için direniyor. Bugünden sonra da direnir. Ama bir masada oturup bir süreç işleniyorsa, bu sürece yönelik adımların sadece tek taraflı olmaması gerekiyor. İki taraflı sorumluluk gerektiriyor ve en başta da zindanlara yansıması gerekiyor. Bunun için de süreç dışında, toplumun güvenini kazanacak, toplumun bu sürece olan bağlılığını geliştirecek ve güçlendirecek, herhangi bir yasa gerektirmeyen hızlı adımlar atılmalı. Zindanlardaki hak ihlalleri de artık son bulmalı.”

Haber: Büşra Turan / JINNEWS 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version