AKP’nin hazırladığı öğrenci affı tasarısının eşitsizlikler içerdiğini söyleyen Eğitim-Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, eğitim alanında yapılması gereken yasal düzenlemelerin politik amaçlarla kullanılmasının önüne geçilmesi ve affın kapsayıcı olması gerektiğini söyledi
Duygu Kıt
Yükseköğrenimini çeşitli nedenlerle yarıda bırakmak zorunda kalan öğrenciler için beklenen öğrenci affı düzenlemesi, Meclis gündeminde yeniden tartışılıyor. İktidar devamsızlık, pandemi, afet gibi gerekçelerle ara vermek zorunda kalan gençler için bir af sağlanmasına yönelik çalışma yürüttüklerini açıkladı. Hazırlanan taslak, yükseköğrenimini 1 Temmuz 2021’den sonra yarıda bırakmış veya ilişiği kesilmiş öğrencilerin yeniden okula dönebilmesine ilişkin düzenlemeler içerecek. Eğitim sendikaları ise söz konusu affın kapsamlı değil geçici olduğunu, ayrımcı yaklaşımlar içerdiğini belirterek düzenlemeye tepki gösterdi. Bugüne kadar çıkarılmış olan öğrenci aflarının bilimsel bir değerlendirme süreci üzerine oturmadığını ve ciddi sorunlar yarattığını kaydeden Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Sekreteri Zülküf Güneş af tartışmalarını gazetemize değerlendirdi.

‘Af bir çözüm değil yatırım’
Öğrencilerin eğitim hayatından kopmasına yol açan temel nedenlerin ortadan kaldırılmadan yapılacak her affın sorunları ötelemenin ötesine geçmeyeceğinin altını çizen Güneş, “Birkaç yılda bir af çıkarılması, yükseköğretim sisteminin planlama ve istikrar sorununu da derinleştirmektedir” dedi. Güneş, devamında sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de öğrenci affı uygulamalarının neredeyse tamamı seçim süreçlerine yakın dönemlerde gündeme getirilmiştir. Söz konusu düzenlemelerin eğitim politikası çerçevesinde değil, kısa vadeli siyasi hesaplarla ele alındığı aşikârdır. Öğrencilerin eğitim hakkı gibi önemli bir mesele, seçim dönemlerine sıkıştırılan popülist düzenlemelerle ele alınamayacak kadar ciddi ve kapsamlıdır. Üniversiteler açısından öğrenci sayılarının öngörülemez biçimde artması; ders, laboratuvar, staj ve akademik kadro planlamasını zorlaştırmaktadır. Ancak bu tartışmalar yapılırken öğrencilerin içinde bulunduğu ağır toplumsal koşulların göz ardı edilmesi de ayrı bir sorun yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘Af sürecinde ayrımcılık var’
Öğrenci affı düzenlemelerinde en tartışmalı konulardan biri, “belirli suç’’ kategorilerinin kapsam dışında bırakılması oldu. “Barışçıl ifade ve örgütlenme faaliyetleri nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılan öğrencilerin kapsam dışında bırakılması, özgür üniversite idealine ciddi biçimde zarar vermektedir” diyen Güneş bu duruma ilişkin şunları paylaştı: “Özellikle kayyım atmamaları, 19 Mart İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası yaşanan eylemler, Rojava’ya dönük saldırılar, laiklik savunusu gibi politik ve toplumsal sorunlara duyarlılık göstererek üniversitelerde barışçıl protestolara katıldıkları için ‘terör’ suçlamasıyla disiplin soruşturmasına uğrayan ve eğitim hakkından mahrum bırakılan çok sayıda öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilerin af kapsamı dışında tutulması, üniversitelerde düşünce ve ifade özgürlüğünün giderek daraldığı bir ortamda, gençlerin geleceğe dair umutlarını daha da zayıflatmaktadır. Üniversiteler, farklı düşüncelerin özgürce ifade edildiği, eleştirel düşüncenin geliştiği ve toplumsal sorunların tartışılabildiği demokratik mekânlar olmak zorundadır.”
‘Eğitimi önceleyen politikalar şart’
Öğrenci affı tartışmalarının, yalnızca geçmişte eğitim hakkını kaybeden öğrencilerin geri dönüşünü değil, aynı zamanda yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmasını engelleyecek yapısal düzenlemeleri de içermesi gerektiğinin altını çizen Güneş önerilerini şöyle sıraladı: “Öğrencilerin barınma, beslenme ve ulaşım sorunlarını çözecek kamusal sosyal politikalar güçlendirilmelidir. Burs ve kredi sistemleri öğrencilerin insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeye çıkarılmalıdır. Disiplin yönetmelikleri ifade özgürlüğünü güvence altına alacak şekilde demokratikleştirilmelidir. Barışçıl demokratik faaliyetler nedeniyle eğitim hakkı engellenen öğrencilerin üniversiteye dönüşünün önü açılmalıdır. Yükseköğretim politikaları, öğrencileri sistemin dışına iten değil, eğitim hakkını güvence altına alan bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.”
Güneş, son olarak şunları söyledi: “Gençlerin ihtiyacı olan şey, eğitim hakkını güvence altına alan, üniversiteleri demokratik ve özgür tartışma alanları haline getiren, kamusal sorumluluğu merkeze alan bütünlüklü bir yükseköğretim politikasıdır. Üniversiteler ancak bu koşullar altında gerçekten özgür, bilimsel ve toplumsal sorumluluk taşıyan kurumlar haline gelebilir. Öğrencilerin geleceği ise af gibi dar kapsamlı ve geçici düzenlemelere değil, özgür, eşit, bilimsel ve demokratik bir eğitim sisteminin kurulmasıyla çözülecektir.”
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***