Site icon Serbest Görüş

65 yıllık tanıklık: Newroz kültür ve direniştir


Altı yaşından bu yana tanıklık ettiği Newroz’ları anlatan 71 yaşındaki Meryem Erbey, ‘Newroz bizim için kültür ve direniştir. Newroz ateşini yakmamak Kürtlükten, her şeyden vazgeçmek demektir’ dedi

Kürt halkı için direniş ve yeniden doğuşun simgesi olan Newroz, yıllar boyunca yasaklara ve müdahalelere rağmen günümüze dek kutlanmaya devam etti. Özellikle 1990’lı yıllarda baskı, engelleme, gözaltı ve katliamlara rağmen mahalle aralarında yakılan ateşler, bugün milyonları bulan kitlesel kutlamalara dönüştü.

71 yaşındaki Meryem Erbey, 6 yaşından bu yana (65 yıl) Newroz kutlamalarına tanıklık eden isimlerden biri.

Hazırlıklar bir ay önceden başlardı

Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesine bağlı Kanka köyünde yurtsever bir ailede dünyaya gelen Meryem Erbey, köydeki Newroz kutlamalarının baharın başlangıcıyla başladığını, hazırlıkların ise bir ay önceden yapıldığını söyledi. Meryem Erbey, “Köyde büyüklerimiz Newroz’a bir ay kala eşek ve katırlarla Êwist Ağacı’nı (yabani ardıç)  toplarlardı. Bu ağaçlardan da bugünün meşalesi (Xitir) yapıyorlardı. O zamanlar 6 yaşlarında olduğum için buna anlam veremiyordum. Köydeki gençler günler öncesinden hazırladıkları meşaleleri yakıp, en yakın tepe ve dağlara gidiyorlardı. Meşaleleri sönene kadar da dönmüyorlardı. Küçükler ve yaşlılar meşale taşıyamadığı için o dönem siyah naylon ayakkabıları bir sopanın ucuna takıp, kendi meşalemizi yapıyorduk. Hatta Newroz kutlamak için evlerden siyah ayakkabı çalıyorduk” diye belirtti.

Kutlamalar 3 gün sürerdi

O dönem gençlerin köydeki evleri dolaşarak cer (testi) topladıklarını söyleyen Meryem Erbey, “Bu cerler eve su taşımak için kullanılırdı. Gençler topladıkları cerleri kırarak, Zalim Dehak’ın başını parçaladıklarını söylerlerdi. Newroz sabahını ise heyecanla beklerdik. Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle ayrı ayrı pikniğe giderlerdi. Çeşit çeşit yemekler pişirilirdi ve gün oyunlar oynanarak, halaylar çekilirdi. Biz çocuklar bir anlam veremezsek de çok eğlenirdik. Mart ayı ile birlikte dört gözle Newroz’u, meşalelerin yakılmasını beklerdik. Kutlamalar 3 gün sürerdi. Newroz gecesi meşale yakılır, Newroz günü cer kırılır ve son üçüncü gün ise piknik yapılırdı” dedi.

Baskılara rağmen Newroz ateşi sönmedi

Ailesiyle birlikte 1975 yılında Mersin’e göç eden Meryem Erbey, köydeki kültürü buraya da taşıdıklarını ve Newroz’u kutlamaya devam ettiklerini söyledi. Kürt özgürlük mücadelesiyle birlikte Newroz’un daha da anlamlaştığını dile getiren Meryem Erbey, “Öncesi sadece bir şölen olduğunu düşünüyorduk. Ancak mücadeleyle Newroz’un gerçek anlamının farkına vardık. Artık Newroz’a 20 gün kala kutlama için araba tekellerini toplamaya başladık. Newroz gecesi mahallenin her tarafında topladığımız tekelleri yakıyorduk. O dönem sıkı bir dönem olduğu için korku da vardı. Ancak Newroz ateşini yakmaktan vazgeçmedik. Tekelleri ateşe verdikten sonra evlerimize kaçardık.  Mahallelerde polislerin devriyesi artardı. Tüm baskı ve engellemelere rağmen Newroz’u kutlamak için bir yol bulunur ve o ateş yakılırdı. Tandırda ekmek yapmak bahanesiyle tekelleri tandıra yerleştirip orada yakarak kutlama yapardık. Ateş yakılmadığında sanki bir eksiklik vardı. Newroz bizim için bir kültürdür. Newroz ateşini yakmamak demek Kürtlükten, her şeyden vazgeçmek demektir” diye belirtti.

Pandemi dönemi

6 yaşından bu yana her Newroz’a katıldığını söyleyen Meryem Erbey, şöyle devam etti: “Pandemi döneminde kimse kimseyi ziyaret etmiyordu ve alanlarda Newroz kutlaması yapılmadı. Covit-19’a yakalanmamdan dolayı 21 Mart’ta yatağımdaydım. Ama Newroz gelmiş ve kutlama yapmadan edemezdim. Koşullardan kaynaklı damda Newroz ateşini yaktım. Ben, eltim ve kızım Newroz ateşi etrafında şarkı söyleyerek, halay eşliğinde zılgıt çektik. Komşular  ‘Meryem deli olmuş’ dedi. Ne yaptığıma anlam vermiyorlardı. Kutlama yaptıktan sonra ateşim tekrar çıktı ve ‘beni hastaneye götürün’ dedim. Newroz bizim için bir direniş ve kültürdür.

 Katılım çağırısı

Mersin’de 22 Mart günü Tırmıl Meydanı’nda miting olacak. O gün 7’den 70’ e herkes Newroz alanına akmalıdır.  Newroz ateşini bedeniyle harmanlayanlara borçluyuz. Newroz’umuza sahip çıkalım. Bu Newroz barış, kardeşliğe vesile  olsun. Önderliğin fiziki özgürlüğüne vesile olsun.”

Haber: Mehmet Güleş / MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version