Site icon Serbest Görüş

Ulutürk: Barış pazarlık konusu olmamalı


Barış Akademisyeni Osman Ulutürk, Meclis Komisyonu’nun ortaya koyduğu ortak çerçevenin önemli olduğunu belirterek, ‘Asıl belirleyici olan Meclis’in yasal düzenlemeleri yapmasıdır. Barış, bir pazarlık konusu olmamalıdır’ dedi

Kürdistan’daki kentlerde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve devreye konulan çatışma politikasına karşı 11 Ocak 2016’da yayımlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisinin imzacılarından Doç. Dr. Osman Ulutürk, ortak raporun önemli bir yol gösterici olduğunu söyledi. Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuyu değerlendiren Osman Ulutürk, “Eğer Meclis’te yasal düzenlemeler yapılmazsa komisyonun çalışması anlamını yitirir. Önce siyasal uzlaşma ve yasa zemini oluşturulmalı; barış pazarlık konusu yapılmamalıdır” dedi.

Osman Ulutürk, önceki süreçte toplumun ikna edilmeye çalışıldığını, bu kez ise siyasi partiler ve gruplar arasında yasa hazırlığına dönük bir mutabakatın esas alındığını belirterek, “Bu yaklaşım ayakları yere basan bir süreçtir” ifadesini kullandı.

Demokratikleşme vurgusu  

Sorunun yalnızca “Kürt sorunu” başlığıyla ele alınmasının çerçeveyi daralttığını ifade eden Osman Ulutürk, “Demokratikleşme ve insan haklarına saygılı bir düzen kurulduğunda Kürt sorunu da bunun içinde çözülecektir” diye belirtti. Sürecin provokasyonlara açık olduğunu vurgulayan Osman Ulutürk, eleştirilerin dahi pozitif bir dille yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Negatif söylemler süreci sekteye uğratır. Toplumun tüm kesimlerinin sahiplenmesi hayati” dedi.

‘Meclis kapsayıcı adımlar atmalı’ 

Silahsızlanmanın sembolik adımlarının atıldığını, bunun gerçek bir silahsızlanmaya dönüşmesi için yasal altyapının zorunlu olduğunu ifade eden Osman Ulutürk, buna dair Meclis’in kapsayıcı adımlar atması gerektiğini dile getirdi. Sürecin demokratik bir zeminde yürütülmesi için Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunu belirterek, “Bu kararlara uyulmadan demokratikleşme olmaz. Bu nedenle özellikle şu anda hapishanede hükümlü ve tutuklu olarak yer alan siyasilerin öncelikle AYM ve AİHM kararlarına uyarak serbest bırakılması gerekir. Bu kararlara uyulmadan sürecin başarıya ulaşmaz” diye konuştu.

‘Umut hakkı tanınmalı’ 

AİHM’in verdiği “umut hakkı” ihlalinin tanınması için yasal düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Osman Ulutürk, Abdullah Öcalan’ın da bu haktan yararlanmasının ilerleyen aşamalarda mümkün olabileceğini belirterek, “Abdullah Öcalan’ın çalışma koşulları iyileştire bilinir. Ama mutlaka umut hakkı tanınmalıdır. Adımları da dikkatli atmak gerekir” ifadelerini kullandı.

‘KHK’ler kaldırılmalı’  

OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararnamelerin (KHK) kalıcı hale gelmesinin demokratik toplum düzenine aykırı olduğunu belirten Osman Ulutürk, Barış Akademisyenleri başta olmak üzere tüm KHK mağdurları için adil bir çözüm çağrısı yaptı. İdare ve istinaf süreçlerindeki çelişkilere değinen Osman Ulutürk, Danıştay kararlarına rağmen bazı mahkemelerin direnç gösterdiğine dikkat çekti. Yaklaşık 140 bin kişinin KHK’lerle ihraç edildiğini, 420 Barış Akademisyeninin üniversitelerden uzaklaştırıldığını hatırlatan Osman Ulutürk, komisyon raporunun bu başlığa daha açık değinmesi gerektiğini belirtti.

‘Toplum süreci sahiplenmeli’

Sürecin başarıya sona erebilmesi için dikkatli adımlar atmak gerektiğini dile getiren Osman Ulutürk, “Toplumun çeşitli kesimlerinin ve kurumlarının da bu süreci sahiplenmesi gerekir. Negatif yaklaşımlarla bu sürecin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bir yıldır çatışmasız bir ortam devam ediyorsa bu büyük bir kazanımdır. Bu büyük kazanımın sürebilmesi, barışın ve kardeşliğin yeniden kurulabilmesi için tüm kurumların buna sahip çıkması gerekir. Toplumda genel kanı anayasa değişikliği yapılacak üzerine. Evet, anayasada kimi değişikliklerin yapılması gerekir. Ama yapılacak olan anayasa değişikliklerinin, örneğin Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi kapsamında yeni birtakım haklar sağlayacak yönde olmaması gerekir. İkinci dönemini sürdüren Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesi konusunda bir anayasa değişikliği dayatılırsa, bu sürecin yürütülmesi ve başarıyla devam etmesi konusunda toplum buna tepki gösterir. Bir pazarlık konusu olmadan bu sürecin sonuçlandırılması ve kurumların, basının, devletin, siyasi partilerin ve yargı organlarının tamamının buna olumlu yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Barış, bir pazarlık konusu olmamalı” şeklinde konuştu.

Haber: Mehmet Güleş / MA 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version