Site icon Serbest Görüş

Süryanice yok olmanın eşiğinde: Anadillerinde eğitim görmelerini sağlamalıyız


Tehlike altındaki dillerden olan Süryanicenin okutulduğu tek bir anaokul bulunuyor. SÜDEF Başkanı Evgil Türker, anadilde eğitimin önemine işaret ederek, ‘Okul açmazsak kaybolup gideriz’ dedi 

Mezopotamya coğrafyasının en kadim halklarından biri olan Süryanilerin dili yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’deki yok olmuş veya yok olma tehlikesi altında 18 dil/lehçe bulunuyor. Süryanice de bunlardan birisi.

Türkiye’de 15 bin ila 20 bin arasında Süryani’nin yaşadığı tahmin ediliyor.  Yaklaşık 15 bin Süryani, İstanbul ve çevre kentlerde, diğerleri ise Mêrdîn ve Şirnex’teki Turabdîn Bölgesi’nde yaşıyor.

20 bin Süryani ve tek bir okul 

Süryanilerin son okulu, 1928’de Mêrdîn’de kapanmıştı. İstanbul Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi Vakfı, 2013 yılında anaokul açmak için girişimde bulundu. Ancak bu girişim Milli Eğitim Bakanlığı’nın engeline takıldı.

Ankara 13. İdare Mahkemesi, Süryanilerin okul açmasına izin vermeyen bakanlığın kararını iptal etti. Süryaniler, bunun üzerine 2014’te Mor Efrem Süryani Anaokulu açarak, Süryanice eğitime başladı.

Süryanicenin okutulduğu başka bir okul bulunmuyor. Ancak bazı kilise ve manastırlarda Süryanice dersleri veriliyor.

Süryanilerin örgütlü olduğu tek yer ise, Mîdyat’ta bulunan Süryani Dernekler Federasyonu (SÜDEF). Ancak 8 derneğin bir araya gelerek kurduğu federasyonda da dil öğretilmiyor.

Federasyonun başkanlığını yapan Evgil Türker, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nün yıl dönümü dolayısıyla Süryanicenin durumu ve çözüm önerilerini değerlendirdi.

‘Süryanice ciddi bir tehlike yaşıyor’ 

Süryanicenin köklü dillerden birisi olduğuna vurgu yapan Evgil Türker, “Süryanice Irak, İran, Suriye, Lübnan, Türkiye’nin hemen hemen her yerine yayılmıştı. Birçok dile de kaynaklık yaptı. Arapça’ya önemli katkıları vardır. Ama maalesef bugün baktığımızda Süryanice ciddi bir tehlike yaşıyor” dedi.

Arapçanın hakim olmasıyla birlikte Süryani konuşan birçok kişinin Arapça konuşmaya başladığını söyleyen Evgil Türker, “Suriye’de olsun, Lübnan’da olsun, Irak’ta olsun, Türkiye’nin bazı yerlerinde olsun; dil (Süryanice) Arapçayla değişti. Maalesef bugün birçok Suriyeli Süryani -yüzde 80’i diyebilirim- Arapça konuşuyor. Yani ana dilleri Arapçaya dönmüş” diye kaydett.

Midyat’ın hakim dili Süryaniceydi’

Evgil Türker, “Türkiye coğrafyasını ele aldığımızda, Botan bölgesinde en güçlü konuşulan dildi. 80’li yılların ortalarından itibaren Süryani göçü çoğaldıkça dil de gittikçe zayıfladı. Midyat’ta iyi hatırlıyorum; 150-200 yıllık Kürtler vardı. Onlar dahi Süryanice konuşuyorlardı. Midyat’ın hakim dili Süryaniceydi ancak bugün maalesef öyle değil. Yani okullarda Süryaniceyi konuşurduk. Çarşıda, sokakta hakim bir dildi ama bugün maalesef o önemini kaybetti. Eskiden medrese sistemi vardı. Hepimiz orada öğreniyorduk. O da zayıfladı. Bir de manastırlar vardı. Teoloji, felsefe, matematik, dil, edebiyat… günümüze kadar bu dili taşıyan manastırlardı. Göçten sonra bunlar da zayıflamaya başladılar. Bugün bir Midyat ve çevresi, bir de Suriye’de konuşuluyor” şeklinde konuştu.

‘Türkiye’de 2013’e kadar resmi anlamda bir okulumuz kalmamıştı’

Lozan Antlaşması’nın imzalandığı dönemde Süryanilerin kırımdan geçirildiğini söyleyen Evgil Türker, “Öldürüldüler, bir sürü kişi başka yerlere göç etti. Bazıları da kimliğini kaybetti. Antlaşmayla Türkiye’de Müslüman olmayanlar azınlık statüsüne sokuldu. 1928’e kadar Süryani okulları vardı. O da kapandı. O zamandan sonra Türkiye’de herhangi bir okulumuz kalmadı resmi anlamda. Gidip soran da olmadı. Bunu araştıracak, bu hakkı talep edecek kimselerimiz de yoktu. Ta ki 2013’e kadar. Ankara’da Süryaniler’in de azınlık statüsünde olduklarına dair bir karar verildi ve okul açıldı. Türkiye’de başka bir okulumuz yok” dedi.

‘Çocuklarımız kendi arasında Türkçe konuşuyor’

Süryanicenin yok olmaması için bir mücadele verilmesi gerektiğini kaydeden Evgil Türker, “Rojava’da bu mücadele verildi. Türkiye’de aslında bazı girişimler oldu, olmadı değil. Oturup tartıştık da. Belli bir plana, programa koyamadık. Bunu er ya da geç yapmamız gerekir. Süryanice’nin en güçlü olduğu bölge Turabdin Bölgesi. Maalesef çocuklarımız kendi aralarında Türkçe konuşuyorlar. Ben 72’de okula başladığımda tek bir kelime Türkçe bilmiyordum” diye kaydetti.

‘Anadillerinde eğitim görmelerini sağlamalıyız’

Kilise vakıfları, sivil toplum kuruluşları ve yurt dışındaki Süryani kurumlarının ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğini ifade eden Evgil Türker, “Bizim en öncelikli görevlerimizden biri olması lazım. Yoksa Süryanilerin en yoğun Süryaniceyi kullandıkları yerde bile -kaç yıl sonra bilemeyiz- ciddi bir tehlike var. Ya bir okul kuracağız Midyat merkezde. Böyle bir okul oluşturup, çocuklarımıza kendi anadilleriyle eğitim görmelerini sağlamamız gerekiyor. Yoksa kaybolup gideriz” diye konuştu.

‘DEM Parti’nin belediyeleri bunun üzerine durmaları gerekir’ 

Devlete ve yerel yönetimlere de bu noktada kimi sorumluluklar düştüğünü belirten Evgil Türker, “Devletin yapması gerekenler var. Madem vatandaşız, madem bu hakkımız var, maden ‘Lozan en önemli anlaşmalarımızdan biri’ deniliyor; o zaman bu anlaşmaya sahip çıkması gerekir. Yani bu okulları finanse etmesi gerekir. Bizim bir sorunumuz da budur. Milli Eğitim Bakanlığı’na bütçe ayrılıyorsa, buna da bütçe ayırmaları gerekir” dedi. Evgil Türker, şöyle devam etti:

“Yerel yönetimlere de görev düşüyor. Yerel yönetimler de bunu desteklemesi gerekir. Mesela 2014-2015’de ‘çok dilli belediyecilik’ güzel bir slogandı. Belki bazı yerlerde bazı adımlar atıldı. Daha sonra bunlar durdu. Tabii farklı durumlar gelişti. Kayyumlar oluştu. Onlar olmasaydı belki biraz daha bir sıçrama olabilirdi. Kürt hareketi, daha doğrusu DEM Parti’nin belediyeleri bunun üzerine durmaları gerekir. Çok dilli belediyecilik önemlidir. Ki bölgemiz çok dillidir. Midyat’ta 4 dil konuşuluyor.”

Haber: Azad Altay \ MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version