Site icon Serbest Görüş

‘Seyyar giyotin’ iş başında; ‘adalet’ başka bahara!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

‘Seyyar giyotin’ benzetmesi CHP lideri Özgür Özel’e ait… Geçtiğimiz günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek için kullandı. Gürlek yargının en çok sivrilen ismiydi. Rehberi Anayasa ve kanunlar değildi. ‘Adalet’ diye bir derdi hiç olmadı. Ne yapacağını, nasıl yapacağını Ankara belirledi. Nerede operasyon yapılacaksa sahaya sürüldü. Oradan oraya dolaştı. Bir ara Adalet Bakan yardımcısı bile oldu. İstanbul’da ihtiyaç vardı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun defterinin dürülmesi gerekiyordu. Apar topar bu şehre gönderildi. Çünkü başkası bu kadar hukuksuzluğu kaldıramıyordu!

Ankara siyasi operasyon yapacak savcı bulmakta zorlandı. Gürlek sadece seyyar değil, aynı zamanda ‘gönüllü’ giyotindi. Adaletin celladıydı. ‘Seyyar giyotin’ yerinde ve isabetli bir tespit… Adaletin kılıcı olsaydı, kestiği parmak acımazdı. Fakat o ‘zulmün giyotini’ olmayı seçti.

Bir ara aynı misyonu üstlenen İrfan Fidan vardı. Ne yaptığının farkındaydı. Sahayı çabuk terk etti. Anayasa Mahkemesi üyesi oldu, sessizliğe gömüldü. Yaptıkları ne unutuldu ne de sıfırlandı. Hatırlanacağı ve dünüyle hesaplaşacağı gün gelecek. Kaçış yok; hem bu dünyada, hem ötede mizana çıkacak. Zulüm kimin yanına kar kalmış ki…

Akın Gürlek İstanbul’da yaptığını bütün ülke sathına yayacak. ‘Türkiye Başsavcısı’ nitelemesi doğru. Giyotinin başsavcı olduğu bir ülkede adaletten, hukuktan söz edilebilir mi? AKP’nin ‘adalet’ diye bir derdi yok. Erdoğan’ın tek hedefi koltuğunu korumak ve iktidarda bir gün daha fazla kalabilmek. Gürlek, Erdoğan’ın ‘seçim hesaplarının bakanı…’

Akın Gürlek’in operasyonlarıyla seçim kazanılabilir mi? Hesap tutar mı? Toplum ‘adaletsizliğe, hukuksuzluğa’ pirim verir mi? Bugüne kadar görmezden geldi. Cüzdan, vicdanı yendi. Şimdi cüzdan isyanda… Vicdan ise belirsiz.

CHP’li belediyelere dönük operasyonlara halk desteği zayıf. İmamoğlu’nun diplomasının 35 yıl sonra iptal edilmesinin izahı olabilir mi? Silivri’ye gönderilmesinin siyasi değil de hukuki olmadığına kim ikna olur? ‘AKPerestler’ dışında tabii!

Onca yanına ve tek yanlı propagandaya rağmen toplum ‘yolsuzluğa, usulsüzlüğe’ ikna edilemedi.

Erdoğan neden Gürlek’i ‘bakan koltuğuna’ oturttu? Çünkü başka çıkışı ve çaresi yok. Olağan ve normal bir iklimde seçim kazanması imkansız. 23 yılın sonunda ülkeyi getirdiği yerin AKP’lileri bile memnun etmesi mümkün değil. Ne din kaldı, ne diyanet… ‘Dindar nesil’ projesi yerle bir…

İçeriden bir ses Bülent Arınç, “İnsanlar namazı bırakıyor, başörtüsünü çıkarıyor!” tespiti ve itirafında bulundu. Dinden soğumanın nedeni Erdoğan politikalarından başkası değil. Sorumluluk ve vebal onun omuzlarında.

Gürlek’le seçim kazanmak da sanıldığı gibi pek kolay değil. Aksine hesabın geri tepme olasılığı söz konusu. “Toplum aziz millet olmaktan çıktı!” ama vicdan da bir yere kadar sessiz kalabilir. Nasıl, “Soğan ekmek yerik, Reis’i yedirmeyik!” zihniyeti günün sonunda iflas etti ve cüzdan ayaklandıysa, vicdan da sandıkta “Yeter artık!” diyerek ‘son sözünü’ söyleyebilir ve bu sürpriz olmaz…

Adın Gürlek tam da AKP ve Erdoğan’a yakışan ‘siyasi final’ gibi geliyor bana. Devri zulmün vedası ancak Gürlek gibi bir isimle olurdu. Abdülhamit Gül veya Yılmaz Tunç ‘sözde’ bakandı. Göstermelik, vitrin süsü isimlerdi. Abdülhamit Gül’ün, “Ben Adalet Bakanı falan değilim, elimden bir şey gelmez!” sözünü duymayan kalmadı. Doğruydu. Açıklamalarıyla icraatları arasında uçurum vardı.

Yılmaz Tunç farklı mıydı? Bilmiyor muydu, hukukun, adaletin tesis edilemediğini? ‘Hukuk devleti’ diyerek günü ve zevahiri kurtarmaya çalıştı. Sonunda siyasetin çöplüğüne atıldı. Onun da kendi dönemiyle yüzleşeceği zaman gelecek.

Ali Yerlikaya, koltuğunu Mustafa Çiftçi’ye teslim etti.

Ali Yerlikaya, ‘büyük’ kaybetti!

İki bakanlı kabine revizyonunda asıl ‘büyük kaybeden’ isim ise Ali Yerlikaya oldu. Kendince görkemli ve ‘dronlu’ operasyonlarla koltuğunu koruyacağını sandı. Erdoğan’ın gözünden düşmemek için her türlü pespayeliğe imza attı. Zulmün sembol isimlerinden biri oldu. Hukuku bile bile çiğnedi. Hayrını gördü mü? Koltuğunu koruyabildi mi? Kapının önüne kondu. Bülent Turan’a yerildi. Bir hiçe dönüştü. Gayrı bir ‘sabık bakan’… Koltuğunu devredeceği gün bile Meclis’te son akşam yemeğini yerken yalnızdı. Tabloyu İYİ Parti’den Lütfi Türkkan paylaştı.

Siyasette ve bürokraside ‘emekli ile rahmetli’ arasındaki çizgi çok incedir. Koltuk gitti mi her şey gider. Yerlikaya hem kendine yazık etti, hem ülkeye! Oysa ‘hukuk ve adalet’ diyerek, kişiliği gibi sakin kalarak tarihe geçebilirdi. O potansiyeli vardı. Bir ‘kavga adamı’ değildi. Yerlikaya için de söylemeliyim, o da dönemiyle yüzleşecek. Yaptığı kesinlikle yanına kar kalmayacak. Kaçışı yok.

Akın Gürlek öylesine olağanüstü şartların bakanı ki yemin töreni arbede çıkardı. Var mı başka bakan? Yemin ederken milletvekillerinin tepkisi ve öfkesiyle karşılaşan? Hayır, yok… Siyasette geçmiş ne olursa olsun, “Taç giyen baş akıllanır!” diye düşünülür ve beyaz sayfa açılır. Gürlek zerre kadar umut vermedi. Zaten ‘çiçeği burnunda bakan’ sıfatıyla yaptığı açıklamalar ‘hukuksuzluğun’ nasıl politika haline geleceğini gösterdi.

Hapishane şartlarını daha da ağırlaştıracağını ilan etti. Şu an zaten hapishaneler AKP zindanına dönüşmüş durumda. Orta çağ zindanları gibi. Tecrit hat safhada… Avukat mahpus görüşüne sınırlamalar getirilecekmiş. Gürlek’ten ne beklenirdi ki!

1973’de dönemin kudretli generali Faruk Gürler, cumhurbaşkanlığına aday olmuştu. Ordu her türlü ağırlığı koydu. Milletvekilleri tehdit edildi. Daha ilk turda seçimi kaybetti. Can Yücel, “Kara kaşlı bir bulut geldi / Gürledi ama yağmadı değil / Yağmadı ama gürledi gitti.”

Erdoğan’ın Gürlek’le seçim kazanma hesabı olabilir. Ama kaderin de bir hesabı var. Bir bakarsın tarih tekerrür eder, Akın Gürlek yağmadan gürler gider. Gürlek, Erdoğan’ın eline ayağına dolaşır. Bu ihtimal hiç az değil.

Ben Akın Gürlek’in ‘bakan olmasından’ şikayetçi değilim. Hukuksuzluk ve adaletsizlik ete kemiğe büründü ve daha görünür hale geldi. Abdülhamit Gül ve Yılmaz Tunç gibi isimler bir perdeydi. Bakarsınız AKP tabanının gerçeği görmesine, adaletsizliği fark etmesine vesile olur.

Bir ara AKP’den milletvekilliği yapan Hüseyin Kocabıyık’ın tespitine de itirazım yok; “Akın Gürlek’in resmine bakıyorum. Adam bir karikatüre benziyor. Tayyip Erdoğan koca Türkiye’de Adalet Bakanlığı yapacak başka birini bulamamış mı diye düşünüyor insan. Yazık bu ülkeye yazık…! Şartlar değiştiği gün ülkemizin anayasasına meydan okumaktan yargılanacak birisi nasıl Adalet Bakanı yapılır?” 

Çaresizlik insana her şeyi yaptırır. Kaderiyle bile savaştırır…! Erdoğan’ın Gürlek hesabının tutacağını sanmıyorum. Bir devir kapanmak üzere. Günün sonunda elde yalnızca Gürlek’in zulüm dosyaları kalır…

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version