Rojava izlenimlerini anlatan Viyana Eyalet Meclis Üyesi Heidemarie Sequenz, ‘Rojava modeli ölürse, bölgedeki derin ataerkil yapıların yakın gelecekte değişebileceğine dair umut da ölür. Rojava, kadınlara özgürlük ve eşitliği yalnızca kâğıt üzerinde değil, günlük yaşamda sundu’ dedi
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların saldırıların ardından Rojava’yı ziyaret eden Heidemarie Sequenz, ziyaret sırasında edindiği izlenimlerini paylaştı. Qamişlo’ya gerçekleştirdiği ziyarette halkın özsavunmaya katıldığını gözlemlediğini söyleyen Heidemarie Sequenz, “Bu tür bir öz örgütlenme, Rakka’da saldırıların yalnızca dışarıdan-hükümet güçleri ve milisler tarafından– değil, aynı zamanda içeriden, IŞİD uyuyan hücreleri aracılığıyla da gerçekleşmesi sonrasında gerekli hale gelmişti. İlk gece bu özsavunma üyeleriyle birkaç kontrol noktasında konuşma fırsatı buldum. Soğuk ve yağmur altında, mahallelerini korumak için gece boyunca nöbet tutmalarındaki adanmışlıkları ve dayanıklılıkları beni derinden etkiledi. Isınmak için içinde benzin yakılan varillerin etrafında duruyorlardı. Benim için ürkütücü ve alışılmadık görüntülerdi” ifadelerini kullandı.
‘Yerinden edilen insanlarla görüştüm’
Yaşamsal ihtiyaçların Rojava’ya ulaşması için Semelka Sınır Kapısı’nın kullanıldığını belirten Heidemarie Sequenz, yerinden edilen insanlarla olan görüşmelerinin çok zorlayıcı olduğunu ifade etti. “Onurlu ve barış içinde bir yaşam istiyoruz ve evlerimize geri dönmek istiyoruz” cümlesini defalarca duyduğunu söyleyen Heidemarie Sequenz, “Yardım kuruluşlarının ve yerel halkın tüm çabalarına rağmen koşullar felaket düzeyinde. Okul koridorlarında sıralar üst üste yığılmıştı, odaların içinden ağır giysi dolu çamaşır ipleri gerilmişti. Aralarında sigara içen erkekler ve çocuklar vardı. Bazı çocuklar ağır hastaydı. Bir çocuk gözünde kanser hastalığından mustaripdi; çaresiz anne çocuğu bize doğru uzattı. Kendimi hiç bu kadar güçsüz hissetmemiştim” ifadelerini kullandı.
Amaç, acil bir katliamı önlemekti
Rojava Yönetimi ve Şam Yönetimi arasında 30 Ocak’ta imzalanan yeni anlaşmaya değinen Heidemarie Sequenz, “Birçok şeyin net biçimde müzakere edilmediği izlenimini edindim. Colani’ye güvenilmiyordu. Amaç, acil bir katliamı önlemekti” dedi.
Türkiye’nin desteğiyle yapıldı
Rojava’ya düzenlenen delegasyon gezilerinin, Avrupa’da toplumsal çalışmaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Heidemarie Sequenz, “Ben şahsen Rojava hakkında düzenli olarak haber yapıyor, kadın gazetecileri bu konuda yazmaya teşvik ediyor ve AB düzeyine kadar siyasi karar vericileri bilgilendiriyorum. Özellikle Türkiye ve Katar tarafından milyonlarca Euro ile finanse edilen hedefli dezenformasyona dikkat çekmek büyük önem taşıyor. Avrupa’da cihatçı yapılar ve İslamcı ideoloji konusunda hâlâ naif bir yaklaşım hâkim. İslamofobik ya da ırkçı olarak damgalanmaktan korktukları için birçok kişi, tehlike açıkça ortadayken bile sessiz kalıyor. Bu insani felaketin yanı sıra, eş zamanlı olarak siyasi bir felaket de yaşanıyor. Şam’daki İslamcı geçiş hükümetinin açık hedefi, özerk öz yönetimi yok etmektir. Demokratik, laik ve feminist bir toplum modeli, otoriter rejimlere ve İslamcı ideolojilere doğrudan bir karşı duruştur. Türkiye’nin–ordu, hükümet ve istihbarat içinde her yerde hissedilen–desteği olmadan, HTŞ ve diğer İslamcı milislerin öz yönetim bölgesine yönelik saldırıları bu ölçekte mümkün olmazdı. Türkiye, bitişik Kürt öz yönetim bölgelerinin oluşmasını engellemek için hiçbir yöntemden kaçınmıyor. Rojava gibi bir modelin başarısı, otoriter, ataerkil ve dini meşruiyetle kendini var eden iktidar yapıları için bir tehdittir” şeklinde konuştu.
‘Eşitlik yalnızca kağıt üzerinde değildir’
“‘Biz kadınlar için çok şey kazandık, bunu bırakmayacağız. Dünyayı IŞİD’den biz koruduk, bu mücadeleyi sizin için de verdik – ve şimdi Avrupa İslamcılarla iş birliği yapıyor’ cümlesi her yerde duyuluyordu” diyen Heidemarie Sequenz, şunları söyledi: “Bu gerçek acı veriyor: Özellikle de 2011 sonundan itibaren dünyanın dört bir yanından Suriye’ye gelen yaklaşık 150 bin cihatçının yaklaşık 40 bininin Avrupa’dan gelmiş olması nedeniyle. Savaşın ardından Rojava, esir alınan IŞİD mensuplarıyla baş başa bırakıldı. Avrupa devletleri, vatandaşlarını geri almayı bugüne kadar reddediyor. Sadece Hol Kampı’nda zaman zaman 70 bine kadar yüksek derecede radikalleşmiş insan yaşıyordu, onların bakımı da yalnızca Rojava’nın omuzlarındaydı. Rojava modeli ölürse, bölgedeki derin ataerkil yapıların yakın gelecekte değişebileceğine dair umut da ölür. Rojava, kadınlara özgürlük ve eşitliği yalnızca kâğıt üzerinde değil, günlük yaşamda sundu. Sadece ayrıcalıklı kadınlar için değil, tüm kadınlar için.”
Haber: Can Kırbaş / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

