Yorum | Cemil Tokpınar
İnsanın yaratılış gerekçesini “ibadet” olarak belirten Rabbimiz, birçok ayette Allah’ın kimleri sevdiğini açıklamıştır. Bunlar farklı ayetlerde, “muhsinler, tevbe edenler, muttakiler, sabredenler, tevekkül edenler, adaletli olanlar, temiz olanlar, Allah yolunda cihat edenler” şeklinde zikredilir.
Elbette Allah’ın sevdiği bir kul olmak büyük bir nimettir, şerefli bir makamdır, ulaşabileceğimiz en kutlu ve en büyük hedeftir.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri de eserlerinin birçok yerinde “Allah’ın sevgilisi olma durumuna”, “makam-ı mahbubiyet” ismini vermekte, bu makama da ancak ibadet ve ubudiyetle ulaşılabileceğini belirtmektedir.
Konuyla ilgili birkaç örnek verelim:
“Ubudiyet halktan Hakka gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur.” (Barla Lâhikası)
“İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor, en büyük makam olan ubûdiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor.” (Mektubat)
“Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan, Habibullahın zılli altında makam-ı mahbubiyete mazhardır.” (Lem’alar)
İşte Ramazan, her biri birbirinden güzel ve tatlı ibadetlerle kendimizi Allah’a sevdirmek için çok feyizli ve bereketli bir aydır, muhteşem bir fırsattır.
BU AY YARDIMLAŞMA AYI
Ramazan’a birkaç gün kala ashabına hutbe veren söz sultanı Resulullah (s.a.v.) bu konuda şöyle sesleniyor:
“Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
“Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.
“Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ay müminlerin rızkını arttıracak aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir mümine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”
Ashâb-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Allah bu sevabı bir tek hurmayla, bir içim suyla, bir yudum sütle oruçlu mümine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:
“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.” (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2: 94)
“KENDİNİZİ ALLAH’A SEVDİRİNİZ”
Sahabe efendilerimizden Ubâde bin Sâmit (r.a.) Ramazan ayının başladığı bir günde Resûlullahın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatır:
“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner, günahlar affedilir, dualar kabul edilir. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdiriniz. Asıl bedbaht olan da bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.” (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2: 99)
Ramazan her türlü ibadetin arttığı bir aydır. Başta oruç ve namaz olmak üzere Kur’an, evrad ve ezkar okumak, dua, tövbe ve istiğfar etmek, infakta bulunmak adeta deryalar gibi coşar. Rabbimiz de bunlara kat kat sevap ihsan eder ve kullarını affeder.
Peygamberimizin (s.a.v.) verdiği bir başka müjde de şöyledir:
“Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” (Buhârî, Savm 5)
Yani cennete girecek amelleri yapmak kolaylaşır ve kat kat sevap verilir, bu ayın manevî atmosferinden ve ibadet şevkinden dolayı cehenneme girmek bir bakıma engellenmiş olur, şeytanlar da insanları kolayca etkileyemez, bir anlamda işleri zorlaşır.
RAMAZANI İHYANIN NETİCESİ
Başka bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Gerçekten benim ümmetim Ramazan ayını ihya ettikleri sürece asla rezil rüsvay olmayacaktır.”
Bunun üzerine: “Ya Resulallah! Onların Ramazan ayındaki rezillikleri ne olabilir?” denildiğinde Resulullah (s.a.v.) buyurdular:
“Ramazan’da haramlar işlemektir. Kim onda zina eder yahut onda içki içerse, bir dahaki seneye kadar Allah da gökte bulunanlar da kendisine lanet eder.
“Eğer (bir sonraki) Ramazan’a ulaşmadan ölecek olursa Allah katında onun için kendisi ile ateşten sakınacağı hiçbir hasene bulunmayacaktır. O halde siz Ramazan ayında Allah’a karşı gelmekten sakının. Zira gerçekten diğer aylarda katlanmadığı kadar sevaplar onda katlanır. Günahlar da böyledir.” (Taberâni, el-Mu‘cemü’s-Sağîr: 1/248)
RAMAZAN BİRE BİN VEREN AĞAÇ GİBİDİR
Bediüzzaman Hazretleri, Ramazan Risalesinde, bu ayda yapılan ibadetlerin sevabı hakkında şöyle bir müjde vermektedir:
“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, (ibadetlerin sevabı) bire bindir. Kur’an-ı Hakîm’in, nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyet-ül Kürsî gibi ayetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin Cum’alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır.” (Mektubat, 29. Mektub, 2. Kısım)
Barla Lâhikasında ise bu hakikati daha iyi anlayabilmemiz için bazı misaller verir:
“Şu mübarek Şehr-i Ramazan Leyle-i Kadr’i ihâta ettiği için, kendisi de ömür içinde bir leyle-i Kadirdir ki muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür, saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkîdir.”
Ramazan ayında yapılan her ibadete bin kat sevap verilmesi şu anlama gelmektedir:
Bir oruç bin oruç, bir Kur’an hatmi bin hatim, yirmi rekâtlık teravih yirmi bin rekât, bir kişiye iftar vermek bin iftar, bir liralık sadaka bin lira, bir istiğfar bin istiğfar, bir salavat bin salavat, bir Cevşen okumak bin Cevşen okumak gibi yazılmaktadır.
Üstelik Cuma geceleri binlere çıkmakta, Kadir Gecesinde ise otuz bine ulaşmaktadır. Buna göre, Ramazan boyunca teravihi hiç kaçırmayan bir kimse mutlaka Kadir Gecesinde de teravih kılmış olacağından, o geceki teravih 20 rekât değil, 600 bin rekât yazılır.
RAMAZANDA DUALAR KABUL OLUR
İbadetler içinde duanın yeri bambaşkadır. Dua hakkında, “Bana dua ediniz, size karşılık vereyim” (Mümin Suresi: 60) ve “De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye ehemmiyet versin” (Furkan Suresi: 77) buyuran Rabbimiz, bir başka ayette ise duayı şöyle emreder:
“Ey Habibim, kullarım Beni sana sorarlarsa haber ver ki: İşte Ben muhakkak yakınımdır. Onlardan biri dua edince, muhakkak duasına cevap veririm. O hâlde onlar da benim davetime itaatle icabet ve bana imanda devam etsinler. Ta ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.” (Bakara Suresi: 186)
Bir hadis-i şerifte Ramazan’da dua etmeye dikkat çeken Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müminleri duaya şöyle teşvik eder:
“Ramazan’ın ilk gecesinde Cennet kapıları açılır. Her gece sabaha kadar bir münadi seslenir: Günahlarının affedilmesi için istiğfar eden yok mu? Tevbe eden yok mu? Allah tevbesini kabul buyursun. Dua eden yok mu? Cevap verilsin. Kendisi için bir şey isteyen yok mu? İsteği hemen karşılansın.” (Müsned, 4: 22)
“Üç kişinin duası geri çevrilmez: Adaletle hükmeden hâkimin, iftar edinceye kadar oruçlunun ve mazlumun.” (İbn-i Mâce, Siyam: 48)
“Oruçlunun iftar vaktindeki duası reddedilmez.” (Tirmizi, Daavât: 129)
Abdullah bin Ömer’in (r.a.) rivayetine göre Resûlullah (s.a.v.) iftar vakitlerinde şu duayı sık sık tekrar ederlerdi:
“Ya Rabbi, her şeyi kuşatan rahmetinin hakkı için beni af ve mağfiret eyle.” (İbn-i Mâce, Sıyam: 48)
RAMAZAN KUR’AN AYIDIR
Ramazan Kur’an’ın indirildiği aydır. Rabbimiz bu hakikati ifade ettiği ayette şöyle buyurur:
“O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’an o ayda indirilmiştir. Kim bu aya erişirse orucunu tutsun.” (Bakara Suresi: 185)
Bu ay Kur’an’ın en çok okunduğu ve anlaşılmaya çalışıldığı aydır. Her mümin hiç değilse günde bir cüz okuyarak veya dinleyerek ay içinde bir Kur’an hatmi yapmalıdır. Kur’an okumayı yeni öğrenenler ve yavaş okuyanlar ise internetten yayınlanan mukabeleleri dinleyerek hem ibadet etmiş hem okumalarını geliştirmiş olurlar.
Kur’an’ı CD veya internetteki bir kayıttan dinlemek hususunda bazı âlimler bunun hatim sayılmayacağını söylemişlerse de bunun hatim olacağını belirten âlimler de vardır. Dinimiz kolaylığı tavsiye ettiği için biz de ikinci görüşü tercih etmekle birlikte kayıttan dinlerken mümkünse Kur’an’a bakarak takip etmeyi tavsiye ediyoruz.
Kur’an’ı baştan sona okuyan ve dinleyen müminler, mealini de okurlarsa hayat kitabımız olan Kur’an’ı anlama yolunda ilerlemiş olurlar.
Ayrıca Kur’an okurken bazı notlar alabilir, hatta dikkatinizi çeken bazı ayetleri ezberlemek için kaydedebilirsiniz.
İNFAK VE SADAKA COŞMALI
Ramazan ayında yapılan her salih amele bin kat sevap verildiği için bu ayda Allah’ın bize ikram ettiği rızıkları, muhtaç müminlerle paylaşmak da güzel bir ibadettir. Başta fıtır sadakası olmak üzere zekât vermeye gücü yeten kardeşlerimiz yıllık zekâtlarını bu aya denk getirerek kat kat sevap alabilirler.
Herkes gücü neye yetiyorsa, hatta gücü yetenden daha fazlasını paylaşarak, muhtaçlara dağıtarak kendini Cehennem ateşinden korumalıdır. Bir hadis-i şerifte, “Yarım hurma ile de olsa; kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz, o kadarını da bulamayanlar güzel bir sözle bile olsa kendilerini korusunlar.” (Müslim, Zekât: 66-67) buyrulmuştur.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

