Site icon Serbest Görüş

Öcalan’ın Kürt ulusal birliğine ilişkin yoğun çabaları


Daha önce birinci çözüm sürecinde de önermiştim, bir ulusal kongre düzenlenir. Kürdistan Ulusal Kongresi, bütün Kürtleri kapsayan bir kongredir. Bütün Kürtleri kapsayan bir yürütmesi olur; bu yürütme de bütün müzakereleri kendine bağlayabilir

Kürt halkının bölünmüşlüğü büyük toplumsal zayıflıkları beraberinde getiriyor. Ortak bir pozisyon ve ulusal strateji için Ulusal Kongre düzenlemek tarihi bir sorumluluktur. Burada Ulusal Kongre’ye çağrıda bulunuyorum; Sayın Mesud Barzani kongreye liderlik etme sorumluluğunu üstlenmeli

Serdar Altan

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025’te tarihi bir çağrıda bulundu. Hem bu çağrı sırasında hem de sonrasında Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nu hazırlarken, Öcalan’ın çok önemli bir konuya odaklandığını görüyoruz; Kürtlerin ulusal birliği…

Bilindiği gibi, Öcalan sürecin başında değişim dönüşümü esas alan tarihi bir çağrıda bulunmuştu ve oluşturduğu yeni paradigmayla tartışmalarını bu fikir ve düşünce ekseninde yürüttü. Başından beri bu süreç yanlış bir algıyla sadece bir barış ve uzlaşı süreci olarak algılandı. Ancak gerçekte bundan çok daha fazlasıydı.

Öcalan, öncelikle mücadele tarzında değişiklikler yapıyor; hem ideolojik hem de pratik olarak yeni bir mücadele hattının temellerini atıyordu. Kürt ulusal birliği, Öcalan’ın mücadele alanı olarak gördüğü noktalardan biriydi. Peki bu birlik ve dayanışma hangi temeller üzerinde sağlanacaktı? Ayrıca, Kürt kurumsal yapıları ve siyasi güçleri bu yaklaşımın neresindeydi? En önemli soru da Kürtler birliğini nasıl sağlayacaktı?

Dosya serisinin üçüncü bölümünde, Öcalan’ın fikir ve düşünceleri ekseninde ulusal birliğin temellerine ve pratik alandaki karşılığına odaklanmaya çalışacağız. Bu amaçla, hem Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’ndan hem de Öcalan’ın İmralı’daki görüşmelerinden yararlanacağız ve Öcalan’ın anlatımlarını sizlerle paylaşacağız.

Ulusal birlik her dönem Öcalan’ın gündeminde

Geçmişten bu yana ulusal birlik konusu Abdullah Öcalan’ın hep gündeminde olmuştur. Son bir yıllık süreçte de odaklandığı en önemli konulardan biri yine ulusal birlik olgusudur diyebiliriz. Öcalan İmralı heyetiyle yaptığı her görüşmede bu konunun gündeme geldiği kaynaklar tarafından da doğrulanıyor. Kürtlerin birliğini temel alan bir perspektifle soruna yaklaşıyor ve bunu ‘stratejik hedef’ olarak tanımlıyor. Elbette bu yönlü çabaları çok geçmişe dayanıyor. 1982’de Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile yapılan anlaşmayı hatırlamakta yarar var. Yine 1993’te YNK Lideri Celal Talabani ile yaptıkları protokol ve sonrasında gerçekleştirdiği temasları sık sık hatırlatıyor Öcalan. Bu mevzu gündeme gelince 12 Nisan 1995’te Sürgünde Kürt Parlamentosu’nu, yine 1999’da Kürdistan Ulusal Kongresi’nin kurulmasını ve 2013-2015 yılları arasındaki ulusal kongre çabalarını hatırlatıyor, bunları bir miras ve ulusal birliğe giden yolda önemli adımlar olarak değerlendiriyor. Öcalan, bu deneyimler ışığında mevcut Barış ve Demokratik Toplum sürecinin de bir fırsat olarak değerlendirilerek bu yolda daha etkili adımların atılmasını istiyor.

Manifestoda Kürtlerin ulusal birliği

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda Kürt birliğini “demokratik toplum” programı çerçevesinde ele alıyor ve bu konuyu ana gündemlerin başında görüyor. Ona göre demokratik bir toplum kendi içinde kendini yönetebilmelidir. Bunun için de birliğini kurmalıdır. Birlik sadece jeopolitik bir güç odağı değil, aynı zamanda demokrasi temelleri üzerine kurulu bir toplumsal varoluştur. Ulusal birliğin hem Kürdistan’ın ayrı parçaları içerisinde hem de dört parçadaki Kürtler arasında gerçekleşmesi gerektiğini belirtiyor. Öcalan bunu “Kürdistan Ulusal Kongresi” çatısı altında mümkün görüyor: “Daha önce birinci çözüm sürecinde de önermiştim, bir ulusal kongre düzenlenir. Kürdistan Ulusal Kongresi, bütün Kürtleri kapsayan bir kongredir. Bütün Kürtleri kapsayan bir yürütmesi olur; bu yürütme de bütün müzakereleri kendine bağlayabilir. İran’la, Irak’la, Suriye’yle, Türkiye’yle, eğer isterlerse tabii. Kürtler kendi içinde de birliği sağlar, komşularla ilişkilerde de söz hakkı olabilir. Uzun vadede böyle bir araca kesin ihtiyaç olacaktır. Başka ülkelerde de buna benzer kuruluşlar var. Kürdistan Ulusal Kongresi yanlış bir kavram değil, bu isimle toplanabilir. Suriye, Irak, İran, Türkiye’deki bütün Kürt örgütler bu çatı altında toplanabilir. Kendi tüzüğü, programı, amacı olur, her yıl toplanabilir. İlk kongre toplanırsa bunların hepsi düzenlenebilir.”

‘Demokratik ulusal birlik’

Abdullah Öcalan’ın değerlendirmelerinden anlaşıldığı üzere, amacı pasif bir yapı oluşturmak değil, örgütlü ve etkili bir forma kavuşturmak. Bu nedenle kongrenin ayrıntılarına ilişkin de görüşlerini dile getiriyor: “Kongrenin bir de yürütmesi olur; yürütmeyi de kongre seçer. İcra organı olan yürütme Kürdistanî toplulukların taleplerinden yola çıkılarak seçilebilir. Irak Kürdistan’ı ulusal kongre çalışmalarının merkezi olabilir; Erbil olabilir, Süleymaniye olabilir veya başka bir yer de olabilir. Ama belli ki bir bölgede yoğunlaşacak. Bu kongre Kürtlerin ortak siyasi iradesi olur. Eğer yürütme kendini komiteleştirirse ekonomi, eğitim, sağlık… Bunun en önemli boyutu da öz savunmadır. Öz savunma ne olacak? Bunun kesin demokratik olması gerekiyor, öyle bir-iki ailenin güdümünde veya başka dış güçlerin ajan kurumu gibi bir şey asla düşünülemez. Diğer ihtiyaçlar (ekonomik, sosyal, kültürel, tarihsel, dilsel) süreç içerisinde kurumlaşır. Böylesi bir çözüme ihtiyaç var. Buna da biz en genel adıyla “Kürtlerin Demokratik Birliği” diyoruz, çözüm bundan aşağı olamaz. En aşağısı budur. En yukarısı ulus-devlettir. Ama biz de onu uygun görmüyoruz. Bizim ulus-devlete ihtiyacımız yoktur. Ama demokratik topluma ve Kürtlerin iç birliğine olmazsa olmaz kabilinden ihtiyacımız var. Bütün Kürtleri kapsayacak birlik, “demokratik Kürtler birliği” olabilir. Bizim önerdiğimiz model bunu kapsıyor.”

Kürdistan Ulusal Meclisi

Öcalan, manifestosunda ve heyet ile yaptığı görüşmelerde, birliğin önündeki engelleri aşmak için mekanizmalar, modeller ve öneriler ortaya koyuyor. Ayrıca, ulusal birliğe engel olarak siyasal yapılar arasındaki anlaşmazlıkları gösteriyor: “Ulusal ve ideolojik örgütlenmeler arasındaki hem farkı hem ilişkiyi görünür kılmak önemli bir ihtiyaçtır. PKK-KCK sisteminin yerine bizim ideolojik yapılanmamız olarak “demokratik komünler birliği” demiştik. Bu, toplumcu demokratik sosyalizmin öncü yapılanmasıdır. Kürdistan’ın tüm parçalarından farklı yapıların buluştuğu, ulusal örgütlenme olan KNK ise kendini yeniden gözden geçirilebilir, örgütlenme yapısı yenilenebilir. KNK’yi Kürdistan Ulusal Meclisi olarak işlevlendirmek gerekiyor.”

Kürt aklı ve ulusal birliği inşa etme gücü

Abdullah Öcalan’ın üzerinde durduğu konulardan biri şüphesiz Kürt aklıdır. Onu yakından takip edenler, Kürt halkının önündeki engellerin nedenlerine, eksikliklerine ve zayıflıklarına ne kadar eleştirel yaklaştığını ve sert eleştirel tanımlamalar yaptığını bilir. Öcalan manifestoda da heyet ile yaptığı görüşmelerde de Kürt aklının ortaya çıkışına ve gelişimine odaklanıyor. Öcalan’a göre, Kürtler bu zayıflık nedeniyle her dönem kaybetmiştir ve her şeyden önce kolektif bir Kürt aklı yaratılmalıdır. Öcalan ayrıca Kürt aklının ulusal birlik çerçevesinde tezahürünü de ele alıyor. Bu nedenle, Kürtlerin kolektif zihninin yaratıldığını ve şimdi de ruhun somutlaşması olarak tanımladığı bir mekanizmaya geri dönülmesi gerektiğini belirtiyor: “Benim derdim Kürt aklını geliştirmektir. Bu akıldan herkes payını alacaktır. Epey yayın var. Bu yayın kuruluşları harekete geçti mi bu aklı, ideolojiyi müthiş yaygınlaştırır ve büyük gelişmelere yol açabilirler. Ben kırk yıldır boğuşa boğuşa buraya geldim. Okumadığım kitap, yapmadığım propaganda kalmadı; hiç olmazsa emeğimiz boşa gitmesin. Bu sonuca ulaştım; içeriği çok derin ve çarpıcı olan bir Kürt ideolojisi yaratıldı…”

“…İşte bugün yaptığımız ve başardığımız bir Kürt ideolojisi geliştirmektir. Bu çalışmamız Kürtleri bir ideolojiye kavuşturma çalışması olarak anlam buluyor. İdeoloji ışık gibidir; hem aydınlatır hem ısıtır hem de hareket ettirir; ısı enerjisidir, mekanik enerjidir, ışık enerjisidir. Bu kadar değerlidir.”

Öcalan’ın ulusal birlik çabaları

Abdullah Öcalan, heyetle yaptığı görüşmelerde sık sık birlik konusunu ele alarak, ulusal birlik için en büyük ihtiyacın ulusal bir akıl olduğunu ve bu kolektif aklın artık ortaya çıktığını belirtmektedir. Bu nedenle Öcalan, tüm Kürt güçlerinin ve Kürt halkının bu tarihi görevi yerine getirmesi gerektiğini belirtiyor. Bu amaçla, heyet aracılığıyla KDP Başkanı Mesud Barzani’ye, YNK Başkanı Bafil Talabani’ye, Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’ye, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığına, Kürdistan Ulusal Kongresi’ne ve Demokratik Birlik İnisiyatifi’ne birçok mesaj ve mektup gönderdi. Öcalan, heyet ile yaptığı görüşmelerde ulusal birlik konusunda şu değerlendirme ve önerilerde bulunuyor: “Demokratik ulusal birlik kavramı, halkın ve toplumların özgür iradesine dayanan çoğulculuğa dayalı bir birlik arayışıdır. Bu birlik, merkeziyetçi ve üniter ulus devlet modellerine dayanmaz. Demokratik katılımın toplumsal örgütlenmesine dayanır ve gücünü halktan alır. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi tarihi bir gerçekliktir. Her bir parçanın özerkliği dikkate alınmalı ve buna göre farklı birlik yöntemleri bulunmalıdır. Parçalar arasındaki birlik de iktidar kavramına göre değil, demokratik ulus anlayışına göre inşa edilmelidir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki halkların barış ve özgürlük arayışına dokunmadan elde edilemeyecek olan Kürt sorununun çözümü ve demokratik birlik daha sürdürülebilir olacaktır. Kalıcı bir birlik güçle değil, birlikte yaşama iradesi ve eşitliğe dayalı karşılıklı tanıma ile mümkündür. Bu nedenle, birliğin demokratik karakterinin altını çizmenin gerekliliğini görüyorum.”

Mesud Barzani’ye çağrı: Öncülük et

Yapılan heyet görüşmelerinde Abdullah Öcalan’ın zamanının büyük bir bölümünü ulusal birliği inşa etmeye ayırdığı açıkça görülüyor. Bu bağlamda Öcalan, farklı yollar, farklı formüller ve yöntemler, çeşitli modeller öneriyor. Haziran 2025’teki görüşmede Öcalan, ulusal birliğe geniş bir perspektifte odaklanarak tarihi bir çağrıda bulunuyor. Heyet aracılığıyla KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’ye şu mesajı gönderiyor: “Kürt halkının kazanımlarını korumak ve statüsünü güvence altına almak için acilen bir Ulusal Kongre düzenlenmelidir. 2013-2015 döneminde bunun için çok çalıştım, ancak iç ve dış engeller kongrenin toplanmasına izin vermedi. Sonraki dönemde Kürt halkı, kongrenin yapılmamasının olumsuz etkilerini yaşadı. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile uygun koşullar yeniden yaratıldı. Ulusal Kongre artık acil bir gerekliliktir. Kürt halkının bölünmüşlüğü büyük toplumsal zayıflıkları beraberinde getiriyor. Ortak bir pozisyon ve ulusal strateji için Ulusal Kongre düzenlemek tarihi bir sorumluluktur. Burada Ulusal Kongre’ye çağrıda bulunuyorum; Sayın Mesud Barzani kongreye liderlik etme sorumluluğunu üstlenmeli ve yardımcılarını da kendisi belirleyerek bu süreci yönetmelidir. Geçmiş uygulamalardan çok fazla deneyim kazanılmıştır. Kongre, eğitim, savunma, dil, kültür ve tarih alanlarında gerekli komiteleri kurmalıdır. Kürtlerin ulusal birliğe ilişkin bir hukuku oluşsun. Bütün Kürtler bu hukuku esas alsın ve Kongre de Kürtlerin topraklarına, kültürüne, diline ve kimliğine yönelik tüm saldırılara karşı ortak bir tutum sergilesin.”

Öcalan’dan YNK’ye mesaj

Öcalan’ın çabaları sadece bir tarafla sınırlı kalmıyor, diğer Kürt güçlerine yönelik çağrılarda da bulunuyor. Bilindiği üzere, Abdullah Öcalan için YNK Lideri Celal Talabani’nin ayrı bir yeri vardı. Aynı görüşmede ve sonrasında Öcalan, YNK Lideri Bafil Talabani’ye de mesajlar gönderiyor: “Bafil Talabani’nin sürece büyük katkısı olduğunu biliyorum. Mam Celal’den miras kalan ilişkilerimiz değerlidir. Mam Celal ile 1993 yılında bir protokolümüz vardı. Bu, demokratik birlik temelinde yenilenmelidir. Bafil Talabani buna öncülük edebilir ve bunu tüm Irak halkına olabildiğince yayabilir. Demokratik bir birlik çizgisi oluşturulmalıdır. Bu, ulusal birliğin gelişmesinde çok önemli bir rol oynayabilir.”

‘KCK, YNK ve KDP yeni döneme iyi hazırlanmalı’

Temmuz ayındaki görüşmede Öcalan, birlik konusuna tekrar odaklanıyor ve olası tehlikelere dikkat çekiyor. Kürt güçlerine ve diasporadaki Kürtlere seslenerek şu tarihi uyarıyı yapıyor: “Önümüzde tarihi ve aynı derecede tehlikeli bir dönem var. Son 50 yıldır sürdürdüğüm ulusal birlik çabalarıma devam edeceğim. Yurtdışındaki tüm yurtseverler de birlik için çalışmalıdır. Bir araya gelip çalışmak için fırsatlar var. Bunlar değerlendirilmelidir. Şu anda Rojava meselesiyle ilgileniyoruz. Ancak bu tartışma Irak’ı da etkileyecektir. YNK, KDP ve KCK geleceğe iyi hazırlanmalıdır. Kimseye liderlik ve üstünlük taslamıyorum. Bir çözüme ihtiyacımız var. Çözüm, Amerika ve İsrail’e dayanarak elde edilemez. Herkes ulusal birlik sürecine katılmak zorundadır.”

Abdullah Öcalan’ın önerisiyle 26 Nisan 2025’te Rojava’da büyük çaplı bir Kürt birliği konferansı düzenlendiğini hatırlatmakta yarar var. “Kürtlerin Birliği ve Ortak Tutum Konferansı” adıyla gerçekleştirilen konferansa dört parça Kürdistan’dan birçok siyasi yapı, kurum ve kuruluş katılarak önemli tartışmalar yürüttü.

Nihayetinde geriye dönüp baktığımızda Öcalan, hem heyet görüşmelerinde hem de Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda Kürtlerin ulusal birliğini kendisine dert edindiği ve bu olguya “stratejik hedef” olarak yaklaştığı görülüyor. Ağır tecrit koşullarına rağmen bunu başarmak için mantığını oluşturuyor, mekanizmalarını düşünüyor, formüller ve modeller sunuyor ve ayrıca heyet aracılığıyla bir diplomasi yürütüyor.

Yarın:

  • Kürt sorununun çözümü
  • Öcalan Kürt-Türk ilişkilerine nasıl bakıyor
  • İlişkide bozulan hukuk ve tamir çabaları
  • Darağacından müzakere masasına
  • Süreci bozmaya dönük çabalar ve darbe mekaniği

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version