Leyla Güven Nergiz Muhammedi’ye yazdığı mektupta şöyle belirtti: Direnenler selamlarından direniş köprüleri kurarlar. İşte o köprüde çocuklar, kadınlar, halklar özgür şarkılarıyla yarınlarına yürüyor
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eski Eş Başkanı Leyla Güven Nobel Barış Ödülü sahibi ve İran insan hakları savunucusu Nergis Muhammedi’ye açık mektup kaleme aldı.
Leyla Güven’in mektubu şu şekilde:
“Sevgili kız kardeşimiz Nergis Muhammed, basından öğrendiğimiz kadarıyla yaşadığın hukuksuzluklara karşı bir açlık grevi eylemine başlamışsın. Jin jiyan azadî sözlerinin gücüne inanan kadınlar olarak sesini herkesten önce duyduk.
Politik Kürt Kadın Tutsaklar olarak, sana ve direnen İranlı kadınlara selam, sevgi ve dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Biz Ortadoğulu kadınlar yaşadığımız bu acıların sebebini sorguluyoruz. Nasıl oluyor da insanlığın doğuşunun ve toplumsallaşmasına beşiklik etmiş olan kadim ülkelerimiz bu kadar kadın katili karakterine evrildi! İran hakları da çok köklü kültürel bir dokuya sahiptir: Beluc, Azeri, Kürt, Fars ve daha birçok halk; inanç, dil, kültür ve kimlik bin yıllardır kendi kökleri üzerinde Zerduşti felsefe ile bir arada komünal yaşayabilmişlerdir. Gelinen aşamada coğrafyamız tanınmaz haldedir.
Bizler kadına karşı şiddetin evrensel olduğunu ve en az devlet uygarlığının kendisi kadar eski olduğunu-yeni bir durum olmadığını- elbette biliyoruz. Ana tanrıça kültürüne saldırdığı günden bu yana hem devletlerin hukuku hem uluslararası hukuk her daim erkek sistemlerini korumuştur. Biz, hegemon güçlerin kadınların aklından korktuklarını bu nedenle de her türlü yöntemle de sesimizi kısmaya çalıştıklarını biliyoruz. Her birimize onlarca yıl hapis cezası vermeleri de bundandır. Amaçları kadınları korkutup, devletin küçük birimi olan aileye mahkum etmektir. Oysa kadınlar tarihten bu yana kendilerine karşı erk sistem tarafından geliştirilen tüm engellere rağmen asla pes etmediler.
Kadınlar giyotine götürülürken de dar ağacına yürürken de kazanlara atılırken de celladın-zalimin üzerine yürürken de uçurumdan atlarken de zindanlara atılırken de başı dik, alnı açık yürüdüler.
İran’da sevgili Jîna Mahsa Amini’nin başörtüsü, bir kadın isyanını sembolü; Rojava’da Kürt kadın direnişçinin saç örgüsü (kezî) karanlık erk zihniyetini ifşa etmiş ve halkının birlik örgüsü olmuşlardır. Biz Ortadoğu coğrafyasında yaşayan tüm kadınlar açıkça belirtiyoruz: bizim hamurlu ellerimizden de yaratıcı aklımızdan da cesur komünal yüreklerimizden de korkun! Dün hepimiz Leyla Qasim’dık, Şirin Elemhuli’ydik, Sakine Cansız’dık, Arin Mirkan’dık; bugün de hepimiz Nergis Muhammed’iz… Bilmelisin ki Sevgili Nergis, senin direnişin bizim direnişimiz, senin kavgan bizim kavgamızdır. Kadınlar tüm dünyada bir ulustur. Evet, kadın ulusuyuz. Ve toplumun, dünyanın yarısıyız. İran’ı da tüm Mezopotamya coğrafyasını da kadın aklıyla, vicdanıyla, adaletiyle demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir renge kavuşturacağız. Umuyorum ki sen de tüm İranlı kadınlar da bizlerin Türkiye zindanlarından haykırdığı “Jin jiyan azadî” seslerini duyuyorsundur. Yüreğimiz yanı başında atıyor.
Yanı başımda 20 yılını zindanda geçiren arkadaşım Zeynep Karaman’ın da “özgürlük hep direniş makamında yaşayanların şarkısıdır. Sen de direnişinle bu şarkımızın güzel bir notasısın sevgili Nergis” sözleriyle selamlarını iletmek istiyor. Direnenler selamlarından direniş köprüleri kurarlar. İşte o köprüde çocuklar, kadınlar, halklar özgür şarkılarıyla yarınlarına yürüyor. Biz de /ben de direnişimizle bu kısa mesajla da olsa sana ulaşmak istedik.
Erkek sistemlerine karşı direnen tüm kadınlara bin selam olsun! Jin jiyan azadî!”
Kaynak: JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

