CHP İzmir Milletvekili Sevda Erden Kılıç, Jeffrey Epstein dosyasında Türkiye bağlantısına dair söylenenlerin basit bir iddia olmadığını ifade ederek ‘Meclis denetim görevini yerine getirmelidir’ dedi
ABD Adalet Bakanlığı, çocuklara yönelik tecavüz ve fuhuş ağı kurmak suçlamasıyla tutuklanan ve cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein davasına ilişkin milyonlarca yeni belge yayımladı. Davanın başından beri, olayın Türkiye boyutu ve Türkiye’deki kayıp çocuklar hakkında kamuoyu, ilgili kurumlardan bilgi vermelerini istese de henüz bir açıklama yapılmış değil. Jeffrey Epstein dosyası, yalnızca bireysel suçları değil; erkek şiddetinin, çocuğa yönelik cinsel saldırının ve cinsel sömürünün devletler, sermaye ve siyasal iktidarlarla kurduğu uluslararası ilişkiler ağını gözler önüne seriyor.
Davanın Türkiye boyutu
Kamuoyuna açıklanan belgelerde, Türkiye’den çocukların kaçırıldığına dair beyanlar da yer aldı. Epstein dosyası olarak bilinen 1328 No’lu dava dosyasında bulunan ek belgelerde, Jeffrey Epstein’ın özel pilotu Nadia Marcinko’nun sorgularına yer verildi. Belgelerde; Jeffrey Epstein’ın Türkiye dahil birçok ülkeden çocuk kaçırdığına dair ifadeler, çocukların farklı ülkelere taşındığı, tecavüzün sistematik biçimde sürdürüldüğü yer alıyor. Bu durum, Türkiye’de Meclis gündemine de taşındı ve konuyla ilgili soru önergeleri verildi. Belgelerde Türkiye’ye dair iddialar bulunmasına rağmen; kaç çocuğun kaçırıldığı, bu çocukların akıbetinin ne olduğu, Türkiye bağlantılı kişi ya da yapıların kimler olduğu hâlâ kamuoyunca bilinmiyor.
Türkiye’de yanıt bekleyen sorular
Epstein dava belgelerinde Türkiye’ye dair beyanların yer alması, ülkede çocuklara yönelik suçların istisnai değil, süreklilik gösteren yapısal bir sorun olduğunu bir kez daha gündeme getiriyor. 1999 depreminin ardından resmi kayıtlara “kayıp” olarak geçen çocuklara ilişkin yıllar boyunca net ve şeffaf bir açıklama yapılmadı. Üstelik Türkiye’de 2016’dan bu yana kaybolan ve akıbeti açıklanmayan çocukların sayısına ilişkin veriler de kamuoyuyla paylaşılmıyor. Devletin çocuklara dair bu sistematik suskunluğu, Epstein dosyasında dile getirilen iddiaları yalnızca “dış kaynaklı” bir suç olarak değil, ülke içindeki yapısal ihlallerin uzantısı olarak düşündürüyor.
Epstein davası ve Türkiye ile olan bağlantısına dair soru önergesi veren CHP İzmir Milletvekili Sevda Erden Kılıç, konuya dair konuştu.
‘Ortada basit bir iddia değil, son derece ağır suç isnatları var’
Davanın Türkiye ile bağlantısına dair iddiaların kendisi için yeni bir durum olmadığını söyleyen Sevda Erden Kılıç, şöyle konuştu:
“Ben 2022 yılında, Türkiye’de kaybolan ve kaçırılan çocukların araştırılması amacıyla Meclis’e bir araştırma önergesi verdim. O önerge; yıllardır açıklanmayan TÜİK verilerini, artan kayıp çocuk vakalarını ve devletin bu alandaki yapısal ihmallerini açıkça ortaya koyuyordu. 2024 yılında ise Epstein dosyalarında Türkiye’nin adının geçmesi üzerine, bu kez uluslararası çocuk ticareti ve cinsel istismar ağıyla Türkiye arasındaki bağların araştırılması için yeni bir Meclis araştırma önergesi sundum. Dolayısıyla bugün konuştuğumuz şey, anlık bir gündem ya da spekülasyon değil; iki ayrı dönemde, iki ayrı başlık altında, aynı sorumluluğu hatırlatan bir Meclis takibidir.”
‘İktidarın görevi konuyu araştırmaktır’
Ortada basit bir iddianın olmadığını, uluslararası bir yargı dosyasına girmiş son derece ağır suç isnatları olduğunu dile getiren Sevda Erden Kılıç, “Çocukların cinsel istismarı ve insan ticareti, devletler açısından “takdir alanı” olan konular değildir; mutlak müdahale ve araştırma yükümlülüğü doğurur. Türkiye’den çocukların kaçırıldığına dair ifadeler dava dosyalarında yer alıyorsa, iktidarın görevi bunu yok saymak değil, derhal araştırmaktır. Ancak bugün iktidar, bu dosya karşısında üç maymunu oynamayı tercih etmektedir. Etik sorumluluk şuradadır: Bir devlet, adının geçtiği bir çocuk istismarı dosyasında sessiz kalıyorsa, o sessizlik çocukların değil, faillerin lehine çalışır. Bu suskunluk, siyasi değil; ahlaki ve hukuki bir tercihtir ve bu tercih kabul edilemez” şeklinde konuştu.
‘Araştırma önergesinin bekletilmesi siyasi bir tercih’
Meclis’e sunduğu soru önergesinin iki yıldır bekletilmesini, “teknik bir gecikme değil; bilinçli bir siyasi tercihtir” şeklinde değerlendiren Sevda Erden Kılıç, “Kız çocuklarının kaybolduğu, istismara uğradığı iddialar karşısında suskun kalan bir devlet, eşitsizliği yeniden üretir. Bu, adalet duygusunda onarılması zor bir kırılma yaratır” diye ifade etti.
6 Şubat depremleri ve kayıp çocuklar
Sevda Erden Kılıç, 2016’dan bu yana kayıp çocuk verilerinin paylaşılmadığına dikkat çekerek “2022’de verdiğim araştırma önergesinin temel gerekçelerinden biri tam olarak buydu: 2016’dan sonra kayıp çocuk verileri kamuoyundan saklanmaktadır. Ardından 6 Şubat depremleri yaşandı. Aradan uzun süre geçmesine rağmen hala haber alınamayan çocuklar var. Ancak iktidar bu konuda da şeffaf bir açıklama yapmıyor, toplumu bilgilendirmiyor. Epstein dosyasının bu tartışmaları yeniden gündeme getirmesi tesadüf değildir. Çünkü kayıp çocuk meselesi, Türkiye’de yıllardır bastırılan, konuşulmayan ama büyüyen bir yaradır. Bu yarayla yüzleşmek yerine, herkes kafasını kuma gömmüş durumda” dedi.
‘Epstein dava dosyaları resmen talep edilmeli ve incelenmelidir’
Atılması gereken adımlara işaret eden Sevda Erden Kılıç, şöyle konuştu:
“Epstein dava dosyaları resmen talep edilmeli ve eksiksiz incelenmelidir. Türkiye bağlantısına dair iddialar bağımsız ve şeffaf bir Meclis araştırmasıyla ele alınmalıdır. Kayıp ve kaçırılan çocuklara ilişkin tüm veriler kamuoyuna açık hale getirilmelidir. Çocuk istismarı ve insan ticaretiyle mücadele, güvenlikçi değil hak temelli bir perspektifle ele alınmalıdır. Meclis, yürütmenin suskunluğunu aşmalı ve denetim görevini yerine getirmelidir.
Benim verdiğim araştırma önergesi, tam da bu suskunluğu kırmak içindir. Çünkü biz bu ülkede çocukların kaderine razı gelmiyoruz. Çünkü biz, ‘hiçbir şey olmamış gibi’ davranan bir iktidarın karşısında duruyoruz.”
Haber: Nazlıcan Nujin Yıldız / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

