Serbest Görüş

Çocuk Hakları Dayanışma Ağı: Çocuklar savaşın yıkıcı etkisinden çıkamıyor


Savaş ve çatışma süreçlerinden en çok etkilenenin çocuklar olduğunu söyleyen Wan Çocuk Hakları Dayanışma Ağı Üyesi Sema Aktaş, ‘Savaşın bıraktığı yıkıcı etkilerinden çıkamayan bir döngü içinde kaldıklarını görüyoruz’ dedi

Dünyanın farklı bölgelerinde yoğunlaşan savaş ve çatışmalar, geride yıkılmış kentlerin yanı sıra geride görünmeyen, ama çok daha kalıcı bir tahribat bırakıyor. Savaş ve çatışmalar, çocuklar üzerinde sürekli şiddete maruz kalma, zorunlu göç, aile kayıpları ve eğitimden kopuş gibi derin yaralar ve aynı zamanda çocukların fiziksel gelişimini olduğu kadar psikolojik ve sosyal gelişimini de olumsuz etkiliyor. Uzmanlara göre savaş ortamında büyüyen çocuklarda travma, kaygı bozukluğu ve güvensizlik duygusu yaygınlaşırken, bu durum uzun vadede toplumsal uyum ve barış süreçlerini de zora sokuyor. Çocuk hakları savunucuları ise kalıcı çözümün yalnızca çatışmaların sona ermesiyle değil, savaşın izlerini taşıyan çocuklara yönelik sürdürülebilir destek mekanizmalarının kurulmasıyla mümkün olabileceğini vurguluyor.

Çatışma bölgelerinde yaşayan milyonlarca çocuk, temel yaşam hakkı olan güvenli barınma, sağlık ve eğitime erişemeden büyümeye çalışıyor. Sürekli şiddet ortamına maruz kalmak, kaygı bozuklukları ve derin güvensizlik duygusu gibi etkilerle çocukların ruhsal dünyasını geri dönülmesi zor biçimde zedeliyor.

Sema Aktaş

Wan Çocuk Hakları Dayanışma Ağı Üyesi Sema Aktaş, savaşın yıkıcı atmosferinin çocukların psikolojisine çok fazla etki etki ettiğini belirterek, “Yapılan ve incelenen araştırmalarda, gelecek hayalinden ziyade savaşın tahribatından kaynaklı yaşadığı o anda takılı kalıyor” dedi.

Çocukların savaş ortamında, bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan temel maddelerden uzak kaldığını vurgulayan Sema Aktaş, barınma, beslenme ve eğitim gibi temel insani haklardan uzak kalan çocukların gelecek kaygısının yüksek olduğunu söyledi. Sema Aktaş, “Öyle bir aşamaya geliniyor ki, yakınlarını kaybeden çocuk, ölümün en acı yüzü ile karşılaşmış oluyor. Yarının nasıl olacağı düşüncesi ve kaygısından dolayı bir gelecek tahmininde bile bulunamıyor” ifadelerini kullandı.

‘Aidiyet duygusunu yitiriyor’

Savaşlar nedeniyle çocukların gelişimi için önemli bir yerde duran okuldan uzaklaşmanın çocuklarda yarattığı tahribata işaret eden Sema Aktaş, “Okul sadece çocukların ders gördüğü, eğitim aldığı bir yer olarak sınırlandırmamak gerek.  Çocuklar okulu sadece bu yönlü görmüyorlar. Aslında onlar için okul, öğretmenin arkadaşlarının ona sevgi ve şefkatle yaklaştığı, arkadaşları ile kurduğu ilişkiler, bağlar, akranları ile oynadığı oyunlar onların gelişimi için çok önemli bir yerde duruyor. Savaş ortamı olunca çocuklar bunlardan mahrum kalıyor ve bu sebeple oyun oynayamayan çocuk daha da içine kapanık oluyor. Okul ve kendini güvende hissettiği ortamdan savaş nedeni ile uzaklaşınca aidiyet duygusunu yitiriyor” şeklinde konuştu.

‘Kız çocukları daha fazla etkileniyor’

Savaş ortamında kız ve erkek çocukların farklı deneyimleri olduğunu, toplumsal cinsiyet rollerinin savaşta da farklılık gösterdiğini söyleyen Sema Aktaş, “Savaşta erkek ve kız çocukları ortak bir etkide etkileniyor, ancak toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında düşünüldüğünde kız çocuklarına yüklenen anlamlarda kaynaklı değişiklik gösterebiliyor. Savaşta kalan çocukların ‘Çocuk işçiliği’ oranı çok fazla olabiliyor. Yaşadıkları toplum yoksullaşabiliyor ve çocukların omuzlarına ciddi bir yük biniyor. Erkek çocukları iş ortamlarına çok erken yaşta başladıkları biliniyor. Kız çocuklarında ise, erken yaşta evlilikler görünebiliyor. Ama ortak travmalara sahip oluyorlar” diye belirtti.

Çocuklar dünyaya ilk gözünü açtığı ortamda, savaştan dolayı göç etmek zorunda kaldıkları ve mülteci konumunda oldukları için sosyo-politik anlamda zorluk yaşadıklarını belirten Sema Aktaş, şunları söyledi:

“Geldikleri ortamın dilini bilmedikleri için iletişim kurmakta zorlanıyorlar. Mülteci olarak gittiği yerde eğitimin dilini bilmediği için eğitimden de uzak kalabiliyor. Ve çocukların büyük bir bölümü okula gitmeme, okulda kaydı olmasına rağmen okulu terk etme durumunda da büyük bir artış görülüyor. Savaş çocukların eğitimden uzak kalmasına sebep oluyor. Çocukların göç etikleri yerler ile bağ kurması çok zor oluyor. Savaş ortamında olan çocuk, kendisinin dünya da güvende olmadığını hissetmesine neden oluyor.” 

‘Tahribat anında takılı kalıyorlar’

Bir çocuğun savaş ortamında dünyayı nasıl hayal etiğini anlatan Sema Aktaş şöyle anlattı:

“Yapılan ve incelenen araştırmalarda, gelecek hayalinden ziyade savaşın tahribatından kaynaklı yaşadığı o anda takılı kalıyor. Savaşın yıkıcı etkisini resmettiklerini görebiliyoruz. Yaptıkları resim çalışmalarında ise, bomba, siyah ve renksiz bir resim çizimi yaptıklarını görüyoruz. Savaşın bıraktığı yıkıcı etkilerinden çıkamayan bir döngü içinde kaldıklarını görüyoruz. Bu yönlü çocuğun gelişimi içinde çok yıkıcı bir etki yaratıyor.”

‘Medyada çocuğun üstün yararı gözetilmeli’

Medyanın savaş dili, savaşı yaşamayan çocuklar üzerindeki etkisini değerlendiren Sema Aktaş, şöyle devam etti:

“Çocuklar savaşı yaşamıyor, ama yaşayanları gördükleri zaman olumsuz etkilendikleri açıktır. Yetişkinlerin en büyük görevi, çocukların dünyayı anlayabilecekleri bir dil ile konuşabilmektir. Bu yönü ile çocuk edebiyatı bizlere çok iyi bir kapı açabiliyor. Pedagojik olarak çocuklara uygun olan kitapların okutulması çocuklarda ‘Dünya da bunlar var’ olgusunun ve duygularını rahatlıkla ifade edebildiklerinde bu zor durumları rahatlıkla olumsuz etkene yol açmadan konuşabilmesine yol açabiliyor. Çocukları bir fanus içinde, olan şeylerden büyüterek koruyamayız. Çocuğun anlayabileceği bir dilde konuşmak ve onun duygularını açabilmek çok önemli olacaktır. Bu yönü ile sosyal medyadaki paylaşımları yapanların üzerine de çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Yapılan her paylaşım çocuğun üstün yararının da gözettirilerek yapılmalıdır.” 

Öğretmenler hassas yaklaşmalı

Savaştan dolayı ülkeye birçok çocuk geldiğini ve bu çocuklar içinde ‘uyum çalışmalarının’ yapılması gerektiğini vurgulayan Sema Aktaş, şöyle konuştu:

“Savaşın yıkıcı etkilerine dair bir psiko-sosyal destek çalışmalarının yürütülmesi gerekiyor. Çocuğun geldiği ülke içinde hazırlığı yapıldığında, çocuğun acısını gören bir yerde olduğunda, öğretmenlerin de bu duruma göre hassas bir şekilde yaklaştığında çocuğun adaptesi daha kolay olabilir. Birleşmiş Milletler çerçevesinde çocuk haklarını gözeten yerlerden yaklaşmaları gerekiyor. Çocukları sadece savaştan korumak değil, yaşadığı ülkede çocuğun üstün yararını gözeten yerde olan politikalar yürütmeleri gerekiyor. Bunun en büyük örneğini Rojava’da 5 çocuğun soğuktan donarak yaşamını yitirmesinde görebiliyoruz. Çocuklar sadece olumsuz hava koşullarından değil aynı zamanda barınma ve beslenme sorunundan dolayı da yaşamını yitirdiği açıktır.”

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version