Serbest Görüş

Bir önerge ve bir mektup


Epstein dosyalarının gündemde olduğu şu günlerde, Türkiye’nin geçmişindeki kirli bir sayfa da hâlâ açık duruyor. 90’lı yıllarda Hollanda Adalet Bakanlığı yetkilisi Joris Demmink’e polisin istismar etmesi için ‘çocuk’ sağlaması unutulmuş değil

“Son durumu: Cevaplanmadığı gelen kâğıtlarda ilan edildi.”

Zamanın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından yanıtlanması için 8 Haziran 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na verilen yazılı soru önergesine verilen cevap böyleydi…

Önergenin sahibi o günlerde HDP Riha Milletvekili olan Nusrettin Maçin’di ve konusu da Hollanda Adalet Bakanlığı eski Genel Sekreteri Joris Demmink’in adı 90’lı yıllarda Türkiye’de 2 çocuğa cinsel istismarda bulunması, Türk polisinin de bu suça ortak olması üzerineydi. Maçin, önergesinde, “Demmink’in, 1996 ve 1998 yıllarında Türkiye’ye yaptığı resmi geziler esnasında; Topkapı sur dibinde 12 ve 14 yaşlarında sokakta yaşayan iki erkek çocuk, koruma polisi tarafından alınarak yine Topkapı’da bulunan bir otele götürülmüştür. İddiaya göre 2 çocuk, Demmink’le cinsel ilişki için teslim edilmiştir. Söz konusu olayın mağdurları ve tanıklarının görüntülü ifadelerinin mevcut olduğu söylenmektedir” diyor ve Hollandalı aktivistlerin, pedofili olmakla suçladıkları Joris Demmink için internet sitesi kurarak koruma polisinin itiraflarını ve mağdur ifadelerini yayınladığını belirterek, davanın daha sonra 2012’de Lahey Adalet Divanı’na taşındığını, ancak Lahey Mahkemesi’nin yardım talebine Türkiye’nin ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle olumsuz yanıt verdiğini söylüyor.

Sonuç olarak, Maçin, önergesinde 9 ayrı başlıkta Demmink dosyası hakkında çok ciddi sorular soruyor ve bakandan yanıt istiyordu. Ancak, kuşkusuz devlet refleksinin devreye girmesiyle önerge hiç yanıtlanmadı. TC sınırları içinde yaşayan 80 milyondan fazla insanın hakkının hukukunun temsilcisi olma iddiasında olan Meclis, iki küçük çocuğun hukukunu umursamadı.

Gazetemizde yer aldı

Aslında Yeni Yaşam okurları konuya yabancı değil. 17 Ağustos 2021’de Gülcan Dereli imzasıyla yayınlanan “Susurluk’un çocuk istismarı yüzü” başlıklı haber, konuyla ilgili bütün bilgileri eksiksiz olarak içeriyordu. Dereli’nin haberinde, o dönem Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar’dan başlayarak, olayda sorumluluğu olan sıralı emniyet görevlileri ve detaylar yer alırken, çocukların temin edilerek Demmink’e teslim edilmesine dek süreç anlatılıyor, olayla ilgili CD’ler ve resmi belgeler olduğu aktarılıyor. Aynı dönem, çocukların avukatlığını üstlenen Av. Eren Keskin’in “İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olamayacağını” savunarak yaptığı başvurular da bazı duvarları aşamıyor ve Türkiye bir çocuk istismarı dosyasını resmen kapatıyor.

Mektuba yanıt verildi mi?

Maçin’in soru önergesi de aynı günlere denk düşüyor. Önergede yer alan bir detay önemli. Maçin, Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi üyesi Ted Poe’nin konuyla ilgili dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a da 14 Eylül 2012’de bir mektup göndererek: “Araştırmalar, Türk polisinin Demmink’e çocukları getirdiğine işaret ediyor. Türkiye ve Hollanda’da işlenen bu suçlar ciddi ve derin endişe yaratıyor. Türkiye’de bu konudaki son gelişmeler cesaret verici olsa da ofisimden aldığım bilgiler beni, sizin bu konuya hızla dikkatinizi çekmeye yönlendirdi. Bu konunun en ince ayrıntısına kadar ve derhal araştırılacağına ve ülkenizin yargı otoriteleri tarafından ele alınacağına inanıyorum. Uzun zamandır müttefikimiz olan Türkiye ile bu olaya uygun bir çözüm bulmak için beraber çalışmayı dört gözle bekliyorum” dediğini de aktarıyor. Ancak Erdoğan’ın bu konuda ne yaptığı, Poe’nin “Dört gözle” beklediği bu yanıtın verilip verilmediği meçhul. Anlaşıldığı kadarıyla her konuşmasında ‘ahlak’ vurgusu yapan Erdoğan, mektuba yanıt vermek bir yana polis teşkilatının resmen çocuk ticareti yapmış olması ihtimalini pek önemsemiş gibi görünmüyor. Bu arada Ted Poe’nin malum ‘Türk düşmanı senatör’ klişesine kurban gitmiş olması da mümkün.

Namık Tan ne yaptı?

Ayrıca olay, Avrupa ve Lahey sınırlarını aşıp Bakker Schut Vakfı ve çocukların avukatı Adele van der Plas üzerinden ABD Temsilciler Meclisi’ne ve Helsinki İnsan Hakları Komitesi’ne kadar da gidiyor ve ABD Kongre üyeleri Ted Poe, Jim Costa ve Chris Smith, eski Hollanda Adalet Bakanlığı Genel Sekreteri Joris Demmink’in işlediği iddia edilen pedofili suçlarına ilişkin soruşturma hakkında Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Namık Tan’a da mektup yazarak açıkça ‘ciddi endişelerini’ dile getiriyorlar. Mektupta şunlar söyleniyor: “Ülkenizde çocuk cinsel turizminin iki mağdurunun, Hollanda Adalet Bakanlığı eski Genel Sekreteri Joris Demmink aleyhindeki iddialarını geri çekmeleri için tehdit ve baskı altında olduklarına dair haberlerle ilgili ciddi endişelerimizi dile getirmek için yazıyoruz. Haberlere göre, mağdurlara para teklif edilmiş ve hayatları ile aileleri tehdit edilmiştir. Mağdurların avukatı, tehdit ve baskıların Diyarbakır savcılığına iletildiğini, ancak mağdurların henüz herhangi bir koruma veya tazminat almadığını belirtiyor.”
Şu anda CHP’nin “Gölge Dışişleri Bakanı” olan Namık Tan’ın soruları nasıl yanıtladığı bilinmiyor ama anlaşıldığı kadarıyla ne Namık Tan, ne de iktidar, konuya ilgi bile göstermiyor ve Kongre üyeleri, Hollanda ve Türkiye yetkilileri cinsel istismar mağdurlarını görmezden gelmeye devam ettiğini kayıt altına alıyor.

Sorular hâlâ ortada

Sonuç olarak bütün uluslararası belgeler ve bilgilerin gösterdiği şey, Türkiye polisinin “çocukları Demmink’e bizzat götürdüğünü” açıkça itiraf eden polis memuru Mehmet Korkmaz ve dönemin amirlerini korumaya çalıştığı ve yargının da Hollanda’dan, uluslararası kurumlardan gelen bütün taleplere karşın konunun üzerini kapattığı yönünde. Maçin’in önergesinin yanıtlanmamış olması ve Ted Poe’nin mektubuna verilen yanıtın ortada olmaması bu kanıyı güçlendiriyor. Tam da Epstein belgelerinin ortalığa döküldüğü günlerde sur diplerinden toplanmış çocukların istismar için Demmink’e ‘ikram edilmesi’ olayının bu kadar karanlıkta kalması, kimlerin korunduğu sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version